“Evet, "asrın soygunu" diyoruz. Asrın soygununda ağzımızın alıştığı bazı rakamlar var: 450 bin mağdur, 830 milyar soyulan para... Mesele bundan ibaret değil, an itibarıyla borsanın kaybı 5.5 trilyonu bulmuştur, mağdur olan insanların sayısı da milyonları aşmıştır. Ve ne yazık ki, bu açık ve organize soygun sırasında soyguncular tarafından ağır yaralanan vatandaş dün gece Mecliste öldürülmüştür. Bu son derece acı, bu son derece hüzünlü hikayeyi sizlerle bir kere daha paylaşmak istiyorum.

17 Eylül'de ortaya çıkmış olan fon rezaletinden sonra oluşturulan Fon Kanunu, Plan Bütçe Komisyonunda geçti. AKP'nin her zamanki gece yarısı baskını alışkanlığı. Hırsız hani böyle ay ışığı olmayan geceleri severmiş ya, aynen tablo budur. Teşbihte de bir hata falan da yoktur. Bu kanun Plan Bütçe Komisyonundan geçerken kılını kıpırdatmayanlar, oralarda uzman görüşünden yararlanmayanlar, Etki Değerlendirme Raporuna dahil etmeyenler dün gece 21.30 itibarıyla 3'üncü maddenin 5'inci fıkrasına bir önerge ile bir cümle ekliyorlar. Sadece bir cümlecik ve belki bizi kandırabilirler diye bunun da çok doğal bir şey olduğunu söylüyorlar.

Sonra bakıyoruz "önergede ne var?" diye. Önerge aynen şunu söylüyor: 17 Eylül ve öncesinde TEFAS'a talimat verilmiş olmasına rağmen, eğer fonun temerrüde düşmüş olması ya da fiyat oluşmaması nedeniyle bu talimat yerine getirilmeyen olan vatandaşlar ne olacakmış bunlar? Katılma payları bloke edilmiş bunların, fon pay sahibi sıfatıyla bu kanundaki tasfiye hükümlerine tabi olacaklarmış. Küçücük bir cümle değil mi? Bir etki değerlendirmesi var mı bunun? Kaç yüz bin insanı ilgilendiriyor? Ey AKP grubu; kaç yüz milyar lira ile ilgili bir düzenleme getiriyorsunuz? Ey AKP Grubu; var mı bunu bilen aranızda? El kaldıran, indiren milletvekilleri arasında bunu bilen yok, merak eden de yok, bunun sorumluluğunu taşıyan da yok.

Arka tarafta Hazine bürokratlarına soruyoruz. Kaç kişiyi ilgilendiriyor bu arkadaşlar? Diyorlar ki tereddütlü tereddütlü, çekinerek, biraz da utanarak: "Efendim, 250 bin civarında insanı ilgilendiriyor. Bunların zaten paralarını tümüyle vermek mümkün değil, ortada böyle bir para yok." Hazine bürokratının bize ağzından kaçırdığını Abdullah Güler kendi milletvekillerine söylemiyor ve milletvekillerinin eli hırsızlığa kalkıyor. Bu kadar açık söyleyeyim. Bunu üzülerek ifade ediyorum, tablo bundan ibarettir. Bu nedir biliyor musunuz arkadaşlar? "250 bin insana biz sizi soyduk; alacaklarınızın, haklarınızın üzerine bir bardak soğuk su için" demektir.

Sebebi ne? Niye böyle bir ifade ile bu konuya yaklaşıyorum? Çünkü memlekette deprem olmadı, memlekette tsunami olmadı. Neden bu fonlar temerrüde düştü? Neden fiyat oluşmadı? Çünkü üç ayağı var bu işin. Bir AKP'li firma bulunur, onun halka arz edilir hisseleri. Sonra bir aracı kurum devreye girer, o aracı kurum da AKP'lidir. Sonra bu hisse senetleri füze gibi yukarıya doğru uçurulur ve uçurulan bu fiyatlar üzerinden bir büyük spekülasyona girişilir. Peki, bunu SPK seyreder mi? Bunu MASAK seyreder mi? BDDK seyreder mi? Evet, hepsi seyreder. Bu çerçevede büyük bir soygun gerçekleşir. Dolayısıyla vatandaşın elde edemediği hakkını, b soygun nedeniyle elde edemediği hakkını şimdi diyorsunuz ki: PBLK falan anlamam. SPK'nın 79'uncu maddesiymiş, takasın kesinliği ilkesiymiş; bunları anlamam. Bir bardak soğuk su için, bu paralar size ödenmeyecek.

Peki, bu soygundan kimler yararlandı? Bir son sürpriz daha var değil mi arkadaşlar? Merrill Lynch Merrill Lynch nedir? Bank of America altında faaliyet gösteren bir uluslararası finans kuruluşu. Bu Merrill Lynch'te Sizin İngiliz bakanınız Mehmet Şimşek çalışmış mı? İngiliz Mehmet çalışmış. 7 yıl çalışmış ve hem de hangi statüye gelmiş biliyor musunuz? Avrupa ve Orta Doğu Afrika Bölgesi Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Bölüm Başkanı Mehmet Şimşek. Şimdi bu Merrill Lynch Türkiye'de fonlara giriyor. Hangi fonlara giriyor? Söyleyelim: Destek Faktöring, Özata Denizcilik, Katılım Evim, Odine ve Peker Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı. Yani yetenekli Merrill Lynch, İngiliz Mehmet'in içinde çalıştığı yetenekli Merrill Lynch en verimli fonları bulmuş; en verimli fonları bulmakla yetinmemiş, onlara tam zamanında girmiş. Sonra vatandaşın içeride kilitli kaldığı zaman gelmeden Merrill Lynch'e haber uçurulmuş. Kim haber uçurulmuş artık bilinmiyor ve Merrill Lynch zamanında kanatlanmış. Giden para ne kadar? 8 milyar lira. Vatandaşın kendisi içeride kilitli, parası içeride kilitli. Bize mesaj atıyorlar: "Evim, ocağım yanıyor" diyorlar. "Emekli paramla ev alamıyordum. Emekli paramı fona yatırdım. Azıcık birikim yapayım da bir belki 2+1, 1+1 ev alırım diye hayal kurdum" diyenler "evim ocağım yanıyor" diyorlar ama Merrill Lynch tam zamanında kanatlanmış çıkmış.

Mehmet Şimşek ne diyor bu çerçeveye? Diyor ki: "Çok büyük bir ihtimalle kişiler yatırdıkları parayı bir ihtimal geri alabileceklerdir." Sen bunu Merrill Lynch'e söyledin mi İngiliz Kemal? "Yatırdığınız parayı bir ihtimal geri alabileceksiniz" dedin mi? Yoksa onlar yatırdıkları paradan çok daha fazlasını alıp kanatlandılar mı? Ne anlatıyorsunuz ya? Bu nasıl bir soygundur? Bu soygunun aktörleri bu memlekete nasıl yabancıdır? Başka bir şey daha söylüyor: "7 portföy şirketindeki 131 fondan 10 milyon TL ve üzerinde gelir elde eden kişiler bu parayı iade etsinler. Bunları iade etmeye çağırıyorum" diyor. Ya biz bu lafın ekonomi yanına mı gülelim, hukuk yanına mı ağlayalım? Ne yapalım?

Önce ekonomi yanına bir gülelim: Mesela adam 100 milyon lira yatırmış, 10 milyon lira kazanmış. Nedir bunun kazancı? Yüzde 10. Yani enflasyon yüzde 30-35'ken bu adam yüzde 10 kazanmış. Bu adamın parasının neyini çağırıyorsun? Bu adam para kaybetmiş. Birisi de 1 milyon lira yatırmış, 10 milyon lira kazanmış; bu da yüzde 100 kazanmış. Aynı para... Şimdi biri yüzde 10 kazanıyor, biri yüzde 100 kazanıyor ve sen ikisine de diyorsun ki: "Getir bakalım paraları." Kaç para? 10 milyon ve üzeri... Peki bir adam. 131 fonun her birine 1'er milyon lira yatırmış ve 9'ar milyon lira kazanmışsa, kazandığı paranın toplamı ne ediyor? 1 milyar 179 milyon lira ediyor. Ona bir şey diyor musun? İngiliz Kemal, ekonomi bilmeyen Kemal, ona bir şey demiyorsun. Niye? Çünkü o fon başına 10 milyon lira kazanmamış. Allah akıl versin... Bu memleketi siz bu kafayla mi yöneteceksiniz?

Sonra başka bir şey daha söyleyeyim: "10 milyon lirayı kazanan tövbe kutusuna bağış yapsın" diyorsun ya, bu bir suçsa Türk Ceza Kanunu'nun karşılığında bunun yazımı vardır ve yaptırımı vardır. Adam hem o cezayı çeker, hem o cezanın mali bedelini öder. Bu bir suç değilse adamı nereye çağırıyorsun? Tövbe kutusuna ne diye çağırıyorsun? Dolayısıyla memleket gerçekten sapır sapır dökülmektedir, bunu ifade edelim.

Arkadaşlar hani Türkiye Yüzyılı hikayeleri anlatıyorlar ya bize; dünyanın 20'nci büyük ekonomisinde dolar milyoneri sayısının dünyada en hızlı arttığı bir ülke Türkiye, buna karşılık 30 milyon insan açlık sınırının altında, memleket sapır sapır dökülüyor, bize Türkiye yüzyıl hikayesini anlatıyorlar. Türkiye Yüzyılı hikayesini yazan kişi kim? Ertan Aydın. Ertan Aydın 25'inci ve 26'ncı Dönemler AKP Milletvekili ve şimdi Ertan Aydın gözaltında. Yani aslında Türkiye Yüzyılı gözaltında. Türkiye Yüzyılı diye kurduğunuz hayal sapır sapır döküldü ve o gözaltında.

Bu bir devlet krizidir arkadaşlar, asrın soygunu bir devlet krizine dönüşmüştür. Türkiye gelişmekte olan piyasalardan çıkarılma tehdidiyle karşı karşıyadır. Dolayısıyla bugüne kadar önemli ölçüde düşen dış yatırımını tümüyle alamama riskiyle karşı karşıyadır. Türkiye son yüzyılın belki de ilk kez yerli yatırımcılarının içeride yaptıkları yatırımdan fazlasını dışarıya yaptıkları bir ülke haline gelmiştir. Çünkü bu maliyetlerle, bu hukuk düzeniyle Türkiye'de yatırım yapılamayacağını sadece yabancılar değil yerliler de fark ediyor. Adam tekstilini kaçırabilirse Mısır'a, otomotiv yan sanayisi kaçırabilirse Fas'a kaçırıyor.

Bu tablo içerisinde bir başka şey daha var: Ömer Bolat nerede dolaşıyorsun, niye dolaşıyor bilmiyorum ama memleket made in Europe'tan da dışlanıyor. Yani senin memleketinde üretilen bir araba, Romanya'da üretilen bir arabaya göre Avrupa'ya 5 ilâ 7 bin Euro daha pahalı girebilecek. O halde ben sorayım size: Bir uluslararası firma Romanya'da, Bulgaristan'da yatırım yapacağına ne diye Türkiye'de fabrika kursun? O fabrika ile üstelik de bu yüksek maliyetlerle ucuza üretim yapıp da Avrupa'ya ihraç edebilme şansı var mı? Türkiye'yi getirdiğiniz nokta sadece bugünün tablosu değildir. Bu tablonun daha ilerisi üretim yapan herkesin fabrikayı, kepengi kapatması anlamına gelmektedir.

Ne yapıyorsunuz? Müflis tüccar gibi elde ne varsa satmaya kalkıyorsunuz; köprüleri, otoyolları kaç yıllığına? Otuz yıllığına. Sonra Amerika size demiş ki: "İsrail'i koruyun, İsrail'in düşmanlarıyla siz de düşman olun." Bu çerçevede Mekke Anlaşması'na giriyorsun. Süresi ne kadar? 10 yıl. Yani diyorsun ki bize: "Yakında bu memleket beni paketleyip götürecek ama bu memlekete verdiğim zarar benden sonra da uzun süre boyunca devam edecek. Buna izin vermeyeceğiz. Memleket ve milletin gözü üzerinizdedir. Bu soyguna, bu adaletsizliğe, bu kara düzene daha fazla geçit yok.”