Özgür Özel: “Ben Size Bu Yolun Sonunda Benim, Partimin, Çevremin Değil Milletin İktidarını Vaat Ediyorum; Kalkın Ayağa, Taşıyın Bu Partiyi İktidara”
YENİ PARTİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:
“BİR AYDIR FON KRİZİNİ ÇÖZECEK BİR YÖNTEM ORTAYA KOYMAK YERİNE LAFI EVELEYİP GEVELEYEN ANLAYIŞLA, KAÇAK-GÖÇEK SİYASETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Kırıkkale İl Başkanlığı ön seçimine katıldı. Burada konuşan YENİ Parti lideri Özel, “Değerli divan, kıymetli Kırıkkaleliler, il başkanım, korucu il yönetimi, kurucu ilçe başkanları ve yönetimleri, çok değerli yol arkadaşım, Belediye Başkanımız Ahmet Önal, belediye meclisimizin kıymetli üyeleri, YENİ Parti’nin her biri birbirinden yeni, her biri birbirinden heyecanlı her biri birbirinden yurtsever, vatansever, her biri birbirinden Atatürk’ün izinden yürümek için daha gayretli üyeleri, hepinizi sevgiyle selamlıyorum, hepiniz hoş geldiniz.” dedi. Özel, şunları söyledi:
“BUTLAN SÜRECİNDE İLK TEPKİYİ VERDİLER”
“Bugün böyle bir salonda sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. İl başkanımıza kuruluş sürecindeki gayretleri için teşekkür ediyorum. Sayın Mehmet Tomanbay’a, Kırıkkale gibi göz bebeğimiz bir ilimizde belediyesini kazandığımız, her gün bir önceki güne göre daha çok gönle girdiğimiz, partimizin gücünün arttığı, belediyemizle örgütümüz arasındaki uyumun, örgütümüzle şehrin arasındaki sıcak ilişkilerin her gün biraz daha pekiştiği, partimizin her geçen gün biraz daha büyüdüğü böyle bir süreçte Mehmet Tomanbay gibi geçmiş dönem milletvekilliği ile ve o önemli başarılı görevinden sonra önceki dönem milletvekillerinin parti ile parlamento ile kamuyla olan ilişkilerinin sürekli diri olması noktasındaki gayretleri ile seçilmişlere saygısıyla, butlan sürecinde önceki dönem 300’ün üzerinde milletvekilimizi organize edip ilk tepkiyi vermeleri ile partimizin kuruluş sürecinde göstermiş oldukları ileri görüşlülük, sahiplenme, bizlere ağabeylik, ablalık yapan öncelikli dönem milletvekillerimizi her daim yanı başımızda tutmasıyla, en son Halk TV’ye yapılan operasyonda dahi çok kısa sürede 300’e yakın önceki dönem milletvekilini organize etmesiyle bir partililik, vatanseverlik ve bir görev tamamlandıktan sonra bir kenara çekilmemek ya da sadece eleştirmemek, aksine yapıcı katkı sağlamanın ne olduğunu hepimize gösteren değerli büyüğümüze, onun şahsında hem önceki partimize hem bu partimize emeği olan tüm milletvekillerimize hayatta olmayanları rahmetle, olanları minnetle anarak onun şahsında teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar.”
“İL KONGRELERİNİN BU HAFTA SONU YAPILMASI GEREKİYOR”
“Değerli Kırıkkaleliler, bugün yepyeni bir adamı hep birlikte atmanın heyecanı içerisindeyiz. Sabah erken saatlerde Yozgat’taydım. Yozgat, mütevazı oy oranımızla, örgütümüzün zor şartlarda, geçmiş dönemlerde verdiği mücadeleyle, büyük şehirlerden bakıldığında hem bizim açımızdan siyasetin zor olduğu hem birilerinin kalesi görülen Yozgat, 19 Mart’ı takip eden süreçte orada yaptığımız tarihi mitingle, kimsenin dolduramadığı ve birilerinin boş bıraktığı kısımlarını bile hınca hınç tıkabasa doldurduğumuz, traktörlerle ilerlediğiniz yoldan Türkiye’nin çiftçilerine kasketimizle selam gönderdiğimiz o günden beri dikkatle takip ediliyor Türkiye siyasetinde. Ben geçtiğimiz 15 gün önce ilçe kongrelerine büyüdüğüm, okuduğum İzmir’den, Gaziemir‘den, Bornova’dan başladım. Kendi ilçemde, Yunusemre’de oyumu kullanıp ertesi gün Balıkesir’de, İstanbul’da ilçe kongrelerine katılarak bu süreci hem görünür kılmak hem de örgütümüzle birlikte olmak, onlardan güç almak, onlara güç katmak istemiştim. Bugün de il kongrelerinde tabii ki kuruluşun gereği bir an önce bütün kongreleri tamamlayıp kurultayımızı yapıp ardından altı aylık yasal süreyi tamamlayarak partinin seçimlere girme hakkını kazanmak için kongrelerin hepsi bir hafta sonunda yapılması gerekiyor.”
“PEK ÇOK UYGULAMAYI HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
“Bugün üç kongreye gidecek bir organizasyon planlayabildik. Önce Yozgat’ımızdan başladık. Sonra biraz önce ifade ettiğim gibi bende bambaşka yeri olan Kırıkkale’ye geldim. İl başkanımızla milletvekili iken Grup Başkanvekili, Grup Başkanı ve nihayet Genel Başkan olarak buraya yaptığım ziyaretleri, sizinle buluşmaları, kucaklaşmaları kısaca özetledim. Bu şehir benim 2018’de aday tanıtımı için Ahmet Önal’ın aday tanıtımında geldiğim, Onur Başkanla dostluklarına, sizin her iki gence de sahip çıkmanıza şahit olduğum hatta şehirden bir milletvekili çıkarmanın sözünü aldığım, mazbatayı da birlikte almak üzere söz verdiğim ama sonrasında yaşadığımız genel seçim yenilgisinden dolayı sevincimiz kursağımızdadır, Biz Mazbata alırken kaybedilmiş bir seçimden sonra öyle olmasın diye Mazbatayı almaya gelmediğimiz ama sonra çok başarılı bir milletvekili dönemi ile şehrin sesini parlamentoda Türkiye’ye duyuran bir milletvekili ile, örgütle uyum ve ardından Genel Başkanlığımda nasip olan, anketlere baktığımda da doğrulanan, Kırıkkale’nin iyi belediyecilik için, halkçı belediyecilik için şehrin yüzünü güldürecek, yıllarca yapılmamış altyapı yatırımlarını yaparken sosyal belediyecilikle de sahip çıkılması gereken herkese dokunacak belediyecilik için Ahmet Önal’ı çağırdığına şahit olmuştum. Beni kırmadı, sizi kırmadı, şehri kırmadı ve büyük bir seçim başarısıyla tarihe geçecek bir seçim başarısıyla görevi üstlendi. O günden bugüne de şehirde bir eksik varsa, Kırıkkale’nin sesini Türkiye’ye duyuran bir milletvekilliğinin eksiği vardır. Çünkü onu belediye başkanı yaptınız. Ama en güzel hizmetlerle Genel Başkan olarak benim göğsümü kabartıyor, partililerimizin göğsünü kabartıyor. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki genel seçimlerde Kırıkkale’ye öyle Ahmet gibi bir tane de değil, iki tane, üç tane milletvekilini hep beraber YENİ Parti olarak kazandıracağız. Bugün önemli bir adım atıyoruz, dedim. Partiyi kurduğumuz süreçte bize sordular. Dediler ki evet partinin adı YENİ Parti. Bir zaruretten kuruldu ama büyük bir heyecanla kuruldu. Adı yeni, adını millet koydu. ‘Peki YENİ Parti’nin nesi yeni?’ diye sorduklarında şunu söylemiştim. Eskisi olmayan, kıdemlisi olmayan, her birimizin Genel Başkandan en son kaydını yaptırmış üyeye kadar herkesin yeni olduğu bir parti. Ve geçmişte çok konuşulan bir çok şeyi hayata geçirecek bir parti.
“TÜRKİYE, BUNUN BEDELİNİ ÖDÜYOR”
“Nedir? ‘Üye ile neden yapmıyoruz ilçe seçimini?’ deyince kolaydan bir cevap verilir. ‘Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı.’ Biz ‘YENİ Parti’de kanunu değiştirmeden bu zorluğu aşabiliriz’ dedik. ‘Daha çok çalışırız. Bir değil iki kere salon tutarız. Bir değil, iki - üç kere toplanırız ama eğer istiyorsak biz bu işi başarırız’ dedik. İşte bugün YENİ Parti’nin Kırıkkale’de bin 711 üyesinin oylarına talip olan iki aday burada. Kendilerini ifade edecekler. Yarın 81 ille birlikte 830’un üzerinde örgütlendiğimiz ilçede olduğu gibi Kırıkkale’nin de bütün ilçelerinde sandık kurulacak, bin 711 üyemiz sandık başına gidecek ve bir karar verecek. Neye karar verecek? İli kimin yöneteceğine karar verecek. İki adayımız var. Biri, biraz önce bahsettim; Onur Yüksel Bozdağ kardeşim. Geçmişte birlikte siyaset yaptık. Bugün Kurucu il Başkanlığı görevini üstlendi. Ve bugün aday. Bir diğer adayımız, Eftal Sarısu büyüğümüz. Sosyal Demokrat Halkçı Parti’den beri görev yapan, belediye meclisinde grup başkanvekiliği yapmış, DSP‘de belediye başkan adaylığı üstlenmiş, önceki partimizde 2009 yılında Yahşihan belediye başkan adayımız olmuş. O da göreve talip. Ben buna nasıl karar vereyim? ‘Bir tarafta gençlik, bir tarafta tecrübe mi?’ diyeyim, eski yaptıkları görevleri, oradan-buradan mı soruşturayım? Tanıyorum diye Onur’dan mı yana olayım, yoksa bir başkasının etkisiyle başka bir karar mı vereyim? İşte biz bunların tamamını geride bırakmışız. Bugün bildiğiniz, gördüğünüz insanları birer kez daha dinleyeceksiniz. Yarın sandık başına gidip elinizi vicdanınıza koyup, ‘Parti için doğrusu budur’ deyip diğerine de yenilme, kaybetme, çekilme değil; gelme, yan yana durma, birlikte çalışma görevini vererek bir tercihte bulunacaksınız. Ben yanılırım, bir kişi yanılır. Bir kişi yanılınca, bir kişi yanlış kararlar verince neler oluyor? Türkiye bunun bedelini ödüyor. Ama bir yanılır, bin 711 kişi yanılmaz. Ne karar verirseniz, Genel Başkan’ın başının gözünün üstündedir. Hem Kırıkkale’de, hem 81 ilde örgüt kimi seçerse Genel Başkan’ın adayı odur. Örgüt neye karar verirse genel merkezin kararı odur.”
“MİLLET NE DİYORSA O OLACAK”
“Değerli yol arkadaşlarım, Türkiye’de yıllardır siyasetin değişmesi gerektiğinden bahsedilir. Bazen isimler değişir, tabelalar değişir, milletvekilleri değişir, bakanlar değişir ama siyaset yapma biçimi değişmez. Siyaset yapma biçimi değişmeyince ülkenin de kaderi değişmez. Sonra dönüp, ‘Millet siyaset kurumundan uzaklaşıyor, millet siyasete soğuyor, millet siyasetçiye niye güvenmiyor’ derler. Oy isterken hatırlanan, oyu aldıktan sonra kapı dışında bırakılan, kararlar verilirken görüşü sorulmayanlar siyasete, siyasetçiye soğumasın da ne yapsın? İşte biz bu yüzden daha ilk günden bir karar verdik. Dedik ki, ‘Önce kendimizi değiştireceğiz. Ülkeye demokrasi vaat eden önce kendi evinde demokratik davranacak. Ve başladık. Önce ilçe başkanlarımızı tüm üyelerle seçtik, şimdi il başkanlarımızı seçeceğiz, en nihayeti geldiğinde de Genel Başkanı da bugün için 770 bine sayısı çıkmış olan YENİ Parti üyelerinin vereceği oylarla kararlaştıracağız. Yani öyle laf olsun diye, propaganda olsun diye değil, gerçekten artık söz, yetki ve karar üyelerin olacak, siz ne diyorsanız Kırıkkale’de de Türkiye’de de o olacak.”
“SEÇİM İÇİN YOLA KOYULMALARI GEREKİYOR”
“Tabii bu iş bittikten sonra artık ilçe başkanı, oturup da ‘Ya beni üyeler seçti, ben çok güçlüyüm, yanıma kimse yanaşamaz.’ Ya da il başkanı, ‘Üyelerle seçilmiş il başkanıyım, yetkim, görevim, sorumluluğum yüksek, artık her şey benim sırtımda, herkes bir kenara’ diyemez. Artık bundan sonra tam tersine olabilen her yerde mahalle meclislerinin kurulması, tüm ilçelerde ilçe meclislerinin, illerde il meclislerinin kurulması, üyelerin kuruluşta kaydettik, yetkinliklerine, yeteneklerine, becerilerine zamanlarına göre ilçe meclislerine, mahalle meclislerine katkı sunmaları, tartışmaları, çalışmaları, belirlenen siyaseti genel merkeze önermeleri, belirlenen kampanyayı sloganı vaadi sokak sokak, mahalle mahalle, tarla tarla, fabrika fabrika her yerde bire bir anlatmaları ve en geç 15 ay sonra yapılacak olan seçim için dünya siyaset tarihinin en uzun, en kalabalık, en kararlı, en coşkulu seçim kampanyasını yapmak için yola koyulmaları gerekiyor. O yüzden Kırıkkale’de bugün yapılan il seçimi, bir sürecin sonunda il başkanının, yetkililerin belirlendiği, geri kalanı geri çekildiği değil, aksine bundan sonra hep birlikte yapılacak büyük yürüyüşün, iktidar yürüyüşünün başladığı gündür. Hepinizden bu sorumluluğu almanızı bekliyorum. Eski siyasette kararı verenler yukarıda, bedel ödeyenler aşağıdadır. Yeni siyasette aşağıdakiler en tabandakiler kararı alacaklar, yukarıdakiler yönetecekler ve kendilerini seçenlere hesap vereceklerdir.”
“ONLAR EVLADIMIZ, EŞİMİZ, BÜYÜĞÜMÜZ DEĞİLDİ AMA OLABİLİRDİ”
“YENİ Parti ile birlikte öyle bir yol açıyoruz ki artık Kırıkkale’de de Türkiye’de de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yarından itibaren yeni bir dönemi başlatıyoruz. Bizim ‘eski siyaset’ dediğimiz bir anlayış meselesi. Eski Siyasette kararları tepede oturanlar alır, denetlenmez. Liyakatin yerine sadakat geçmiştir. Kamu imkanları iktidarın malı gibi görünür. Devletle parti birbirine karışmıştır. Böyle olunca siyasetçiler de kibrin esiri olmuştur. İşte bugün AK Parti’nin temsil ettiği siyaset, bu kibirli siyasettir. Buradan Kırıkkale’deki AK Parti’nin ya da Cumhur İttifakı’na oy vermiş geçmişte, tüm seçmenlere seslenmek isterim. Bugün yaşadığımız sorunların hiçbiri gökten zembille inmedi. Hayat pahalılığı gökten inmedi, devlete olan güvenin aşınması gökten inmedi. Gençlerin gelecek kaygısı gökten inmedi. Torpil, adam kayırmacılık gökten inmedi. Kutuplaşma, gerilim siyaseti gökten inmedi. Bunların hepsi üst üste konmuş yanlışların sonucudur. Yanlış tuğla ile doğru duvar öremezsiniz. İşte bugünlerde yaşıyoruz. Yanlış tuğlaların ördüğü duvar, bir gün milleti de sizi de altınıza alır üstünüze yıkılır. İşte doğru tuğlalarla doğru duvarı örmenin adı, yepyeni bir siyasettir. Yanlış tuğlaların ördüğü duvar deyince şöyle bir geriye doğru baksak örneğin, özel hastaneler. Özel hastaneler para kazansın diye verilen imtiyazlar, kesilen faturalar, birkaç gün burada fazla kalsın diye küvezde tutulan çocuklar ve yenidoğan çetesi. O ölenler belki bizim torunumuz değildi ama her birimizin de olabilirdi. Okullar; özel okullar, devlet okulları. Parası olana en iyi imkanlar, parası olmayana devlet okulunda veliden para toplanamazsa yapılamayan temizlikler, pis tuvaletler ve kapısında polis, bekçi, güvenlik bulunmayan devlet okulları. Okullara yapılan akran zorbalığının en ileri haline gelmiş silahlı, bıçaklı saldırılar. Ölen çocuklar belki bizim değildi, ama her birisi bizim evladımız olabilirdi. Bunun gibi Soma‘da 301 hayatını kaybeden maden işçisi belki akrabamız değildi, olabilirdi. Sel sularında, İstanbul’u yönetirken, ‘Biz bu şehre ihanet ettik’ diyenlerin dere yataklarına gökdelenler dikenlerin işte hala beş vatandaşın kayıp olduğu o dere yatağına o büyük imar projelerini verenlerin yarattıkları faciada sel suyunda ölenler belki bizim evladımız, eşimiz, büyüğümüz değildi ama olabilirdi.”
“FON KRİZİNİN ZARARI 110 MİLYAR DOLARA ULAŞTI”
“Her şey denetimsizliğe, bir kişinin ve etrafındakilerin verdiği karara, devletin şahsileşmesine, bir partinin devletleşmesine, partinin devletin emrine girmesine, suçun muhaliflere atılan bir iftiraya, suçsuzluğun iktidar sahipleri ne yaparsa yapsınlar kavuştukları bir imtiyaza dönüşmesi. İşte bu şartlar altında bir aydır bir fon soygununu konuşuyoruz. Bu krizin ekonomiye doğrudan maliyeti ilk başta 20 milyar dolardı. Az para değil. Fahiş bir para. 20 milyar dolar. Sonra borsaya etkisi ile birlikte 90 milyar dolara, dün yapılan tarafsız hesaplamalarda son yarattığı tahribatla birlikte 110 milyar dolara ulaştı. Şunu hatırlatmak isterim, 11 ili etkileyen, 56 binin üzerinde vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve ‘6 Şubat asrın felaketi’ dediğimiz deprem 100 milyar dolar toplam hasar yaratmıştı. Bu fon rezaleti, 110 milyar dolarla asrın felaketinin üzerinde bir asrın soygunu, asrın rezaleti ve insanlar açısından da asrın vurgununa dönüşmüştür. Ve şu kadarını söylemek lazım. ‘Ya acaba bu işten kimdir sorumlu olan?’ Kimdir sorumlu olan? Hiç lafı eğip bükmeyelim. Üç kelimeyle Recep Tayyip Erdoğan.”
“SİZ BU DOLAPLARI HEP BERABER ÇEVİRDİNİZ”
“Değerli arkadaşlar, bir büyükelçinin, bir Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanının, bir İstişare Kurulu üyesinin, bir Varlık Fonu yöneticisinin atanmış olması evet, önemli. Ama bu fonların içeride tutuklu olanlarının, dışarıda tutuksuz olanlarının, adlı söylenenlerin, gizlenenlerin, hepsinin altında Recep Tayyip Erdoğan’ın teker teker imzası var. Bugün Karar gazetesinin manşetinde gördüm. İki tane 200 liranın üzerindeki imza, 50 liranın üzerindeki imza, üçünün de Merkez Bankası adına atılmış imzalar, fon vurgununda Erdoğan tarafından görevlendirilmiş ve suçüstü yakalanmış kişilere aittir. O yüzden buradan açıkça söylüyorum. Sayın Erdoğan dinlesin. Zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyken biz, bir takım çelişkilerden istifade etmek isteyerek birbiriyle uyumlu, uyaklı cümleler kurardı. Belki hatırlar. Şimdi ben kendisine söylüyorum. Sayın Erdoğan, bunları atayan AK Partili. Atananlar AK Partili. Soyanlar AK Partili. Soyulanlar AK Partili. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz. Hepiniz oradasınız, hepiniz oradasınız. Bir aydır bu sorunu çözecek bir yöntem ortaya koymak yerine, lafı eveleyip geveleyen bir anlayışla, bir kaçak göçek siyasetle karşı karşıyayız. Geçmişte bakanların yatak odalarından, ayakkabı kutularından paralar çıktığında önce ‘FETÖ’cüler koydu’ deyip, sonra faiziyle geri isteyenler bunlar. Her zaman başına bir şey geldiğinde suçu başkasına atıp, kendisini temize çeken bunlar. Geçen gün şuna uğraşıyor. ‘Bu fon meselesinde dış güçler sabotaj yapıyor’ diyor. Sayın Erdoğan buradan soruyorum. Fon şirketlerinin yönetimlerine, o AK Partili isimleri dış güçler mi atadı? Fatma Betül Sayan Kaya’nın 2,2 milyarlık vurgununu dış güçler mi yaptırdı? ‘Türkiye Yüzyılı’ sloganını bulan milletvekiline yüzyılın soygununu tasarlamayı dış güçler mi öğretti? Partinin Sözcüsü Ömer Çelik’i fon vurguncusu ile Bodrum’da baş başa tatile dış güçler mi gönderdi? Hayati Bey’in oğlunun mal varlığına savcılar, hakimler el koydu da mal varlığındaki tedbiri dış güçler mi kaldırttı? Siz bu dolapları hep beraber çevirdiniz. Milletin parası çalınırken tam da orada hep birlikteydiniz.”
“ERDOĞAN, ŞİMDİ ‘BÜYÜTMEYİN’ DİYOR”
“Beyefendi şimdi küçümsüyor. Diyor ki ‘Toplam fon sayısının yüzde 4,6’sında bir sorun çıktı. Büyütmeyin.’ Küçültmeye çalıştığı iş depremden büyük hasar bırakmış memlekete. Yahu milletin 110 milyar doları gitmiş, hesap vereceği yerde hala milletle alay ediyor. Bu işin çözümünü dört hafta önce Meclis’e sunduk. Amerika’da geçmişte benzeri olmuş, alınan tedbirler tekrarına mani olmuş. Haksız kazancı olanların peşine düşülecek. Bunların elde ettikleri karlara, paralara el konulacak. Yurt dışından irtibat bulunup, yurt dışına kaçırılan paralar geriye getirilecek ve mağdurların paraları ödenecek. Buradan AK Partili ve bu fonda parasını kaptırmış, sesini kimseye duyuramayan mağdurlara sesleniyorum. ‘12 milyon üyemiz var’ diyor. Ne gün gelip de size bir şey sordular? Ne gün bizim gibi üyeyi işin merkezine koydular? Oy alırken AK Partili ama imtiyaz görenler ta en tepedeki. AK Partili olup da o tepedekiler gibi bir eli yağda, bir eli balda olanlar, istediğini istediği yere atayanlar, yatlarda, katlarda, kotralarda gezenler varken burada seçim zamanı hatırlanan 23 bin lira emekli maaşıyla sefalet çeken, ürünü, sütü, tarlada yetiştirdiği ürünü para etmeyen, bankaya borçlarını ödeyemeyen, aldığı maaşla geçinemeyen ama cebinde bir zaman birileri kaydetti diye AK Parti üyeliği olanlara söylüyorum. Sen onlarla aynı tarafta değilsin, sen bizimle aynı taraftasın. Yanımıza gelirsen bu iktidarı değiştireceğiz, senin de yüzünü güldüreceğiz.”
“TEK İSTİSNASI GENEL BAŞKAN’DIR”
“Değerli arkadaşlar, bizim ‘yeni siyaset’ dediğimiz yapının üç tane kolonu var, üç tane taşıyıcı ayağı var. Birincisi, siyaseti millete vermek. Bugün buradaki sandık bunun için vardır. Gönlümüzden geçenin değil, sandıktan çıkanın kazanması demokrasidir. Üyeye, seçmene, milletin kararına güvenip saygı duymaktır. Kimsenin oturduğu koltuğa kök salmamasıdır. Herkesin makamlarını emanet görmesi, dönem kuralı olması, o kurallara herkesin uyumasıdır. YENİ Parti’de tüzüğe koyduk; iki dönem kuralı, üç dönem kuralı. Milletvekilleri için ya da partideki iki yıllık görevler için tanımlanmıştır. Bunların bir tek istisnası vardır. O da Genel Başkan’dır. Genel Başkan iki dönem kuralına, üç dönem kuralına tabi değildir. Genel Başkan bir kurala tabidir. Seçime girer, girdiği seçimde partisi birinci parti olur; görevinde kalır. Seçimi kaybeden evine döner kardeşim; tek dönem kuralı vardır. 14 seçim kaybedip de millete kaybettirecek 15’inci seçime aday olmak, milletin kahrolduğu günlerde ‘Acaba ben Genel Başkanlıkta nasıl devam ederim?’ diye hesap yapmak yeni siyasetin işi değildir. 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık. Söz vermiştim kurultayda. Beş ay sonra partiyi birinci parti yaptık. Partimiz AK Parti’yi kurulduğu günden sonra ilk kez yendi, 31 Mart‘ta o akşamı hep beraber yaşadık.”
“BİZİM SERMAYEMİZ, TESLİM OLMAMAKTIR”
“31 Mart günü sandıklar açılırken sandık görevlilerine bir mesaj yolladık. O mesaj eskiden olduğu gibi ‘Birazdan Anadolu Ajansı’ndan, TRT’den kötü haberler alacaksınız. İnanmayın. Kötü sonuçları tezce giriyorlar. Sakın sandığı terk etmeyin, ıslak imzalı tutanakları bırakmayın’ diye bir mesaj atmadık. Sandıklar açılırken şu mesajı yolladık. ‘Birazdan Türkiye’nin dört bir yanından çok güzel haberler alacaksınız. Sakın sevinmek için sandığı terk etmeyin. Islak imzalı tutanakları partimize getirin’ dedik. Kaybetmeye alışan değil, kazanmaya kararlı, kaybederse gidecek, kazanmaya ant içecek bir yönetim anlayışına ihtiyacımız vardır. Bu salonda kaybetmeye alışanları değil, kazanmak için yola çıkanları görüyorum. Partimizin ikinci önemli ayağı, devletin kapılarını millete açmaktır. Bugün devletin kapısına bir partinin rozeti konmuştur. Adalet kapısına, gelir kapısına AK Parti’nin bayrağı asılmıştır. Devletin kapıları bir partiye açık, ama millete kapalıdır. Biz devletin kapılarını 87 milyona ayrımsız açmaya geliyoruz. Biz adamı olanın değil; arkada kalanın öne çıkacağı yepyeni bir düzen kurmaya geliyoruz. Üçüncüsü de hesap vermektir. Yeni siyasette yetki kullanan herkes hesabı millete verecek. Siyaset şeffaf olacak. Yanlış yapan asla korunmayacak. Şimdi önümüzde iki Türkiye var. Bunlardan birincisi eski siyasetin devam ettirilmek istendiği Türkiye. Orada yoksulluk var, krizler var, kayırmacılık var. İkincisi ise yeni siyasete umut bağlamış olan, yeni siyasetin hakim olacağı Türkiye. Orada devletin bir avuç insana değil, millete ait olduğu bir Türkiye var. Biz geçmişin kavgasını sürdürmeye değil, bitirmeye kararlıyız. Ortak geleceğimizin yolunu açmaya geliyoruz. Biz birilerinden intikam almaya değil, devleti adaletle buluşturmaya geliyoruz. Biz insanları birbirinden ayırmaya değil, bu memleketin evlatlarını aynı sofraya oturtmaya, o sofrayı büyütmeye, bereketlendirmeye, sofrada oturmuş bu milletin evlatlarının o sofrayı eşitçe bölüşmesine inanıyoruz. Bunun için iktidara geliyoruz.”
“SİZE MİLLETİN İKTİDARINI VAAT EDİYORUM”
“Bugün burada yan yana, omuz omuza, kol kola duruyorsak bir şeyi sakın unutmayalım YENİ Partililer. Biz buraya düz bir yoldan gelmedik. Önümüze kimse kırmızı halılar sermedi. Kapılar ardına kadar açılmadı. Aksine yolumuz tümsekler, çukurlar, tuzaklar, kumpaslarla doluydu. Önümüzdeki kapılar çifte çifte sürgülüydü. Bir sivil darbenin oklarının arasından yürüdük. Altı Ok’a inanmış, Atatürk’e inanmış, silah arkadaşına inanmış kadrolar olarak karşıdan gelen okların üzerine üzerine yürüdük. Vurulup düşenler oldu, koluna girdik kaldırdık. Korkup kaçanlar oldu, onları çok gerilerde bıraktık. Bugün elimizde sınırsız imkanlar olmayabilir. Devlet gücü bizde olmayabilir. Büyük bir sermaye arkamızda olmayabilir. Her kapı yüzümüze kapanmaya çalışıyor olabilir. Yarın bugünden daha da zor olabilir. Yeni bedeller ödemek zorunda kalabilir, yeni ihanetlerle yüzleşebiliriz. Ama sakın unutmayın ki; bizim gücümüz, bizim sermayemiz teslim olmamaktır. Kötülükten korkmamaktır. Karşısındakinden korkup geri adım atmama, geride kimseyi bırakmamaktır. O yüzden biz birbirimize karşı sorumluyuz. Birimiz yorulursak diğerimiz ona omuz verecek. Birimiz düştüğünde öteki elini uzatacak. Birimiz bir yerde kalırsa, öbürü bayrağı onun elinden alıp menzile doğru yürüyecek. Ben size hiç düşmemeyi değil, ama düşsek bile omuz omuza verip ayağa hep birlikte daha kuvvetli kalkmayı vaat ediyorum. Ben size dikensiz gül bahçelerinden iktidara yürümeyi değil; o dikenlerin üstüne basıp, o dikenleri kıra kıra iktidara yürümeye vaat ediyorum. Ben size mücadele, azim ve hep birlikte haysiyetli bir yürüyüş vaat ediyorum. Ben size bu yolun sonunda benim, partimin, çevremin değil; milletin iktidarını vaat ediyorum. Milletin iktidarını kurmaya hazır mısınız? Kalkın ayağa, taşıyın bu parti iktidara. YENİ Parti sizden aldığı talimatla, adını koymanızla, bütçesini yapmanızla, kararlılıkla iktidara yürüyor. Sizinle birlikte, memleket aşkıyla. Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Kırıkkale seni seviyoruz. Seninle birlikte zafere yürüyoruz. Sağ olun, var olun.”