YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Merkez’deki makamında Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Didem Özel Tümer ve parlamento muhabiri Mehtap Gökdemir’in sorularını yanıtladı. Özel, 14-15 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek partinin ilk olağan kurultayı öncesinde özetle şunları söyledi:

ÇOK GÜÇLÜ KADROLAR GÖRÜLECEK: Yeni Parti’nin yeni siyasetine kurultayla birlikte başlıyoruz. Çok güçlü kadrolar görülecek. Yeni isimler de olacak. Türkiye’nin yerleşik sorunlarını nasıl çözeceğimizi anlatacağımız, seçim vaatlerimizi söyleyebileceğimiz ve kadrolarımızı görünür kılacağımız bir kurultay olacak. Hem katılımcılık çok önemli hem de Türkiye ittifakı söylemimiz. Bu anlamda tüm demokratlardan; muhafazakâr, milliyetçi, Kürt, sosyalist demokratlardan hem bilinen hem de bazı sürpriz etkisi olabilecek isimler olacak kadrolarda. PM’nin sayısını 60’a indirebiliriz, 80’de tutabiliriz veya biraz artırabiliriz.

CHP’NİN BAŞINDA DOST YÖNETİM OLMALI: İkincisi; bir partinin madden ve manen yağmalanması söz konusu. Atatürk’ün partisinin. O yağmanın bitmesi açısından da önemli. Çünkü seçilmişler yok orada ve kimin hangi görevde olduğu belli değil. Ama benim CHP’nin durumuyla ilgilendiğim en önemli husus seçim güvenliği. İlk beşe giren partiler oluyor, yeni kurulan partiler sandık görevlisi olmuyor. Benim 186 bin sandık görevlim hazırdı. O açıdan CHP’nin başında dost bir yönetimin olması lazım. CHP’de kalmış birileri bir kurultay geçirir de seçilmişe dönüşür de, bu bizim için dost yönetimdir değil. Bugünkü butlandan kök alan kimseyi meşru görmeyiz. ‘Orada kaldım. Kemal Bey gidince ben gelirim, meşru yönetici olurum’. Bizde dört seçilmiş kongreyi iptal edip gelen birinden yönetimi devralınca kimse meşru olmaz. Orada örneğin önceki dönem milletvekillerimizden oluşan, Yeni Parti’yi bilen, saygı duyan bir dost yönetim olursa hiç olmazsa sandık görevlilerinin görevlendirilmesi gibi çok teknik bir konuda da bu işe yarayabilir. Ama dönüp gidemeyiz, çünkü çok yeni üyemiz var. Onlara ‘Biz gidiyoruz, siz burada kalın’ ya da ‘Biz gidiyoruz, siz de geleceksiniz’ demek mümkün değil. Zaten Yargıtay bir karar verse de mahkeme yerine geçip karar kurmayacak, kararı bozacak. Böyle bir türbülansa teknik olarak da tahammülümüz yok. Partiyi kurmuşuz, kurultayını yapıyoruz. Seçime girme yeterliliğine doğru bir yandan ilerliyoruz, bir yandan başka tedbirler almışız.

SEÇİMİN ZAMANI BELLİ: (Seçim tarihinin şimdiden belirlenmesi önerileri) Birincisi, Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’na aykırı bu söylenen şey. Kanunda bir değişiklik yapılırsa bunun bir yıldan önce uygulanamayacağı da çok belli. Seçimin zamanı zaten belli. Burada birilerinin iradesini peşinen almak ve bir pazarlığın sonucunu bugünden ciro etmek gibi bir şey görüyorum ben. Birilerinden söz almışlar ve o sözün karşılığında seçimleri öne alma vaadini almışlar ve onu yerine getirmesini istiyorlar.

Ben Kemal Bey’in bir anlaşma yaptığını düşünüyorum Erdoğan’la, iktidarla. Bir anlaşma yaptıklarını ve bu anlaşmanın neticesinde bir kez daha aday olmak için destek vermek, anayasa değiştirmek için destek vermek gibi sözleri çoktan verdiklerini görüyoruz. Biz öyle birkaç hafta, birkaç ay öne alınmış seçimi, erken seçim kabul etmeyiz asla.

Özel kurultay öncesi Milliyet’e konuştu CHP’de dost yönetim olmalı

MANSUR BEY ÖNEMLİ BİR SEÇENEK: (Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda ibre Özgür Özel’e döndü deniyor. Bu cümleyi duyduğunuzda ne düşünüyorsunuz?) Ekrem Başkan’ın diplomasının Danıştay aşaması var, kesinleşmiş bir cezası yok. Bir kere Ekrem Başkan aday olarak ortada. Mansur (Yavaş) Bey önemli bir seçenek olarak ortadadır her zaman için. Kendisinin belediyeciliğe odaklanması ve bu meseleleri şu aşamada konuşulmasından, bu tartışmadan uzak durmasını da anlamlı ve doğru buluyorum. Ben ibrenin bana dönmeyeceği, muhalefetin hep bir arada destekleyebileceği bir büyük uzlaşıyı kovalamanın, mümkünse Ekrem Başkan’ın adaylığının önündeki diploma ile ilgili skandal kararın ortadan kalkmasıyla ki Ekrem Başkan üzerinde zaten bir mutabakat var. Mansur Bey de ben de oy attık. Kemal Bey bile gitti attı. Onun dışında, en sonunda benim temel kriterim şu: Anketler ve her türlü doğru analiz yöntemiyle kazanması en muhtemel, en güçlü adayı desteklemek ve bu kötü gidişi, otokrasi mi demokrasi mi? Amerika seçimlerini gördük.

"GERİ DÖNMEYECEĞİZ’ 

(Yargıtay’dan bir karar çıkmasını bekliyor musunuz? Ne yönde olacağını düşünüyorsuz? Çıkacak karara göre tavrınız ne olacak?) Çok büyük bir haksızlığa uğradığımızı, Türkiye demokrasisine büyük bir haksızlık yapıldığını düşünüyorum. O yüzden de Yargıtay’ın bu ayıbı, bu yanlışı düzeltmesini bekliyorum. Geri dönmek için değil. Varıp da CHP’ye geri dönmeyeceğiz. Ama birincisi, Türkiye siyasi tarihinde bundan sonra kimse güvende olmaz bu karar onaylanacak olsa. Butlan olan ekip anlaşmış oturuyor orada. Bugün herhangi bir Asliye Hukuk Mahkemesi gelse ve herhangi bir siyasi partideki seçimi iptal etse partilerin genel başkanları, yöneticileri güvende değil. Hukuken büyük bir haksızlığa uğradığımızı düşünüyoruz. Bunun giderilmesi açısından önemli. 

İSPATLAMAYANIN ALNINI KARIŞLARIM 

Yeni Parti’yle hiç alakasız bir meseleyi Sarıgül’ün oğlundan bize karıştırıp… Daha ne yalanlayacağız? Bir köşe yazarı demiş ki; ‘Beklerdim ki ispatlamayanın alnını karışlarım desin’. Şimdi size söylüyorum, mutlaka okuyordur gazetenizi, ispatlamayanın alnını karışlarım. Geçen sefer de yurt dışında villa aldı demişlerdi. Villa değil çivi aldıysam siyasete devam etmem. Sarıgül’den öyle tutarlar değil, 1 TL nakit ya da havale bir şey aldığımı ispat etsinler, siyaseti de bırakırım, ispatlamayanın alnını karışlarım. Milletin verdiği dokunulmazlığa el uzatmaya tenezzül edecek varsa da meydandayız. (Yeni il ve ilçe önerileri) Bilerek birşey demedim. Fon krizini örtmek için makro tartışmalar açma ihtiyacı var iktidar kanadının. Örneğin Sarıgül meselesi… O yüzden o gündeme takılıp kalmak fon gündemini örtme manasına geliyor. Herkes bilsin ki bu iktidar ne konuşturtmaya çalışıyorsa hep fon konuşulmasın diye yapıyor.