Özgür Özel, Bursa'nın Fadıllı Köyü'nde incir üreticileri ile buluştu!

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa'nın Nilüfer ilçesine bağlı Fadıllı Köyü’nde İncir üreticileriyle buluştu.

SİYASET - 19-09-2026 02:53

Özgür Özel,“Çiftçinin Yaşatılmadığı Yerde Kimse Güvende Olmaz”

“İNCİR FİYATI MAZOT KARŞISINDA 8 KAT ERİMİŞSE ‘VARSIN GEÇİNMESİN’ DİYEMEZSİN, ÇİFTÇİNİN MAZOTU UCUZLAMALI”

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa Nilüfer’e bağlı Fadıllı Köyü’nde incir üreticileri ile buluştu. YENİ Parti lideri Özel, burada yaptığı konuşmada, “Değerli hanımefendiler, değerli büyüklerim, sevgili muhtarım biz 20 Mayıs gününden beri önce 22 şehir gezdik, sonra baktık ki olmuyor, yeni bir yola düştük. Yeni partimizi kurduk. Onun Genel Başkanı olarak geldiğim 14’üncü şehir. Yani 36’ncı il ziyaretinde buraya geldik” dedi. Özel, şunları söyledi:

“SORUNLAR ÇOK BENZER, ÇOK YAKICI”

“Geçtiğimiz hafta değil, ondan önceki perşembe kendi memleketim Manisa’daydım üzüm üreticisinin sorunları için. Ondan önceki hafta Trabzon’daydık, fındık üreticisinin sorunlarını konuştuk. Bir gün sonrasında Rize’de çay üreticisinin sorunlarını konuştuk. Sorunlar birbirine çok benzer, çok yakıcı. Ama üzerinde konuşulunca, haber olunca, işte bu kıymetli televizyon kanalları, ajanslar bunları haber yapınca hiç değilse memleketin bu sorunlardan haberi oluyor ve bu konuda bir çözüm umudu doğuyor. Biz YENİ Parti olarak sorunları biliyoruz, nasıl çözeceğimizi de biliyoruz. Ama bugünün yakıcı meselelerini böyle gelip işte kahvenin önünde, masayı caddenin üzerine koyup, ürünleri önümüze alıp… Biraz önce yolda da durdurdular ellerinde mazot bidonlarıyla, sütle. Hepsinin dertlerini ayrı ayrı dinledik.”

“KARTELLER FİYAT, KOTA DAYATIYORLAR”

“Aslında bu sorunların hepsinin temelinde üreticinin elinden bu ürünleri alan, kartelleşen ki şimdi duydum, bu alanda yedi taneymiş. Alaşehir’den dışarı üzüm ihracatında altı tane, yok işte çeri domateste beş tane firma kartelleşiyor ve kuralları onlar koyuyorlar. Size fiyat dayatıyorlar ya da size bazen kota dayatıyorlar. Diyor ki ‘Fiyata bile bakmadan almayız.’ Aslında alacak. Şimdi bu ürün İngiltere’de satılıyor. Hatta diyorlar ya ‘Kraliçe, şimdi Prens Charles yiyormuş’ falan. Şimdi bu ürün geçen sene 190 liradan satılmış, Başkan söyledi. Bütün bir sene satılan ortalama fiyat da kaç paraydı? 110 lira. Yani en ucuz satılan da en pahalı satılan da paçal, hem de iç piyasa ve dış piyasa paçal 110 liradan satılmış. Bu sene bu ürünün fiyatının 150 liradan açılması beklenirken, 130 liradan açılmış ve hızla düşmüş. 40 liraya satıldığı günler olmuş, 50 - 60 lira… Gerçekten yazık. Yani 3 bin liraya toplandığına, toplayanın ne kadar topladığına baktığımızda toplama maliyeti yemeği filan da katınca 25 liranın üstüne çıkıyor. Bunun bütün bir yıl boyunca üretim maliyetine toplama hariç 55 lira söylediler. Toplamayı da üstüne koyduğunda 70 - 80 lirayı geçen bir maliyet var. Sen bunun altına sattığında zararına satmış oluyorsun.”

“PRENS CHARLES İNCİR YEMEYECEK Mİ?”

“Başkan dedi ki ‘Çare… Ben öneriyorum aslında. Mutlaka üretici kooperatifi kurmak.’ Geçmişte bazı kooperatif tecrübeleri kötü sonuçlandı diye insanlar bazen uzak duruyorlar. Ama kooperatif demek çiftçilerin, bir konuda birlikte çalışanların bir araya geldiği… işte bu incir üretimi ise incir üretim kooperatifi, üzümcülerin kooperatifi gibi böyle bazı kooperatifler var ve iyi sonuçlar da veriyor. Bir araya gelip güçlerini birleştirmeleri, birbirleriyle dayanışma içine girerek kuralları başkasının koyduğu değil, üreticinin koyduğu bir sistem, bir düzen oluşturmaları gerekiyor. Tabii güçlendikçe bir kere şöyle bir şey mümkün. Nasıl burada alımda bir tekel varken kooperatif ürünleri toplar, siz satımda tekel olursunuz. Yani ‘Kardeşim bütün ürün bizim kooperatifimizin elinde. Biz 60 liraya mal vermiyoruz.’ İşte ne hakkınız? ‘130 - 120 liranın altında bu köyde size bu malı satan yok’ dediğinde ne yapacak Prens Charles? İncir mi yemeyecek? Elbette yiyecek ama aracı kazanmayacak, sen kazanacaksın. Çünkü bu ürünün İngiltere’deki fiyatı, sizden 120 lira değil 40 liradan alınca İngiltere’de üçte birine düşmüyor. Tanesini 1 Euro’dan satıyorlarmış. Yani buradaki kilo fiyatı orada tane fiyatına.”

“KENDİNE YETEN YEDİ ÜLKEDEN ENFLASYONDA İLK BEŞE…”

“Tabii bu çilekte de şeftalide de biraz önce söylediniz, temel ürünlerden bir tanesi armutta da erikte de farklı değil. Bunun bunun için bir kere çok açık bir şeyi görmek lazım. Bir ürün geçen sene 200 liradan satılıp mazot 50 lirayken 4 litre mazot alıyorsa; bu sene bundan 2,5 kilo satıp 1 litre mazot alıyorsa burada bu ticaret olmaz, bu ticaret dönmez, bu evler dönmez. En sonunda sokağa da dökerler, kuyuya da atarlar, ağaçları da sökerler. Kimse artık bu işten geçinmez. ‘Varsın geçinmesin’ diyemezsin. Türkiye kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biriydi dünyada. Şimdi gıda enflasyonunda ilk beşin içinde. Bizden kötü ülkeler; Arjantin, Venezuela, İran, Güney Sudan falan. Yani ya savaşta ya kıtlıkta ya iç savaş olan ülkeler. Avrupa’nın gıda enflasyonu yıllık yüzde 1,9. Türkiye’nin gıda enflasyonu yüzde 35. Bu yüzden çiftçi yaşının yaşlanması, yani Türkiye’de ortalama çiftçi yaşı 57 olmuş, gençler artık çalışmıyor. Asgari ücretle, güvencesiz bile olsa iş bulup şehre kaçmaya çalışıyor. Hani Türkiye’de her şeyden bir beka sorunu buluyorlar, esas beka sorunu budur. Eğer sen bu senelerde çiftçine gerekli desteklemeyi yapmazsan, onu yıldırırsan, onu perişan edersen; gelecek sene artık hem bu ürünü üretip satamazsın hem de çilek alacaksın, işte Yunanistan’dan almak durumunda kalırsın, İtalya’dan erik alırsın, şeftaliyi bir başka memleketten alırsın. Artık çok daha zor bir duruma gelebiliriz. Bunun için biz açık ve net bir şekilde, ümit ediyorum YENİ Parti iktidar olduğunda biraz önce dedi abi ‘Karaoğlan’ın projeleriydi’ dedi Bülent Ecevit’in. Hem köylerde kooperatifler, üretici kooperatifleri kurulması… Mesela İzmir’de süt kooperatifleri var üyeleri para kazanıyor. Üyeleri hem çok ucuza ürününü satmak zorunda kalmıyor, hem de kooperatifin karından yıl sonunda para alıyor, kar ediyor. Sizin önümüzdeki dönemde başta incir olmak üzere bu tip stratejik ürünlerde kooperatifleşmeniz, birliklerin kurulması, birlikte pazarlık gücünü artırmanız, varsa soğuk hava depoları, bunların sizin sahibi olduğunuz kooperatifler tarafından yapılması, desteklenmesi bizler tarafından son derece önemli.”

“ÇİFTÇİNİN YAŞATILMADIĞI YERDE KİMSE GÜVENDE OLMAZ”

“Aksi takdirde pandemi sırasında şöyle bir şey vardı. Birisi çok güzel bir şey anlattı. Buradan ülkeyi yönetenlere bunu hatırlatayım. Kendimiz zaten bunu hep aklımızda tutuyoruz. Pandemi sırasında bütün oteller kapalıydı. Öyle olunca bütün turizm acenteleri, ki orada acentenin bir sahibi var ama 15 - 20 tane kiminde 3 - 5 tane çalışanı var. İşsiz kalmıştı, maaşsız kalmıştı. O gün o maskeli dönemde Zoom üzerinden, uzaktan erişimle onlarla toplantı yapıyorduk sorunlarını duyuralım diye. Dedi ki, ‘Biz turizmciler bal arısı gibiyiz. Çok çalışıyoruz, bal yapıyoruz. Ama bu sene çiçekler açmadı. O yüzden bal yapamıyoruz, çiçeklere gidemiyoruz. Bizim kovanın başına bir şekerli su koyun ki bu seneyi atlatalım. Eğer atlatamazsak seneye çiçekler açacak ama arılar olmayacak. O zaman hiç bal olmayacak’ dedi. Şimdi üreticinin durumu böyle. Eğer bu zor zamanlarda bir destekleme yapılmazsa, seneye iyi bir zaman gelse de yani ürün para etse de asla ve asla çiftçinin yaşamadığı, yaşatılmadığı bir yerde bu ülkede kimse güvende olmaz. Kimse geleceğini güvenle karşılayamaz. Buradan bu fiyat istikrarsızlıklarında özellikle akaryakıt fiyatlarının, gıda fiyatlarında çok önemli olduğunu söyleyelim. Bu birincisi. Yani buradan bütün Türkiye’ye Fadıllı Köyü’nden şunu söyleyeyim. Geçen sene 1 kilo incirin 4 litre mazot aldığı yerde; şimdi 2 kilo incir satıp 1 litre mazot alamıyorsan incir fiyatı mazotun karşısında 8 kat erimişse hiçbir şey olmaz. Bir kere çiftçinin kullandığı mazot ucuzlayacak, ÖTV’siz ve KDV’siz olacak ki en önemli girdi maliyeti düşecek.”

“OTOBANLARIN ÖZELLEŞTİRİLMESİYLE FİYAT KATLANACAK”

“İkincisi, tam da yerindeyiz. Bursa’daki otobanları özelleştiriyorlar. Türkiye’deki bütün otobanları özelleştiriyor, Bursa’daki çevre yolunu da özelleştiriyor. 20 senedir bedava gidilen şehrin etrafındaki otobanı özelleştiriyor. Şimdi paralı yapacak. Ayrıca devletin yaptığı otobanlar 1 liraya geçiliyor kilometresi. 50 kilometre gidiyorsun 50 lira. Bunların döneminde yapılanların ve özel yapılanların kilometresi 5 lira, 50 kilometresi 250 lira. Şimdi hem mevcut otobanlar beş katına çıkacak, hem bedava olan otoban paralı olacak. Sonra Bursa şeftalisi buradan çıkacak, bedava gittiği otobandan 70 liraya geçecek. Ki bu normal araba. İşte o altı tekerli kamyon kim bilir kaç liraya geçecek? Normalde gittiği otobanlardan beş kat pahalıya gidecek. Ankara Hali’ne gidecek, İzmir Hali’ne gidecek, İstanbul Hali’ne gidecek. Orada fiyat iyice katlanacak.”

“TEŞVİKLER ÇIKARACAĞIZ AMA SİZİN DE GÜÇBİRLİĞİNİZ GEREK”

“Biraz önce söyledi büyüğümüz, ‘Ürün tarlada bu fiyat, geldim böyle.’ Bu sadece sizde de böyle değil. Ben Burdur’da kadınlarla fasulye kırdım. 8 lira tarlada. Burdur pazarında 60 lira, İstanbul pazarında 150 lira, Bodrum’a gittin mi 200 liraya satıyor. Yani hem yerine göre fiyat alıyor hem de nakliye ile otoban fiyatlarıyla, mazot fiyatlarıyla katlanıyor. Öyle bir noktaya geldik ki şu çileğin esas fiyatı değil; bunu taşırkenki mazot fiyatı fiyatını belirliyor. Geçtiği otobanın fiyatı, hale gidince haldeki işte Hal Yasası’nın çıkmamış olması ya da ürününe göre lisanslı depoculuğun yapılmıyor olması ve yine en başta söylediğimizi sonda da söyleyeyim. Sizin bir araya gelip güç birliği yapmamanız. Kooperatifçilik için şöyle bir örnek vereyim. Ben kendim eczacıyım, kooperatifin üyesiyim. Kooperatif dışında bir kutu Aspirin satın almam, hastama vermem. Çünkü öbür türlü onlar şimdi para kazanırlar, kooperatif battı mı bana da para kazandırmazlar. Kooperatifçilik sudur. Burada cam var bak karşımızda. Avucuna bir avuç kumu al cama at. Her bir kum tanesi teker teker dağılır, kimse camı geçemez. Ama sen bir avuç kumu bir tülbentin içine koy, ağzını bağla, at cama, camı kırar geçer. Kooperatif bir arada durmak, güçlü durmak, birbiriyle güç birliği yapmak. Bunun için biz YENİ Parti iktidarında çok güzel kanunlar çıkaracağız, teşvikler çıkaracağız. Ama sizin de bu bilince kavuşup güç birliği yapmanız lazım. O zaman günü geldiğinde ‘Kardeşim bu ürünün fiyatı budur, bu fiyattan ihracata veriyoruz. Altında satıyorsanız Bursa karasını bu sene yemeyeceksiniz kardeşim. Biz bu ürüne ihracata bu fiyat…’”

“ÇİFTÇİ DE İHRACATÇI DA KAZANIR”

“Elbette fahiş bir fiyat değil. Zaten köylü fahiş fiyatın peşinde hiç olmaz. Girdi maliyetlerini hesaplar, makul bir kar koyar. Karını koyarken ‘Borcumu ödeyeyim, çoluğumu - çocuğumu geçindireyim, oluyorsa da kenara birazcık para koyayım ileride düğün yaparsam. Ya da bir parça daha bir toprak tarla bahçe satılırsa onu alırsam’ der ve bunu kendine kar sayar. Öyle fahiş fiyatın peşinde koşmaz. O yüzden girdi maliyetlerini, taşıma maliyetlerini, üretim maliyetlerinin hepsini düşünüp bir makul fiyat belirlenir. Siz de kazanırsınız ihracatçı da kazanır. Ama kimse kimsenin hakkını yemiş olmaz. Onun için ben gazeteci arkadaşlara da söyledim, abiye de söyledim. Bugün bu Fadıllı’ya geldimse incirden, çilekten, şeftaliden, armuttan ve sizin sorunlarınızdan başka bir şey konuşmayacağım. Vallahi Fadıllı’yı seven, köylüyü seven, bir de kendi ailelerini düşünsün gazeteciler. Bu ürünlerin Türkiye’de yetişebilmesini hani yerli olarak diyorlar ya ‘Yerli milli.’ Neredeyse şeftalimiz yerli milli olmaktan çıkacak korumazsak. Ülkesini seven bu çiftçinin sesini duysun, Türkiye’ye duyursun. Biz sizi tanıyoruz, seviyoruz. Sonuna kadar da arkanızdayız.”

Günün Diğer Haberleri