”Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre MYK toplantısı sonrası basın açıklaması yaptı. Zeynel Emre, okullarda yaşanan şiddet olaylarına değinerek, “Bundan sonra okullarda yaşanacak muhtemel şiddet olaylarının birinci derece faili Cumhur İttifakı'dır. AK Parti'dir, MHP'dir. Oradaki güvenlik görevlisi çalışmasına engel olanlardır” dedi.


Zeynel Emre’nin konuşması şöyle:
“Bugün genel başkanımız Sayın Özgür Özel Başkanlığında Merkez Yönetim Kurulu toplantımızı gerçekleştirdik. Gerek ülkemizde yaşanan gelişmeleri, gerek dış gelişmelerle ilişkin bir takım değerlendirmelerde bulunduk. Tüm bunlarla ilgili sizleri bilgilendireceğim. Öncelikle şunu ifade edelim. Değerli arkadaşlar biliyorsunuz bir süredir milli iradeyle kavga eden, onu tanımayan, yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Adalet ve Kalkınma Partisi özellikle son yerel seçimden beri bizlerin kazandığı belediyelere adeta savaş açmış durumda.

Çeşitli iddialarla belediye başkanlarımızı tutuklamakta. Bazı belediyelere baskıyla kendi safını geçirmekte. Yine bazı meclis üyeleri de bu baskıdan nasibini almakta.

En son genel başkanımız Mersin'e yapılan operasyondan sonra Mersin'de tutuklanan 3 belediye başkanı arkadaşımızı cezaevinde de ziyaret etti. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı ziyarette bulundu. Silifke'de birtakım ziyaretlerde bulundu. Tabi burada yurdun birçok yerinde olduğu gibi gözlediğimiz temel başlıklardan biri şu ki Yeni Parti'ye Türkiye'nin her yerinde çok yoğun bir ilgi var. Destek var.

Ülkenin içinde bulunduğu krizden çıkışın adresinin Yeni Parti olduğunu vatandaşlarımız görüyor. Bu alanda da bize desteği çok yüksek olduğunu söyleyebiliriz Mersin'de de. Tabii şunu söyleyelim değerli arkadaşlar. Siz Vahap Seçer’i tutuklayıp görevden uzaklaştırdığınız zaman Mersinli'nin sorunlarını çözmüş olmuyorsunuz. Orada narenciye işiyle ilgilenen vatandaşların sorunu çözülmüyor. Mersinli esnafın işi çözülmüyor. Oradaki yoksulluk, işsizlik azalmıyor. Bu iktidar dünyanın her yerindeki benzer otoriter iktidarlar gibi vatandaşın dertleriyle, sorunlarıyla, problemleriyle ilgilenmiyor. Bunları önemsemiyor.

Lale devri yaşayan kendi dar gruplarının çıkarları ve menfaatlerine göre o azınlığın isteklerine göre rant alanları oluşturmaya çalışıyor. Ve bütün eline geçirdiği iktidar gücüyle de millet iradesine darbe yapıyor. Bu yaşadığımız süreç geçmişte yaşadığımız darbe ve darbe girişimlerinden farklı değildir. Bugünkü Türkiye'de bu süreçler yargı eliyle yürütülmektedir. O nedenle biz bunu basın toplantılarında ifade ediyoruz. Genel başkanımız konuşmalarında ifade ediyor. Bu Yeni Parti'nin bir problem olarak görünmemelidir. Bu ülkedeki sandıkla iktidarın değişme iradesine yönelik bir saldırı vardır. 2019'da belediyeleri biz kazandıktan sonra önce engelleme yönünde bir çalışma içinde oldular. O ranttan mahrum kaldılar. O rantlar kişilere, zümrelere değil de millete, milletin menfaatine, milletin çocuklarının menfaatine akmaya başladı. 2024'te de millet aynı yöndeki kararını güçlü bir şekilde verince bu kez dediğim gibi sudan sebeplerle operasyonlara giriştiler. Bakın değerli arkadaşlar, Esenyurt Türkiye'nin en büyük ilçelerinden biri. İstanbul'un en büyük ilçesi.

Orada seçilmiş belediye başkanı Ahmet Özer sudan sebeplerle, sudan gerekçelerle tutuklanıp cezaevine kondu. Esenyurt'u kim yönetiyor dediğinizde, Esenyurt'u atanmış vali yardımcısı ve kendisinin belirlediği ekipler yönetiyor. Biz o zaman bu operasyonlar olduğunda takip edenler hatırlar dedik ki bunun temel nedeni buradaki ranta çökmek. Çünkü Esenyurt büyük ticari işletmelerin ve fabrikaların bulunduğu, Türkiye ihracatında önemli pay sahibi olan bir bölge, sanayi bölgesi ve burayı yağmalamak amacıyla gelen bir anlayış olduğunu söyledik. Belediye başkan yardımcısı kayyum gelir gelmez yardımcı olarak görevlendirdiği ve belediyede sağ kolu olarak bilinen kişi Yusuf Ulutaş. Bu kişinin geçmişine baktığınızda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Beyoğlu örgütünde faaliyette bulunduğunu görüyorsunuz. Şimdi bu yolsuzluk operasyonu da gözaltına alındı. MASAK'ın raporuna göre kız kardeşine 212 milyon transfer etmiş. Ve ihalelerden, hak edişlerden yüzde 20 aldığına yönelik bilgi var. İddialar var. Gözaltına alınanların hepsi bu kayyum tarafından göreve getirilenler. Hiçbiri önceki dönem görevde olan kimseler değil.

Aynı durumu şimdi Ataşehir'de yapmak istiyorlar.  Adalet ve Kalkınma Partisi 2009 yerel seçiminde kendisinin güçlü olduğu Ümraniye'deki bazı mahallelerle birleştirerek Kadıköy'ün bir kısmını almayı planladı. Ancak millet iradesini bizden yana kullandı. Biz kazandık. 2014'te de tekrar kazandık. 2019'da kazandık. 2024'de gelince 3 dönem milletvekili yapan arkadaşımız Onursal Adıgüzel yüzde 56 gibi büyük bir farkla Ataşehir'in oyunu aldı. Önce sudan gerekçelerle Onursal Adıgüzel tutuklandı, görevden uzaklaştırıldı. Sonra yerine gelen başkan vekili kendi ilçesinden 6  meclis üyesinin transfer edilmesini hemen sonrasında gözaltına alındı. Orada yapılan seçim denmez irade gaspı, bir tiyatro, bir müsamere sonucunda iktidar tarafından Ataşehir Belediye Başkanlığı koltuğu da işgal edildi. Şimdi siz milli iradeyi yok sayıp belediyeyi işgal edeceksiniz. Ondan sonra oradaki şahıs da diyecek ki hizmet getireceğiz. İşte gördük nasıl hizmet getirdiklerini... Esenyurt'ta kayyum yönetiminden gördük nasıl hizmet getirdiklerini. Çeyrek asırlık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı bu saatten sonra bu topluma bir hizmet getiremez. Biz eminiz ki toplumun önüne sandık geldiğinde bu iktidara büyük bir hezimet yaşatacak.

“YAHŞİHAN’DA BUNU YAPANLAR DİĞER YERLERDE NELER YAPAR“
Kırıkkale'ye bağlı 40 bin nüfuslu Yahşihan Belediyesi. 40 bin nüfuslu. Ancak büyük bir rant bölgesi, organize sanayi bölgesi, imara açık gelişen bir yer. Oradaki belediyeyi son seçimde Adalet ve Kalkınma Partisi kazandı. Belediye başkanı büyük bir yolsuzluk iddiasıyla tutuklanıp görevden uzaklaştırılmıştı. Şimdi yerine gelen yine iktidar partisine mensup belediye başkanı tutuklandı ve görevden uzaklaştırıldı. Ortaya çıkan iddialara göre belediye başkan yardımcısının 1630 tapusu çıktı. İki encümen üyesinden toplam 54 tapu çıktı. İmar müdürünün eşi üstüne 83 tapu çıktı. İmar müdürünün kayınvalidesi adına 122 tapu çıktı. Baldızı adına yine bu sayılarda tapu var. İmar müdürünün kendi adına kayıtlı belirtilen mal varlıkları: Bir adet Porsche marka araç 38 milyon olduğu değerlendiriliyor. Mercedes AMG 32 milyon olarak değerlendiriliyor. Şuradan bakalım değerli arkadaşlar. Önce tapulara bakalım. Çıkan tapulara bakın. Yolsuzluk diyorlar ya. Al sana yolsuzluk.

Yani bir buçuk yıldır yapmadığınız operasyon türü kalmadı bize. Böyle bir tabloyu herhangi bir yerde göreniniz, bileniniz, duyanınız oldu mu? Kıymetli arkadaşlar. Al sana yolsuzluk. Şimdi gelelim bir başka tabloya. Bu da imar müdürü AK Partili. Buyurun. Yani Bodrum'daki villasının üç yüz milyonun aşkını olduğu söyleniyor. Marinada yatı var. Adam devlet memuru. Müdür, imar müdürü. Yani bu böyle İstanbul değil, Mersin değil.

Göz önünde bir ilçe değil. Burada bunu yapan başka yerde neler yapar? Niye belediyelere saldırıyorlar biliyor musun? İştahları buradan işte. Bundan ötürü. Bu Türkiye'nin projeksiyonu aslında. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi deyince aklınıza bu gelsin. Görevlendirdiği kişiler bunlar.

“AK PARTİ MİLLETİN DEĞİL, FATMA BETÜL SAYAN KAYALARIN PARTİSİDİR”

Şimdi bütün bunlar geçmişten bugüne kadar süregelen uygulamalar ve sonuçları. Ancak son dönemde öyle bir kriz patlak verdi ki, lağım patladı lağım. Yani ülkemize dolaylı zararıyla birlikte 90 milyar doları aşkın bir fon krizi ve örgütlü bir şekilde dolandırıcılık suçunun işlediği, içinde iktidara mensup önemli isimlerin bulunduğu bir kriz. Bunu kim yaptı dediğinde hep söyledim. Bunun merkezi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel merkezidir.

Şimdi biz buna ilişkin arkadaşlarımızla çalıştık. Dedik ki bakın listeler var elinizde. Siz açıklayın. Fatma Betül Sayan ismini açıkladık. Yani bir koyup 20 almak istemiş ve almış. Ortaya çıkınca paranın iadesine ilişkin konuşmalar çıktı. Görevden affını istedi. Değil mi? İstifa tabirini kullanmıyorlar. Geçen hafta da ifadesine başvuruldu. Bakın iki milyarın üzerinde bir yolsuzlukla adınız geçiyor. Türkiye'de şu anda elli bin yüz bin lirayla ilgili rakamlarla suçlananlar dahi önce basın diziliyor. Değil mi? Polisler sağına soluna diziliyor. Kafasını eziyorlar. Götürüyorlar ifadelere. Bu hanımefendi ve eşinin tek bir kare fotoğrafını gören oldu mu? Görülmedi. Niye?  Çünkü orada da VIP hizmeti görüldü. Dostlar alışverişte görsün. Çağlayan Adliyesi'nin girişi çıkışı belli. Her yerde basın mensupları ve insanlar var. Demek ki oradan girmedi. Demek ki özel bir muameleyle, kimse görmeden savcının yanına götürüldü ve aynı özel muameleyle götürüldü. Şimdi burada işin samimiyeti zaten ortaya çıkıyor.

Bu iktidarın son icraatlarıyla milletin partisi değil Fatma Betül Sayan Kaya'ların partisi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Ama millet de yalnız değildir. Yanında Yeni Parti vardır. Bu vurgun bu ülkenin yönetilemediğini resmidir. Çünkü bunu bireysel soygun olarak göremeyiz. Buna sermaye piyasası kurulu göz yummuştur. İstanbul Borsası göz yummuştur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu göz yummuştur.

“KANUN TEKLİFİMİZİ RET ETTİLER”

İktidar partisi içinde yer almıştır ve bu soygunun ortağıdır. Kıymetli yurttaşlarımız, hep söylüyoruz toplantılarda, bu ülkenin gerçek beka sorunu ne deseniz, bu ülkenin evlatlarının, çocuklarının 18 yaş altı, yaklaşık 18 milyon çocuğun geleceğe hazırlanmasıdır. Dünyayla rekabet edecek bir eğitim alabilmesidir. Bugün beka sorunu ne deseniz,

Bu çocukların beslenmesidir, güvenlik içerisinde okulda okulunu okuyabilmesidir. Bakın okullar açılalı çok kısa bir süre oldu. Manisa'da bir öğrenci elinde silahla okula girip arkadaşlarına ateş açtı. 11 öğrenci yaralandı. Osmaniye'de bir kişi bir öğretmeni öldürdü okulda. İstanbul Başakşehir'de bir öğrenci elinde bıçakla okulda bir öğrencinin ölümüne ve 7 öğrencinin yaralanmasına neden oldu.

Van'da bir öğrenci elinde tüfekle okula girdi. Esenyurt'ta takip ettiniz. Kavga sebebiyle yaralama var, bıçaklı kavga var. Daha yani üzerinden bir hafta geçmedi, on gün geçmedi değerli arkadaşlar. Peş peşe biz bunları duyduk. Okullardaki durum da bu. Şimdi biz bunu öngördük mü öngördük Yeni Parti olarak? Dedik ki ülke bir buhran içerisinde ekonomik krizin aileler üzerinde etkisi büyük.

Bir sosyal patlamayı ve şiddet sarmalını işaret ediyor. Karşılaştığımız şiddet olayları oransal olarak rekor düzeyde Cumhuriyet tarihinin. Geçmiş senelerde okullarda yaşanan şiddet olayları var. Ne yapalım? İlk etapta 65 bin uzman çavuşu okullarda güvenlik görevlisi olarak görevlendirelim. Ne dediler? Para yok. Bu çocukları güvenli bir şekilde okutalım. Bir öğün ücretsiz yemek verelim. Kanun teklifi verdik.

Yine Adalet ve Kalkınma Partisi ve MHP oylarıyla reddedildi milletvekillerinin oylarıyla. Şimdi de bir kez daha söylüyoruz. Bundan sonra okullarda yaşanacak muhtemel şiddet olaylarının birinci derece faili Cumhur İttifakı'dır. AK Parti'dir, MHP'dir. Oradaki güvenlik görevlisi çalışmasına engel olanlardır. Bu çocukların gelişim bozukluğu yaşamasının birinci derece failleridir. Para yok dedikleri yerde gördünüz. Yaptıkları bir vurgunda bu iki kalemi çıkartacak boyutta zarara sebebiyet vermişlerdir.”