Bangladeş Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Humayun Kabir, ülkesinin bu ay Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ve 'Mekke Paktı' olarak anılan savunma anlaşmasına katılmaya davet edildiğini açıkladı.
Kabir, davetin hangi ülkeden geldiğini belirtmezken Reuters, konuya yakın bir kaynağa dayandırdığı haberinde Riyad'ın Dakka yönetimine teklif götürdüğünü bildirdi.
Kabir, “Orta Doğu'daki İslam ülkeleri arasında bir güvenlik düzenlemesi varsa, bizim de buna katılmayı değerlendirmemiz olağandışı değil. Konuya olumlu yaklaşılıyor” dedi.
KOLEKTİF SAVUNMA İLKESİ
Mekke Paktı, taraflardan herhangi birine yönelik silahlı saldırının üç ülkenin tamamına yapılmış sayılmasını öngörüyor. Bu hüküm, anlaşmayı NATO gibi büyük askeri ittifakların kolektif savunma anlayışına yaklaştırıyor.
Bangladeş'in katılımı ise ülkenin bölgesel konumu açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Dakka yönetimi bugüne kadar büyük jeopolitik kamplaşmaların dışında kalmaya çalışırken, ülke nükleer silaha sahip iki rakip olan Hindistan ve Pakistan'ın bulunduğu Güney Asya'da yer alıyor.
Bangladeş ayrıca 2024'te kitlesel protestolar sonucu iktidardan uzaklaştırıldıktan sonra Hindistan'a giden eski Başbakan Şeyh Hasina'nın iadesini talep ediyor.
Bangladeş'in Pakistan'la aynı savunma ittifakında yer almasının, İsrail'le güçlü ilişkilere sahip Hindistan tarafından güvenlik tehdidi olarak algılanabileceği belirtiliyor.
NE AMAÇLA KURULDU?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Mekke Paktı'nın tamamen savunma amaçlı olduğunu ve herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurguluyor. Buna karşın bazı analistler Ankara-Riyad-İslamabad hattında oluşturulan yeni güvenlik mekanizmasının İran'a karşı şekillendiğini öne sürüyor.
Üç ülkenin nüfusunun büyük bölümü Sünni Müslümanlardan oluşurken, Suudi Arabistan'ın İran'la ilişkileri uzun süredir sorunlu. Türkiye ve Pakistan ise Tahran'la görece daha dengeli ilişkiler yürütüyor.
Pakistan aynı zamanda ABD ile İran arasında, Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışma nedeniyle yürütülen müzakerelerde önemli bir arabulucu rol üstlenmiş durumda.
Suudi Arabistan ise topraklarındaki ABD askeri unsurlarını hedef alan İran'ın misilleme eylemlerinden etkilendi. Çatışmanın uzamasıyla birlikte Riyad ile Yemen'in kuzeyinin büyük bölümünü kontrol eden Husiler arasındaki gerilim de yeniden yükseldi.
MISIR İÇİN DE GİRİŞİMDE BULUNULDU
Anlaşmanın ilk aşamada üçlü bir yapı olarak planlandığı ancak Mısır'ın da ittifaka dahil edilmesi için girişimlerde bulunulduğu belirtildi.
Güçlü bir orduya sahip Mısır'ın, Gazze'deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerden Afrika'daki gelişmelere kadar birçok konuda Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan'la giderek daha fazla ortak pozisyon aldığına dikkat çekildi.
KAYNAK: Cumhuriyet Gazetesi.