‘AKP ELİTLERİNİN AÇIK DOLANDIRICILIĞI’
‘YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın TBMM'de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
“Türkiye eşi benzeri görülmemiş bir dolandırıcılık süreciyle karşı karşıya. Bu açıkça asrın yolsuzluğudur. Şöyle tarif edelim: 1980'lerin başındaki banker krizinden çok daha kapsamlı, çok daha siyasetin işin içinde olduğu ve çok daha yıkıcı bir kriz ile karşı karşıyayız. Türkiye'nin zor zamanlarında yaptığı köprüleri ve otoyolları dahi satmaya ve buradan 4 milyar dolar gelir elde etmeye yönelen bir hükûmet, şimdi en az 20 milyar dolarlık bir soygun süreciyle karşı karşıyadır. Bu soygun, vatandaşın cebinden çıkartılmış ve AKP'nin elitlerinin cebine girmiş bir açık dolandırıcılık mekanizmasını ortaya koymaktadır. Tabii şunu ifade edelim: Burada Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Devlet Denetleme Kurulu, Varlık Fonu gibi aslında kimisi denetleme tarafında, kimisi icra tarafında olan kurumların iç içe geçmişliğinin ve bu çerçevenin bir şekilde denetlemenin yapılamadığı, içeriden bilgi sızdırmaların vakayı adiye haline geldiği ve ortaya da böylesine büyük bir skandalın doğduğu bir tabloyu doğurmuştur. Bu tablo aynı zamanda Türkiye'nin yönetim şemasının ve kadrolarının bu memlekete nasıl yakışmaz halde olduğunun da çok açık bir kanıtı niteliğindedir.
Sermaye Piyasası Kurulu bugün bir açıklama yaptı. Bu sabah yapılan açıklamayı gördük. Bu açıklamanın anlamı kabaca şudur arkadaşlar. Diyorlar ki: "Eğer sen 16 Eylül tarihi de dahil olmak üzere TEFAS'a iletilmekle birlikte, ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlara sahipsen, bunlarda tasfiye kapsamındadır" diyor. Yani 16 Eylül'den önce talimatı vermişsin ama gerçekleşmemiş, bu tasfiye kapsamındadır. Yetmiyor, 17 Eylül'deki işlemleri de iptal ediyor. Bunun anlamı nedir arkadaşlar? Bunun anlamı açıkça şudur AKP'li elitler paralarını alıp kaçtılar, içeride kalan vatandaşın üzerine kapı kilitlendi. Peki, acaba 17 Eylül'de SPK'nın işlemleri dondurma durdurma kararını daha evvelden haber almışlar mıydı? Bakın arkadaşlar, sizlere bu haberin alındığına ilişkin karineleri özetle sunacağım. Kesinlikle bu haber alındı, insider trading denilen içeriden bilgi aktarıldı ve böylece kaçan kaçtı. AKP elitleri paralarını aldılar, kurtardılar, içeride vatandaş kaldı. Neye dayanarak bunları söylüyorum? Söyleyelim...
Özata Denizcilik 'in yönetim kurulu başkanının, AKP'nin Tuzla İlçe Başkan Yardımcısı olduğunu birkaç gün evvel açıkça kamuoyuyla paylaşmıştık. Peki, burada bu sözü edilen Özdemir Ataseven'in Tuzla Belediye Başkanlığını yıllarca yapmış olan Şadi Yazıcı ile doğrudan ilişkisini bilmeyen var mı? Hiç kimse yok. Binali Yıldırım'la ilişkisini bilmeyen var mı? Orada da hiç kimse yok. Peki, mesela Özdemir Ataseven ile sınırlı mı? Özdemir Ataseven nasıl bir kişi ki orta boy bir tersane 6 ayda yüzde 1289 bir değer artışına hisse senetlerini ulaştırabildi? O halde orada kimler yönetim kurulu üyesi diye bir bakalım.
İskender Balcı var değil mi yönetim kurulu üyesi? Bu İskender Balcı'nın kayınpederi kim? Hazine Maliye Bakanlığı Bakan Yardımcısı Osman Çelik. Başka bir deyişle, Hazine Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in damadı Özata Denizcilik'te, yani bütün bu dolandırıcılığın merkezindeki en önemli şirketlerinden birinde yönetim kurulu üyesi. Babası kim? Babası da Mustafa Balcı; eski BDDK üyesi, halen BDDK'nın Etik kurulu üyesi. Mustafa Balcı'nın bir özelliği daha var: TERA Bankası bankacılık kurma hakkını Mustafa Balcı BDDK Başkanı iken almış. Peki, burada dönelim İskender Balcı'ya İskender Balcı Özata Denizcilik'ten hangi tarihte istifa etmiş? 31 Ağustos'ta istifa etmiş. 31 Ağustos'un özelliği ne arkadaşlar? 17 Eylül'e doğru yaklaşılıyor. 17 Eylül'de bu kanalizasyon gizlenemez ölçüde patlayacaktır, SPK işlemleri durduracaktır. Ondan 15 gün evvel İskender Balcı'ya kim haber uçuruldu ise İskender Balcı istifa etmiş; oradan istifa etmiş ama izini kaybettirememiş. Aynı tarihte bir başka istifa daha var, 31 Ağustos. Kim o? O, Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu. Batuhan Mumcu'nun 31 Ağustos'ta affı kabul edilmiş, turizm bakan yardımcılığından alınmış. Nereye konulmuş? BTK üyeliğine konulmuş. Yani kimse harcanmıyor. Herkes sistemin içinde tutuluyor. Peki, Batuhan Mumcu'nun özelliği ne? Eşi Neslihan Mumcu Bulls Yatırım'da yönetim kurulu üyesi, aynı zamanda da Lidya Yatırım ortağı. Demek ki ikinci karine, 31 Ağustos tarihi itibarıyla Batuhan Mumcu'nun turizm bakan yardımcılığından alınması, eşinin bütün bu süreçteki dahli nedeniyle. Aslında müdahale eden yalnızca eş değil, karı-koca beraberler, Lidya Yatırım'daki ortaklıklarını biliyoruz.
Üçüncü mesele ne? Üçüncü mesele meşhur Fatma Betül Kaya Sayan vakası. Yani bütün yatırımcıların şu anda parası içerdeyken ve SPK onlara "kusura bakma, içeride ne kadar para kaldıysa ancak onları paylaşabilirsin" derken o kocasıyla beraber 2 milyarı cebine koydu ve çıktı. Hangi tarihte? 17 Eylül'den hemen önce. Hem de hisse senedini nereye satarak? Tema'ya satarak. Bunun nüfuz kullanımı olmadan gerçekleştirilmesinin mümkün olmayacağını bu memlekette yaşayan ve borsayla ilgili olan herkes bilir. Demek ki içerden bilgi sızıyor, AKP'liler paraları alıp kaçıyorlar, içeride de zavallı vatandaşın çözülemeyen, likiditeye ulaşılamayan varlıkları kalıyor.
SPK'nın yapamadığı denetimleri 17 Eylül krizinden sonra, 17 Eylül tarihinden sonra da yönetemediğini görüyoruz. Dediğimiz gibi işte bir gün diyor ki "26 Eylül'e kadar, 17 Eylül'e kadar", ertesi gün diyor ki "16 Eylül'e kadar..." bunların tamamını değiştiriyor. Başka bir şey daha yapıyor. 26 Eylül'de bir yazı yazıyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve diyor ki: "Aşağıda belirtilen kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasına karar verdim" diyor. Şu hıza bakar mısınız? Denetleme yaparken gerçekleştirmediği hızı ve duyarlılığı burada görüyoruz. Aynı gün Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazıyor ve diyor ki: "Her ne kadar 131 fonun TEAŞ'ta alım ve satım yönünde işleme kapatıldığını talimatlamış iseniz de, aşağıdakilerin tekrar değerlendirilmesinde fayda var" diyor ve yine aynı süratle ertesi gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı diyor ki, yazı burada: "Ben burayı inceledim ve sizin de değerlendirmelerinize uygun olarak bunlarınkini kaldırdım." Hangilerini kaldırmış? 46 şirketi kaldırmış, 12 fonu kaldırmış. Peki, kaldırdıklarında arasında neler var arkadaşlar bakalım? Bu, memleketin nasıl yönetildiğinin göstergesi...
Türkiye Hayat ve Emeklilik AŞ. Bunu önce dondurdular, sonra ertesi gün kaldırdılar. Kimmiş Türkiye Hayat ve Emeklilik AŞ? Ya bu Varlık Fonu'na bağlı bir kamu şirketi kardeşim. Yani bu kadar mı aciz içindesiniz? Bu kadar mı liyakatsizlik dağlara çıktı? Bir başka aynı şekilde kurum, Türkiye Sigorta AŞ. Varlık Fonu'na bağlı bir kamu şirketi. Bir gün donduruyorsun, ertesi gün açıyorsun. Yani büyük bir acziyeti, adeta şirketleri tanımamayı Varlık Fonu üzerinden görüyoruz. Peki, bu Varlık Fonu'nun yönetim kurulu başkanı kimdir? Recep Tayyip Erdoğan'dır. Başkan yardımcısı kimdir? Erişah Arıcan'dır. Erişah Arıcan kimdir? Aynı zamanda İstanbul Borsası Yönetim Kurulu Başkanıdır. Yani bir taraftan Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, öbür taraftan Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı. Erişah Arıcan'ı biz nereden hatırlıyoruz? Aynı zamanda Berat Albayrak'ın yazmadığı tezinin hocası değil mi arkadaşlar? Buradan da hatırlıyoruz. Yani memleket neresinden tutsan elinde kalıyor, lime lime dökülüyor. Bir şirketin daha mallarının dondurulması kararını kaldırmışlar. O kim? İçtaş İnşaat Sanayi. İbrahim Çeçen ne iş yapar? Akkuyu'da nükleerde alt yüklenici değil mi? Aynı zamanda Akbelen'deki marifetlerini biliyoruz. O halde soralım: İçtaş'a bir gün evvel sermaye piyasası araçlarında dondurma kararı veren ertesi gün bunu neden kaldırdı? Bu kararı niye verdin? Ertesi günü neden kaldırdın? Kimler devreye girdi? Bunun bir açıklamasını yapın, bir görelim.
Sonra bir şey daha var tabii: Ünlü Pasifik Gayrimenkul Yatırım AŞ. Pasifik Gayrimenkul Yatırım AŞ 'yi birazcık tanıtalım size: Asuman Erdoğan, AKP Ankara milletvekili ve Pasifik Gayrimenkul yatırımın sahibi Fatih Erdoğan'ın eşi. Fatih Erdoğan kim? Güneysulu Recep Tayyip Erdoğan'ın hemşehrisi. Bu Pasifik Erdoğan şu anda Merkez Ankara Projesi'nde, yani Ankara Büyükşehir'in önce TOKİ'ye, sonra Emlak Yatırım'a devrettiği 124 dönüm arazi üzerinde merkez Ankara inşaatı yapıyor ve çok yeni arkadaşlar. Her ne kadar bu ihale 2015 yılında yapılmışsa da 10 Kasım'da Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı sözleşmesine ek bir protokol yapıyorlar ve diyorlar ki: "Arsa satışı karşılığı şirket yüklenici payı toplam geliri 3.7 milyar TL'den 5.1 milyar TL'ye çıkarıldıverdi." Yani bir firmaya, Güneysulu Fatih Erdoğan'a bir kalemde 1.4 milyar TL'lik kıyak. O kişi aynı zamanda Next Level'ı yapmıştı hatırlarsınız. Oranın da Ziraat Bankası ile olan ilişkilerini hep beraber biliyoruz. Eyüpsultan Belediyesi ile Kemerburgaz'da yüzlerce dekar alan üzerinde yaptıklarını da kamuoyu çok iyi biliyor. Bütün bu süreç aslında ne ölçüde memleketin büyük bir liyakatsizlikle, yönetim şeması beceriksizliğiyle, kadrolarla ve dolandırıcılıkla bulaşmış olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Şimdi arkadaşlar deniliyor ki bize, 800 milyar lira ve 500 bin yatırımcı. Öyle değil, bu borsanın tamamını etkilemiştir. Bakın rakam vereyim size: Borsa an itibarıyla 9 ay öncesinin endeksine dönmüştür. Bugün borsa 12500'de; 15000'lere çıkan borsa endeksi bugün 9 ay öncesinin endeksine ve 12500'e düşmüştür. Enflasyonun yüzde 30 olduğu bir ortamda borsanın böylesine değer kaybetmesi bir faciadır. Bugün itibarıyla borsanın krizden bu yana değer kaybının 3 trilyon TL en az olduğunu hesap ediyoruz. Bu 6, 5 milyon yatırımcının nasıl kaybettiğinin göstergesidir, piyasalara güvenin nasıl bozulduğunun göstergesidir. Ve elbette buralarda kaybettikleri nedeniyle evini, arsasını, aracını satmak durumunda kalacak kalan arkadaşlar hızla ikinci el piyasasında, ikinci el otomobil piyasasında ve gayrimenkul piyasasında da ciddi sorunları gündeme getirmektedirler. Bunun da altını özellikle çizelim.
Şimdi şunu ifade edelim: Bütün bunlar olurken Ali Şekeroğlu emekli kardeşimiz Anayasa Mahkemesi önünde intihar ediyor. Anayasa Mahkemesi önünde niye toplanmıştı o insanlar? Çünkü memur emeklisine seyyanen verilmesi gereken zam verilmemişti. Bu Danıştay'a açılan bir dava çerçevesinde Danıştay'ın reddetmesi üzerine bireysel başvuruyla Anayasa Mahkemesi'ne gelmişti ve orada toplanan memur emeklileri seyyanen zam talebinde bulunuyorlardı. Adamcağız da "geçinemiyorum; evladıma, torunuma bir altın bile takamadım; para için değil, onur için mücadele ediyoruz" diyerek hayatına son verdi. Bir tarafta milyarlarca lirayı ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmadan kazananlar, ceplerine atanlar, götürenler; diğer taraftan 20 bin lira düzeyindeki maaşlara, aylıklara talim etmek zorunda kalan hayatlarına son veren tablolar. Bu tablo devam ettirilebilir bir tablo değildir.
Arkadaşlar şunu da ifade edeyim ki, nasıl Özata Denizcilik üzerinden açıklamalarımızı birkaç gün evvel yapmışsak, yarın da Gündoğdu Tarım üzerinden açıklamalarımızı yapacağız ve orta boy bile sayılamayan şirketlerin buralarda nasıl kullanıldığını, nasıl dolandırıcılığa alet edildiğini ve bunların AKP ile ilişkisini açıkça ortaya koyacağız.
Tabii şunu ifade edelim; bugün itibarıyla okul saldırıları gerçekleşti. Van'da Polatoğlu İlkokulu önüne yedinci sınıf öğrencisi bir kız elinde pompalı tüfekle geldi. Bereket orada o tüfeğin ateş almaması, engellenmesi sonucunda bir yaralama ya da vefat meydana gelmedi. Ama Osmaniye'nin Farabi Anadolu Lisesine gelen bir kişi öğretmene ateş ettiği ve öğretmenin hayatını kaybettiğini sendikalardan aldığımız haberlerde acı içerisinde öğrenmiş bulunuyoruz. Öğretmen arkadaşımıza Allah'tan rahmet diliyoruz, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Buradan "bahçede olduğu için okul saldırısı sayılmaz" diyen Milli Eğitim Bakanına soruyorum: Sence Van'daki o çocuğun, yedinci sınıf öğrencisi kızın elinde pompalı tüfekle okulun önüne gelmesi bir okul saldırısı sayılır mı, sayılmaz mı Milli Eğitim Bakanı? Ya da Osmaniye'de öğretmene ateş eden, öğretmeni öldüren o silah, o saldırı; sence Milli Eğitim Bakanı okul saldırısı mı, değil mi? Ayrıca bir şey söyleyeyim. Okulları böyle riskli okullar olarak tanımlamıştınız değil mi? Şimdi senden açıklama bekliyoruz: Van Tuşba'daki Polatoğlu İlkokulu senin listene göre riskli okullarda mıydı, değil miydi? Osmaniye'deki Farabi Anadolu Lisesi riskli okullarda mıydı, değil miydi? Bu kafayla mı Milli Eğitim'i yöneteceğiz? Yazıklar olsun...
Değerli arkadaşlar, şunu ifade edeyim ki gündemde birbirinden önemli konular var. Yüzlerce gazetecinin, aydının, siyasetçinin hesaplarına erişim engeli getiriliyor. Yarın bunu çok detaylı anlatacağım. Bir başka önemli konu, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki anlaşmazlığa Türkiye'yi sokmaya hevesli bir akıl tutulması ve yönetimi var. Bunu da yarın gündeme getireceğim. Türkiye gerçekten her alanda çok büyük sorunlarla karşı karşıyadır ve bu sorunların üstesinden gelebilmenin tek yolu da bunlardan bir an evvel kurtulmaktır. Bunu da açıkça ifade ediyorum.
Günaydın; İskender Balcı ve fon konusunda gelen sorular üzerine şunları dile getirdi:
İskender Balcı için geç bir yakalama kararı oluştu. Biraz evvel ifade ettiğim gibi İskender Balcı, Hazine sakan yardımcısının damadı, BDDK eski başkanının oğlu; 31 Ağustos'ta istifa ediyor, 17 Eylül'de fon krizi, kanalizasyon patlaması sonrasında artık saklanamaz hale geliyor. Neden İskender Balcı hakkındaki yakalama kararı bu kadar geç veriliyor ve onun kaçmasına adeta yol veriliyor? Temel soru budur. Halen yakalanamamış görünüyor. Bu yalnızca İskender Balcı'nın basitçe bir kaçması üzerinden değil, bu kararın neden zamanında verilmediği üzerinden değerlendirilmelidir.
Fatma Betül Sayan Kaya zamanında milletvekilliği yaptı, bakanlık yaptı, şimdi AKP Genel Başkan Yardımcısı; affını talep etmiş ve bu talep de kabul edilmiş. Bu mudur yaptırım? Önce Fatma Betül Sayan Kaya'ya ne yapacağınıza bakacağız. Cezai olarak neler yapılacak, iktisadi olarak neler yapılacak? Bizim kanun teklifimiz çok açık. Biz kanun teklifinde diyoruz ki:.
Madde 1. Bu işleri yapan firmaların şirketlerinin sahiplerinin şahsi hesaplarına da gidin.
Madde 2. Buradan hayatın olağan akışına aykırı gelir elde edenlerin enflasyon hesabının üzerindeki gelirlerine de el koyun.
Madde 3. Kalan fon varlıklarından da bunları tasfiye edin ve herkesin alacağını ödeyin.
Fatma Betül Sayan Kaya bu insider trading yaptığı azıcık aklı olan herkesin çok açık görebildiği bir şey. Bunun Sermaye Piyasası Kanunu 107'nci maddede karşılığı var. İstifa ederek kurtuldu mu, yoksa ona yönelik bir soruşturma başlatıldı mı? Hadi Adalet Bakanı bekliyoruz, bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığını söylesin. Biz de oradan buna ilişkin bir açıklama yapalım. Bir başka husus... Şimdi Fatma Betül Sayan Kaya ve kocası kendi adlarıyla işlem yapmışlar. İşlem yapanları görüyoruz, o bilgiler bize geliyor. Onların içerisinde evini geçindirmekte zorlanan insanların milyonlarca liralık işlemleri var. Bu işlemleri onların yapmadığı açık. Bunlar çantacı ve bu çantacıların kimlerin çantacısı olduğu da informel olarak herkes tarafından biliniyor. Başka bir deyişle herkesin bildiği sır. Dolayısıyla hem böyle başkaları aracılığıyla işlem yapanları hem de kendi adlarıyla işlem yapanları takip etmeye devam ediyoruz. YENİ Parti her gün bu konuyla ilgili yeni bir bilgiyi kamuoyuyla paylaşacak. Dediğim gibi ben yarın bununla ilgili ilave bilgileri de zaten kamuoyuna aktaracağım.
“Mal varlığına tedbir konulması doğru bir karardır, ancak arkasından gelecek işleri izleyeceğiz. Dediğim gibi sadece mal varlığı tedbiri değil, onun nasıl tasfiye edileceği, o tasfiyenin Hazine'ye mi yoksa mağdurlara mı yönlendirileceği de çok açık. Ne dediler bize? Dediler ki: "Eğer etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorsan, ediniminin iki katı kadarını Hazine'ye yatır ve böylece etkin pişmanlıktan yararlan." Şimdi böylece büyük bir dolandırıcılık yapmış olan kişiye ediniminin iki katını ödeyerek buradan kurtulma hakkı veriliyor. Buradan kimler yararlanacak, izliyoruz. Dolayısıyla mal varlığına tedbir atılacak ilk adımdır; geç kalmış bir adımdır ama atılması önemlidir. Diğer adımları da takip edeceğiz. Onun dışında başka isimler var. Dediğim gibi zamanı geldikçe, gün geçtikçe hepsini açıklayacağız. Çünkü Fatma Betül Sayan Kaya örneğinde olduğu gibi inkar edilemeyecek bir netlikte ortaya koymaya çalışıyoruz. İçeriden de, artık "yeter artık" diyen insanlardan da bize bilgi geldiğinde ifade edeyim.
Biz bu süreci bütün gücümüzle takip ediyoruz, vatandaş adına takip ediyoruz. Çünkü hırsızlar en az 800 milyar lirayı dolandırdılar ve bu dolandırılan 8 milyar liranın ötesinde biraz evvel ifade ettiğim gibi borsada 3 trilyon TL'lik kayıp var. Bu çoğu insanın intihar eşiğine gelmesi demek, çoğu insanın evinin barkını dağılması anlamına geliyor. Dolayısıyla bütün gücümüzle takip ediyoruz. Bunun içinde bakanlar var, bakan yardımcıları var, milletvekilleri var, bürokratlar var... İpin ucunu çektikçe dökülenleri hep beraber göreceksiniz. Zaten biraz evvel söylediğim gibi yapılanmada o onun oğlu, o onun bacanağı, o onun kardeşi... Birisi denetleme mevkiinde, öbürü yürütme mevkiinde, öbürü şirkette... Dolayısıyla orta yere büyük bir örümcek ağı çıkmış. Bu örümcek ağı bir hırsızlık şebekesine dönüşmüş, örgütlü bir suç ortaya çıkmış. Altını özellikle çizmek isterim, bu bir örgütlü suçtur.
Şimdi bir örnek daha vereyim size: Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Salih Tanrıkulu, aynı zamanda Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyesi. Arkadaş sen icra tarafında mısın, denetleme tarafında mısın? Yani bir devlet aklı aynı insana böylesine karmaşık yerlerde görev verebilir mi? Ben örneğin grup başkanvekiliyim ama yürütme tarafında değilim, yasama tarafındayım. Bu, bu kadar basittir, bu kadar açıktır. Bunu karıştıran "akıl" koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetebilir mi? Adalet Bakanının eşi Sermaye Piyasası Kurulu'nda üye... Şimdi Sermaye Piyasası Kurulu'nun eksiğini, yanlışını, denetlemema eksiğini, hem de bugün yaptıkları yanlışları ortaya koyuyoruz. Buraya kim bakacak? Yargı bakacak, öyle değil mi? Sermaye Piyasası Kurulu'nu da, üyelerinin de bunlar yaptıkları işlemlerin ceza hukuku karşısında bir suç oluşturup oluşturmadığını görecekler. Adalet Bakanının eşi oradayken bunun etkinlikte yapılabileceğini düşünüyor muyuz? Dolayısıyla her şey birbirine girmiş durumda.
Biz çok açık şunu söylüyoruz: Bunları çok kuvvetle takip edip eleştiriyoruz. Ama bir taraftan da bu insanların mağduriyetlerinin nasıl giderilmesi gerektiği konusunda çok açık bir kanun teklifimizi Ümit Özlale İzmir Milletvekilimiz Ekonomik Koordinasyon Kurulumuzla beraber çalışarak basına açıkladı. Biz açıkça ifade ediyoruz ki:.
Madde 1. Bu fonların ve şirketlerin sahiplerinin mal varlığına da gidilmelidir. Yalnızca şirketin malvarlığıyla değil, aynı zamanda onların sahiplerinin şahsi malvarlığına da gidilmelidir.
Madde 2. Buralardan büyük ve açıklanamaz gelir elde edenlerin enflasyon üzerindeki gelirleri oradan alınarak yine bir ortak tazmin fonuna konulmalıdır.
Madde 3. Fonda kalan varlık neyse onlar da tazmin fonuna konulmalıdır ve bu üçü Hazine'ye değil, mağdurların mağduriyetlerinin giderilmesine kullanılmalıdır. Dolayısıyla AKP'nin ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun şu anda ortaya koyduğu anlayışın tersine, mağduriyeti gideren etkin pişmanlıktan yararlanacakların Hazine'ye değil, tazmin fonuna paralarının aktarılarak bir tane bile mağdurun kalmaması için gayret ediyoruz. Bu çabayı hep beraber göstereceğiz.
Günaydın; 1 Ekim'de TBMM resepsiyonuna katılıp katılmayacakları sorusu üzerine de “Önce 30 Eylül'de YENİ Parti'nin Genel Merkezi'nde bir toplantı yapacağız. Bu toplantı bir milletvekili kampı niteliğinde olacak. Bize sorabilirsiniz ki, "siz de neden bir 5 yıldızlı otelde kamp yapmıyorsunuz?" Çünkü biz bizlere bağış yapan ve böylece YENİ Parti ayakta kalsın diyen yurttaşlarımızın emanetlerinin sorumluluğunu taşıyoruz. Dolayısıyla otellerde kamp falan yapamayız. Partimizin genel merkezinde bir günlük kamp yapacağız ve tüm süreci orada değerlendireceğiz. Ertesi gün, yani 1 Ekim'de saat 13.00 ve 14.00'te iki tane burada önemli etkinlik var. 14.00'te Genel Kurul açılacak. YENİ Parti heyeti Genel Kurul'da olacak. Genel Kurul sonrasında da Merkez Yönetim Kurulu toplantımızı yapacağız. Dolayısıyla YENİ Parti resepsiyonunda olmayacak” dedi.
