DEM Parti Eş genel başkanlar öncülüğünde Suriye’de yaşananlar için protesto yürüyüşü düzenlendi. Demiryolu Kavşağından başlayan ve Sınır Parkı’nda sona eren yürüyüşün ardından grup toplantısı yapıldı.

Tülay Hatimoğulları şöyle konuştu:

“Şu an Nusaybin’deyiz, zeminin sıfır noktasındayız. Birkaç adım ötemizde, Rojava’da, Kürt kardeşlerimiz şiddetli bir savaş tehlikesi altındadır. Rojava’da şiddetli bir savaş ve çatışma devam ediyor. 10 Mart mutabakatıyla ilgili hâlâ görüşmeler sürerken; Suriye’de geçici Şam yönetimi ile SDG arasında, özyönetim arasında görüşmeler devam ederken, birdenbire masa devirildi, savaş ve çatışmanın önü açıldı.

Halep’te öncelikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Kürt halkına yönelik amansız bir katliam başlatıldı. Bu katliamı başlatan herkesi kınıyoruz. Savaşa hayır, barış hemen şimdi diyoruz.

Önce Fırat’ın batısında, şimdi de Fırat’ın doğusunda, yani Rojava topraklarında bir işgal hareketi başlatılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil. Türkiye’de yandaş medya, havuz medya, AKP-MHP iktidarının sözcüleri; Suriye’deki gelişmeler hakkında Türkiye ve dünya kamuoyunu yalan yanlış bilgilerle doldurmaya çalışıyor. Ne diyorlar? Rojava’daki yönetim, 10 Mart mutabakatına uymadı.

Bu tamamen yalandır. 110 Mart mutabakatına uymayan, geçici Şam yönetiminin kendisidir. Ve bugün orada, sizin halkınız başta olmak üzere katliama maruz kalan herkesin sorumluluğu; Şam yönetimindedir, IŞİD’dedir ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir."

Tuncer Bakırhan de şunları söyledi:

"Sanırım grubunu Meclis çatısı altında yapmayıp çeşitli kentlerde yapan parti biziz. Bugünleri yaratanları kınıyoruz. Kuzey Doğu Suriye'de bir örgüt, onun uzantıları, onu destekleyen uluslarası güçler var. Rojava'da Kürtler tek, dünya bir olmuş. Kürtlerin statüsüz, kimliksiz yaşaması için bir oluyorlar. Kazanımlarınızdan vazgeçin diyorlar, Kürt gençleri Kobani'de kendi anadiliyle eğitim görmesin diyorlar. Kürtler teslim olsun istiyorlar. Biz oradaki soydaşlarımızın onursuz bir yaşamını istiyor muyuz?

Rejim Halep'te bir pusu kurdu. Alçakça. Kürtler anlaşmaya uyarak geri çekilmesine rağmen, toplarla tüfeklerle Kürtleri sürmeye çalışmıştır. 10 Mart mutabakatına uymayanlar Şara'dır. Kürt düşmanlarını unutursak kalbimiz kurusun. İktidar medyası algı oluşturyor. Kürtlerin dilini tehdit olarak göstermek istiyor. Asıl tehdit olan Şara iktidarıdır.

Bunu Türkiye kamuoyu çok iyi bilmelidir. Utanmadan Kürt-Türk kader birliği yaptı diyorlar. Sınırın ötesinde düşmanlık yaptığın düşmanlık yaptığın nasıl bir kader birliği yapmışsın. Bir tarafta barış elini uzatacaksın, bir tarafta Rojava'da yaşayan halkımızın katledilmesine çanak tutacaksın. Bu riyakarlıktır, sahtekarlıktır. Grup toplantımızı yaptığımız bu saatlerde gençlere saldırıyorlar. Yetkilileri dikkatli davranmaya çağırıyorum. Saygılı olun biraz. Bunu kabul etmiyoruz."

'Asıl Siz Kimi Temsil Ediyorsunuz?'

Tuncay Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "SDG Kürtleri temsil etmiyor" sözlerine tepki göstererek, şunları söyledi:

"Beyefendiler kimin kimi temsil ettiğine de karar veriyorlar. Dilinizi konuşmayın, statünüz olmasın diyorlar. Sana mı soracağız kimin kimi temsil ettiğini? SDG bal gibi Kürtleri temsil ediyor. Özerk yönetim oradaki bütün halkları temsil ediyor. Bu hükmü siz veremezsiniz. Sandığı koysanız bu toplumun rızasını alabilir misiniz? Alamazsınız. Asıl siz kimi temsil ediyorsunuz? Sayın Devlet Bahçeli, 'PKK’nin kurucu önderi' diyor ama onun dediğini yapmıyor, 'Her karışı temizlenmeli, kurutulmalı' diyor. Sen kuru temizlemeci misin?"