Gıda Güvenliği Derneği tarafından “Güvenli Gıdaya Erişim: Herkesin Hakkı, Herkesin Sorumluluğu” temasıyla düzenlenen 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi, İstanbul'da sektör paydaşlarını bir araya getirdi. 17 ülkeden bilim insanlarını, kamu otoritelerini, gıda üreticilerini, teknoloji geliştiricilerini ve tüketici temsilcilerini buluşturan kongrede, gıda güvenliğini şekillendiren küresel gelişmeler, gıda etrafında oluşan bilgi kirliliği ve toplumsal kaygılar ele alındı.
Kongre kapsamında; yapay zekâ ve dijitalleşmenin gıda güvenliğinde yarattığı fırsatlar, iklim değişikliğinin beraberinde getirdiği yeni riskler, gıda sahteciliği, yeni gıda teknolojileri, bilimsel risk değerlendirmesi ve sürdürülebilir gıda sistemleri öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Kongre, Oxford Üniversitesi'nden ünlü bilim insanı Prof. Charles Spence’in duyular ve yeme deneyimi üzerine ufuk açıcı açılış konferansıyla başladı.
Kongrenin dikkat çekici oturumlarından “Topluma Dayatılan Gıda ve Sağlık İlişkisi” panelinde gıdalar hakkındaki bilim dışı iddiaların nasıl yaygınlaştığı ve toplumun korkularını nasıl şekillendirdiği ele alınırken; bu bilgi kirliliğine karşı yürütülecek bilimsel mücadele, kongrenin ikinci gününde düzenlenen “Gıda Güvenliğinde Bilim Temelli Risk Değerlendirmesi” oturumunda masaya yatırıldı. Kongrenin en çok ilgi gören etkinliklerinden biri olan bu oturumda uzmanlar; toplumda hızla yayılan gıda ve sağlık odaklı bilimsel dayanağı olmayan iddialara karşı kanıta dayalı risk değerlendirme yöntemlerini ve stratejik mücadele yollarını tüm detaylarıyla tartıştı.
Dr. Samim Saner: “Gıda Güvenliğini Tek Bir Disiplinle Çözmemiz Artık Mümkün Değil”
“Gıda Güvenliğinde Bilim Temelli Risk Değerlendirmesi” moderatörlüğünü yürüten ve aynı zamanda Kongre Başkanı olan Dr. Samim Saner, kongrenin sadece bilimsel bilgilerin paylaşıldığı bir platform olmanın ötesine geçtiğini belirterek, gıda güvenliğinde gelinen yeni noktayı şu sözlerle özetledi:
“Gıda güvenliği artık yalnızca üreticilerin, laboratuvarların veya denetim otoritelerinin konusu değil. İklim değişikliğinden yapay zekâya, yeni üretim teknolojilerinden tüketici güvenine kadar çok farklı alanların kesiştiği bir noktadayız. Bu nedenle karşı karşıya olduğumuz sorunları tek bir disiplinin bakış açısıyla çözmemiz mümkün değil. Bilgiye ulaşımın bu kadar kolaylaştığı bir çağda amacımız tabii ki katılımcıların yalnızca yeni bilgiler edinmesi değil; farklı bakış açılarıyla karşılaşması, alışılmış yaklaşımları sorgulaması, başarılı uygulamaları paylaşması ve yeni iş birlikleri geliştirmesi. Çünkü gıda güvenliğinin geleceği yalnızca bildiklerimizle değil, birlikte yapabileceklerimizle şekillenecek.”
Regülasyonların Güvenilirliği, Kanıtın Kalitesine Bağlıdır
Oturum konuşmacılarından Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı ve FAO/WHO Gıda Katkı Maddeleri Ortak Uzman Komitesi (JECFA) üyesi Prof. Dr. Bensu Karahalil, gıda güvenliğine ilişkin regülasyonların oluşturulmasında bilimsel kanıtların kalitesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Bilimsel karar alma süreçlerinde tek bir çalışmaya odaklanmak yerine, farklı araştırmaların güvenilirliğini, güçlü ve zayıf yönlerini ve karar sürecine katkısını bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmek gerektiğini belirten Karahalil, “Kanıtların Ağırlığı” (Weight of Evidence) yaklaşımının önemine dikkat çekti. Bilimsel kanıtların eleştirel ve bütüncül değerlendirilmesinin, güvenilir risk değerlendirmeleri ve bilimsel temelli düzenleyici kararlar için temel oluşturduğunu ifade etti.
Gıda katkı maddelerinin güvenliğinin toksikolojik testler ve bilimsel veriler ışığında değerlendirildiğini belirten Karahalil, bu değerlendirmeler sonucunda bir maddenin ömür boyu her gün tüketilmesi durumunda insan sağlığı üzerinde olumsuz sağlık etkisi oluşturması beklenmeyen kabul edilebilir günlük alım miktarının belirlendiğini ifade etti.
Araştırmalarda standartlaştırılmış yöntemlerin kullanılmasının önemine dikkat çeken Karahalil, farklı çalışmalardan elde edilen sonuçların karşılaştırılabilmesi ve güvenilir olarak yorumlanabilmesi için veri toplama, analiz ve raporlama süreçlerinin bilimsel standartlara uygun yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Karahalil, “Yeni yaklaşım metodolojileri ve gelişen teknolojiler risk değerlendirmesine önemli katkılar sunmaktadır. Ancak bu yöntemlerin düzenleyici süreçlerde kullanılabilmesi, elde edilen verilerin bilimsel geçerlilik, güvenilirlilik ve tekrarlanabilirlik açısından titizlikle değerlendirilmesini gerektirir” dedi.
Yeni nesil risk değerlendirmesinin yalnızca alternatif yöntemlerin kullanılmasından ibaret olmadığını belirten Karahalil, bu yaklaşımın insan biyolojisini daha iyi yansıtan verilerle kimyasalların etki mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasını ve bilimsel sorulara uygun yöntemlerle daha etkin değerlendirmeler yapılmasını amaçladığını ifade etti.
Bilgi Kirliliği Çağında Kanıta Dayalı Beslenme: Kanıtları Doğru Yorumluyor muyuz?
Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel de konuşmasında bilgi kirliliğinin yarattığı toplumsal kaygılara ve bilgi kirliliğinin önlenmesinde kanıta dayalı yaklaşımın kullanılmasının önemine odaklandı. Tüketicilerin her gün karşılaştığı çelişkili beslenme açıklamalarının sağlık profesyonellerini bile zorlayabildiğini belirten Demirel, "Gıda ve sağlık profesyonelleri olarak gıda ve beslenme ile ilgili bilimsel verileri kanıta dayalı yaklaşım ilkeleri doğrultusunda bilim süzgecinden geçirerek tüketiciye aktarmalıyız. Bunu yaparken laboratuvardan çıkan bilimsel ve doğrulanmış veriyi, halkın anlayabileceği sade bir dille topluma aktarmak zorundayız. Sağlık profesyonellerinin ve gıda alanında çalışan uzmanların iş birliği yapması da toplumun doğru bilgilendirilmesi açısından oldukça kritik bir önem taşıyor" dedi.
Kongrede gerçekleştirilen bu kapsamlı oturum, güvenilir gıdaya erişim sürecinin sadece tarlada veya laboratuvarda değil; doğru bilginin üretilmesi, denetlenmesi ve tüketiciye doğru aktarılmasıyla tamamlanan çok zincirli bir sorumluluk olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Uluslararası uzmanların ve sektörün tüm paydaşlarının katılımına açık olan kongre, bilimsel gelişmeleri uygulamaya dönüştürmek ve güvenli gıdaya erişim konusunda ortak çözümler geliştirmek için önemli bir buluşma platformu oldu.