Özgür Özel: “Her Sokak Arası Mitinge Dönüşüyorsa Seçimin de Değişimin de Zamanı Gelmiştir, Bu İktidarı Mutlaka Değiştireceğiz”
“ZEYTİNİN ÜRETİCİDEN 30 YIL, 3 YIL SONRA DEĞİL, 3 GÜN SONRA BİLE KAÇTAN ALINACAĞI BELLİ DEĞİL; PRİM DESTEĞİ VERİLMELİ”
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Zeytinli Mahallesinde zeytin üreticileri ile bir araya geldi. Burada konuşan YENİ Parti lideri Özel, “Değerli Edremitliler bugün hem Edremit’te hem Gömeç’te hem Ayvalık’ta zeytin üreticilerinin sesini duymak için, Türkiye’ye duyurmak için, sorunlarını en üst düzeyde anlatmalarını sağlamak için geldik. Bugün bu yapacağımız toplantı, kadın zeytin üreticileri ile sohbet toplantısıydı. Sizler sağ olun, ev sahipliği yapmak için geldiniz ve çok büyük bir kalabalık var. Önce emeği ile geçinen ve ailesini, köyünü, Edremit’i geçindirmeye çalışan zeytin üreticilerini alkışlıyoruz” dedi. Üreticilerin sorunlarını dinleyen Özel, daha sonra şunları söyledi:
“ZEYTİNCİNİN SORUNLARINI TÜRKİYE’YE DUYURACAĞIZ”
“Değerli Balıkesirliler, Edremitliler, bugün buraya öncelikle bir masanın etrafında 50 kadar kadın zeytin üreticisi ile oturup, güne onların sorunlarını dinleyerek başlamak istedik. Ardından zeytinliğe gideceğiz, fabrikaya gideceğiz. Sonra Gömeç’e gideceğiz. Oradan Ayvalık’a gidip, günün sonunda da bu konularda gün boyunca yaptıklarımızın sonucunda bir konuşma yaparak bütün sorunları Türkiye’ye duyurmak istiyoruz. Ama siz sağ olun, var olun, eksik olmayın; günün bu erken saatinde burada bizi karşıladınız. Burası eskiden bir belde belediyesi olan Zeytinli’ydi, Zeytinli Kasabası’ydı. Bizi burada karşıladınız, çiçekler verdiniz. Teyzeme söz verdim, köyün adını söyleyeceğim diye. Bu çiçeği Yassıçalı Köyü’ndeki bütün kadın üreticiler adına verdiler. Teşekkür ediyoruz. Bu çiçek Altınoluk zeytin üreticileri adına verildi, teşekkür ediyoruz. Bu çiçekler de Doyran Köyü’nden. Kendi bahçesinden getirmişti, sağ olsunlar. Beyoba Köyü burada, Pınarbaşı Köyü, Mehmetalan Köyü’nün kadın muhtarı ve köylüler burada. Ortaoba, Yassıçalı, Doyran, Avcılar, Hacıaslanlar, Tahtakuşlar, Çamlıbel, Çamcı, Narlı, Yaşyer, Çıkrıkçı, Bostancı, Kızılkeçili köyleri de burada. Adı Türkiye’de duyulmayan Edremit’in köyü kalmadı. Bütün Edremit’e bir kuvvetli alkış.”
“BUGÜNE KADAR ZEYTİNİ TOPLAYIP AÇ KALMAMIŞLARDI”
“Tabii burada böyle muhteşem bir kalabalık var sabahın erken saatinde. Bir de şimdi zeytin üreticisi için oturma, gezme, siyasetçiyi dinleme günlerinde değiliz. Normalde zeytin öğreticisinin çalışacağı, yıl boyunca emek verdiği, evladı gibi baktığı zeytinden hasadını alacağı ve bütün bir yıl boyunca beklediği bir dönemin içindeyiz. Ama burada büyük bir kalabalık var. Bunu şahsıma işte ‘Gittik de köylüler koştu, geldi. Heryeri doldurdular, köyler boşaldı. Bu, Özgür Özel’e duyulan sevgi falan’ hiç böyle görmüyorum bunu. Seviyorsunuz, biz de sizi seviyoruz ama mesele zeytin üreticisi yanıyor, sesini duyurmak istiyor. Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Bu Edremit dediğiniz yerde zaten bakın burası Edremit’in bir mahallesi, eskiden belde belediyesiydi. Kapattılar belediyeleri, mahalle oldu burası. Bu Zeytinli, zeytinin kalbi. Edremit, zeytinin kalbi. Burada iki bin yıldan fazla zamandır zeytin toplanıyor, zeytinyağı sıkılıyor, zeytin tarımı yapılıyor. Antik çağlardan beri bu topraklarda zeytin var, zeytincilik var, zeytin hasadı var. Antik çağlardan beri ilk kez zeytin üreticisi bu kadar perişan durumda. Son üç yılın, beş yılın değil; bin yılın, iki bin yılın krizi ile karşı karşıyayız. Çünkü çağlar boyunca, iki bin yıldır burada zeytin var, zeytin ağacı var, üretim var. Hiçbir zaman o zeytin ağacının zeytinini toplayıp da aç kalmadı bu insanlar. Hiçbir zaman zeytin üreticisi zeytinini toplayıp yarın sıktıramayacak hale gelmedi. Teyze diyor ki ‘Çırpıcı ayrı para, sıkmak ayrı para. Yevmiyeye param yok, toplatamıyorum. Zeytin ağaçta kalıyor’ diyor. Cağlar boyunca hiçbir zaman zeytin üreten kişi aç kalmadı. Ama bu sene zeytin üreticisi aç kalmakla, borcunu ödeyememekle ve iflas etmekle karşı karşıya geldi.”
“MALİYET 75 LİRA İKEN FİYAT 50 LİRA”
“Bakın çok çeşitli rakamlar var, sürekli değişen rakamlar var. Ama aynı türden zeytini ele aldığınızda yani sofralık iri, yeşil zeytin. Bu zeytin geçen sene 90 liraya satıldı, doğru mu? Bu zeytinin bu seneki maliyeti 75 lira. Zeytinyağının bu seneki maliyeti 280 lira. Herkes kulağını kapatmış, bir fiyat bekliyordu. Maalesef Tariş, bu sene sustu. Doğru mu? Fiyat söyleyemedi. Yılların şirketleri fiyat ilan etmedi. İktidar partisine yakın bir şirket ki adını çokça söylediniz. Burada piyasayı baskılayarak, çeşitli manipülasyonlar yaparak fiyatları aşağıya çekmeye çalıştılar ve maalesef başarılı oldular. Bugün için maliyeti 75 lira olan bu zeytini, geçen sene 90 liraya sattığınız bu zeytini bu sene 40-50 liraya almaya çalışıyorlar. Bu zaman bu zeytinin toplaması, her türlü maliyeti hesaplandığında, maliyet 75, fiyat 50 lira olunca zeytin üreticisi iflasın eşiğine geliyor. Zeytinyağında maliyeti 280 lira, fiyat 220 lira ve daha aşağıya doğru geliyor. ‘180’e çektiler’ diyor. Zaten sorun öyle bir sorun ki bu sorun bu sene siz beni görüyorsunuz, şimdi de buraya geldim. Ben Rize’ye gittim, sorunun adı çay; aynı sorun. Ordu’da, Giresun’da, Trabzon’da fındıkta; aynı sorun. Gaziantep’te antep fıstığı, aynı sorun. Memleketim Manisa’da yaş üzüm, kuru üzüm, sofralık üzüm, şaraplık üzüm; aynı sorun. Buğdayda biraz önce dedi ‘30 dönüm buğday ekiyordu, ekemiyor maliyetlerden.’ Aynı sorun. Malatya’da kayısı var, aynı sorun. Limon üreticilerine gittim, narenciye üreticilerine gittim; aynı sorun. Limon dalda kalmış. Geçen hafta memleketim Manisa Sarıgöl’de sofralık üzümü kesmiş, dereye dökmüş. Şimdi kesiyorlar, dibine düşürüyorlar. Yani alıp götürüp satamadığı için asmanın dibine kesiyorlar. Limon dalında kuruyor, dalında çürüyor. Bugün buraya geldik aynı sorun. Herkesin dediği şu, ‘Geçen sene mazot 50 liraydı, bugün 100 lira. Ama geçen sene fındık da üzüm de fıstık da burada zeytin de geçen senenin yarı fiyatı.’ Maliyetler ikiye katlanmış, en az yüzde 50, 60 artmış ama ürün konusunda fiyatlar yarıya düşmüş. Bu plansızlıktandır. Bu ülkedeki en önemli kurum Devlet Planlama Teşkilatıydı, AK Parti geldi önce adını değiştirdi. Bir bakanlığa bağladı koca teşkilatı. Sonra tamamen kaldırdı.
“ÜRETİCİLER KORUMASIZ BIRAKILDI”
“Bugün üretici maliyetler karşısında korumasız. Ürününü satma konusunda güvencesiz. Bakın biz bugün gelirken İstanbul’dan otobandan geldik. Otobanın bir sahibi var, yaptı onu. 30 sene boyunca hesabını biliyor adam, nasıl biliyor musun? ‘Özgür Özel kalkar gelir bu sabah 3, 4 arabayla peş peşe, otobana girerse kazanacağım parayı biliyorum. Girmezsem yine biliyorum.’ Neden? Geçiş garantisi var onun. Demişler ki ‘Kardeşim gel sen burada otoban yap, yolcu gelirse bu kadar alacaksın, yolcu geçmezse de ben senin gelirini garanti ediyorum’ demiş. Kim? Devlet. Kime? Türkiye’nin en zengin müteahhitlerine. Kaç zaman? 30 yıl boyunca kazanacağı para belli adamın. Ama buraya geldim, burada belki 3 bin zeytin üreticisi var. 30 yıl değil, 3 yıl değil, 3 gün sonra zeytinini kaç paraya alacaklar bilen yok. Alacaklar mı, bilen yok. Parasını ödeyecek mi, bilen yok. Parasının garantisi var mı, bilen yok. Bakın buradan size söylüyorum. YENİ Parti’nin kuracağı iktidarda zengini bilmem ama üreticiye geçim garantisi olacak. Otobanda geçiş garantisi var, havaalanı yapıyorlar uçuş garantisi var, yolcu garantisi var. Tünel yapıyorlar geçeceklere geçmeyeceklere geçiş garantisi var. Hastanede hasta garantisi var, tahlil garantisi var; 20 yıl, 25 yıl, 30 yıl, sözleşmesine göre. Ama zeytinciye geldiğinde geçim garantisi yok. Yok öyle yağma, öyle yağma yok. Bundan sonra kim geçim garantisini veriyorsa oyu o alacak. Bu iktidar da gidecek oyu o zengin müteahhitlerden istesin. Bizden istemesin bundan sonra. Böyle bir şey yok. Doğru mu? Doğruya doğru. Bunu böyle bileceğiz, böyle konuşacağız. Bakın ne iş yapar bir hükümet. Hükümet elbette gelip zeytinin dibini çapalamaz. Oraya kirecini koymaz. Sulama onun işi değil. Budama onun işi değil. Silkme, silkeleme, toplama onun işi değil. Yağa götürme onun işi değil. Bunlar bizim işimiz, sizin işiniz. Hükümetin işi ne? O zeytinyağını dünya pazarlarına sokacak imkanları yaratmak, pazar yaratmak.”
“TÜRKİYE HÜKÜMETİ, İTALYAN ZEYTİNCİYE ÇALIŞIYOR; YAZIKLAR OLSUN”
“Bakın Türkiye’deki zeytin ve zeytinyağı Tunus ile yarışıyor maalesef. Tunus ürettiğinin yüzde 80’ini ihraç ediyor, Türkiye, ürettiğinin yüzde 10’unu ihraç ediyor. İşte mesele burada. Sizin Türkiye zeytinin üretiminde, zeytinyağı üretiminde dünya birincisi. İhracatta dünyada altıncı sıraya geriliyor. Tunus yüzde 80’i ihraç ediyor. Biz yüzde 10’unu. Peki en büyük ihracatçı kim? İtalya. Yüzde kaç? yüzde 200. Ya böyle hesap mı olur? Adam ürettiğinden fazla zeytin ve zeytinyağı nasıl satar? Nasıl satar biliyor musunuz, senin, benim kaliteli ucuz zeytini ucuza buradan toplar, İtalya’ya götürür. Kendi markasını basar. İki katı fiyata dünya piyasalarına satar. İtalya’nın hükümeti, İtalyan zeytinciye çalışıyor. Türkiye’nin hükümeti? O da İtalyan zeytinciye çalışıyor. Yazıklar olsun. Onun için işi bilen, çalışkan kadroları getireceğiz. Pırıl pırıl. Mesela biri Sencer Bey, biraz önce gördüğünüz. Kendisi babamın oğlu değil, parti üyesi değildi. Ama dinledim. Hayvancılığı biliyor, sütü biliyor, tarımı biliyor, ‘Telefonunu bulun’ dedim, buldular. Aradım dedim ‘Sencer Bey, sana bir teklifim var, bu anlattıkların güzel ama bunu düzeltmek için gelip görev yapmanı istiyorum.’ Dedi, ‘Nasıl olacak?’ Dedi, ‘Ben siyasetçi değilim.’ ‘Bana siyasetçi lazım değil ki’ dedim. ‘Bana hayvancı, süt üreticisi, zeytin üreticisi, tarımdan anlayan biri lazım.’
“ULUSAL ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI KONSEYİ ÇALIŞTIRILMIYOR”
“Şimdi nasıl bütün dünya doğru işleri yapıp, doğru planlamaları yapıyorsa biz de sizin zeytininizi biraz önce tattık, bu erken sıkım meyve tadı var, meyve tadı. O kadar iyi aroması var. Meyve tadı, meyve kokusu var üzerinde. Bu ürünü bütün dünyayı tanıtmak, nasıl olacak? Örneğin ülkenin Cumhurbaşkanı, kendine yakın iş insanlarını uçaklara doldurup, dünyanın öbür taraflarına götürüp, bunlara ticaret anlaşmaları, bilmem neler imzalatıp paralarına para kattırıyor ki yapılsın. Yani her türlü ihracat bu ülke için önemlidir. Ama kardeşim dünyanın en iyi zeytinini üreteceksin, yüzde 10 ihraç edeceksin, yüzde 90’ı burada kalacak. Rekolteyi ilan etmeye korkacaksın, zeytin ve zeytinyağı kurumunu düzgün çalıştırmayacaksın. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi. Piyasaya müdahil olmayacaklar, doğru fiyat açıklamayacaklar. Üretim bağlantıları, ihracat bağlantıları olmayacak. Kooperatifleri desteklemeyeceksin. Ürünün sadece ve sadece yağ olarak değil, marka olarak değerlenmesi lazım. Markanın ihraç edilmesi lazım. Katma değerli ürünlerin olması lazım. Ama bunlar yapılmadığı için bugünkü büyük sıkıntılar yaşanıyor. 1 kilo zeytinin daha geçen sene 1,5 litre mazot aldığı günlerden şimdi 1 litre mazot almak için 2 kilo zeytin satılan günlere geldik. Geçen sene de iyi değildi bu ama bu sene perişan. Üç sene önce, üç sene öncenin rakamıyla 1,7, haydi diyelim 2 kilo yağ bir yevmiyeye denk gelirken şimdi 10 kilo yağ bir yevmiyeye neredeyse denk geliyor. Yevmiye ne kadar? Bin 800 lira.10 litre yağ satacaksın, ‘180 liradan alıyorlar’ diyor yağı, bir yevmiye ödeyeceksin.”
“O FARKI ÖDEMEYEN DEVLET OLMAZ OLSUN”
“Ayrıca kadın yevmiyesinin düşük, erkek yevmiyesinin daha yüksek olduğu bir düzeni kabul etmiyoruz. Buradan açıkça söylüyorum. Kadın yevmiyesi ile erkek yevmiyesi arasında 200 lira fark mı varmış? O farkı ödemeyen devlet olmaz olsun. Biz ödeyeceğiz o farkı kadınlara. Kadının istihdamı yok, kadının güvencesi yok, kadının sigortası yok, kadının emekliliği yok. Çalışan kadınlara prim desteği; çalışamayan, evde kalan, hastasına bakan, yoksulluktan dolayı ailesine geçindirmek için evde çalışan ama emeği görülmeyen kadına, engellisine bakan kadına, iş sağlayamadığımız kadına da sigorta güvencesi vereceğiz. Tüm kadınların emeklilik hakkı olacak. Şunu bilsin Türkiye. Ecevit olmasaydı, 1970’lerde sosyal demokrasinin dünyadaki rüzgârları Türkiye’ye taşınmasaydı ne iş kazası sigortası vardı, ne emeklilik sigortası vardı, ne hastalık sigortası vardı. Bunların hepsini biz getirdik, iktidarımızda sizin hemşeriniz, komşunuz Özgür Özel’in partisi iktidarda olduğunda bütün kadınların gelecek kaygısı ortadan kalkacak, söz veriyoruz.”
“EDREMİT ZEYTİNYAĞINA TRUMP EK VERGİ KOYDU”
“Şimdi şunu söyleyeyim. Dünyada ülkeler arasındaki iyi ilişkiler iki ülkeye de kazandırır. Ama maalesef Türkiye’nin dış politikası kurumlardan ve ülkelerden değil, kişilerden ibaret hale geldi. Bakın, Erdoğan-Trump ilişkisinden Amerika kârlı çıkıyor ama Edremit kârlı çıkamıyor. Erdoğan taraftan randevu isterken dediler ki ‘Trump’a randevu vermek için 250 tane uçak alacaksın.’ Dedi ki ‘Kabul.’ ‘LNG, sıvılaştırılmış doğal gazı en pahalı fiyattan bizden alacaksın.’ Dedi ki ‘Tamam.’ ‘Amerikan mallarına vergiyi kaldıracaksın.’ Daha uçakta iken Amerikan malına vergiyi indirdi. ‘Çin malına vergi bildireceksin.’ Çin malına vergileri bindirdi. ‘Nadir toprak elementlerini bize vereceksin.’ Eskişehir’in sözünü verdi, gitti. Trump bunun altına sandalye ittiriyor böyle, sandalye. O kadar memnun. Bizim burada da yandaş televizyonlar seviniyor. ‘Trump sandalye tuttu bize, Trump sandalye tuttu bize.’ Sonra Trump uçağı sattı, gazı sattı, vergiyi indirdi, Çin malına vergiyi bindirtti. Bize KAAN motoru verecekti, vermedi. F35? Programdan atmıştı, ‘Geri gireceğiz dedik’, sokmadı. F16 modernizasyonu yapmadı. Ne yaptı biliyor musunuz? Türkiye’den giden zeytinyağına yüzde 12,5 vergi koydu Trump. Yani Erdoğan-Trump ilişkisinden Amerika kazanıyor. O uçakları üreten fabrika kazanıyor, sıvı doğalgaz satanlar kazanıyor. Amerikan malını Türkiye’ye satan düşük vergiyle satıyor, kazanıyor. Ama Edremit’in zeytinyağı Amerika’ya girerken ilave yüzde 12,5 vergi veriyor. İşte devletin üzerine düşen; sizin işinizi kolaylaştırmakken aksine Trump buna meşruiyet veriyor, bu Trump’ın her istediğini yapıyor ama Edremit’in zeytinyağına gelince Trump başka ülkelerle uygulamadığını bizim zeytinyağımıza uyguluyor.”
“ACİLEN DOĞRUDAN PRİM DESTEĞİ VERİLMELİ”
“Biz iktidar olduğumuzda, Sencer Hoca birkaçını söyledi ama net olarak bir kez de ben ifade edeyim. Canlı yayında veren, haberlerinde kullanacak olan televizyonlar için buradan duyulsun. Birincisi, akut sorun. Bu sene yapılması gereken iş; zeytine, dane zeytine 20 lira, zeytinyağına 50 lira doğrudan prim desteği vermektir. Bunu istiyoruz, Meclis’te bunun için bütçe görüşmelerinde sesinizi duyuracağız. YENİ Parti iktidar olduğunda zeytin ve zeytinyağını stratejik ürünler arasına koyacağız. Bu bütün kutsal kitaplarda adı geçen, en eski kalıntılarda resmi-baskısı olan, hem bu kadar değerli ve sağlık açısından önemli, ekonomi açısından önemli Türkiye’de 250 milyon zeytin ağacı var. Böyle bir ürün hem sağlığımız için hem ekonomimiz için hem istihdam ve başta kadın emeğinin değerlendirilmesi için bu ürünü stratejik ürün listesine koyacağız. Yani bu ürün ülkenin en stratejik ürünlerinden biri olarak kabul edilecek. Rekolte, stok, ihracat rakamları düzenli olarak internetten takip edilecek şekilde sürekli ilan edilecek. Bu sene ‘Tarihin en büyük rekoltesi geliyor’ uyarılarını dinlemediler, rekolte açıklamadılar, tedbir almadılar. Bugünkü perişanlığın sebebi budur. Yok yılında yurt dışına ihracat yasağı, ‘Efendim Türkiye’de fiyat artmasın, tüketiciyi koruyalım.’ Tüketiciyi korumanın yolu üreticinin pazarını kaybettirmek olamaz. Sen ihracat yasağı koyduğun anda yurt dışına satılan zeytinyağını senden alamayan, gidiyor ve Tunus’la bağlantı yapıyor, başka ülkelerle bağlantı yapıyor. Seneye de ‘Ticaretimden memnunum, riske girmem’ diyor, pazar kaybediyor. O yüzden devlet zeytine ve zeytinyağına alım garantisi verecek. Yurtdışında düzenli bağlantılar yapacak. ‘Efendim, bu sene çok.’ Alacak, stokuna koyacak. Olmayan sene o ihracatı oradan karşılayacak. Gerekirse uluslararası bağlantılar kuracak, Türkiye’de zeytinyağı miktarı azsa başka yerden alıp taahhüdünü yerine getirecek. Ama pazar, piyasa kaybettirmeyecek.”
“SIKINTI; DEVLETİN YOKLUĞU”
“Bugün devletin yokluğundan sıkıntı çekiyoruz biz. Bak zeytin var, zeytinyağı var. Devletin planlaması, düzenlemesi yok. Arkanızda devlet durmadığı için. Dünya fiyatının düştüğü yıl ihracat desteği verilecek, kamu alımları artırılacak. Avrupa Birliği’nde tarım maalesef Gümrük Birliği anlaşmasında yok. Bunun derhal dahil edilmesi, sonra da Türkiye’nin hızla Avrupa Birliği sürecini ilerletmesi ve dünyanın en zengin, en büyük pazarında yerini alması lazım. Bizim zeytinimizin, zeytinyağının Avrupa Birliği ile derhal müzakere edilmeli, tarımda Gümrük Birliği anlaşması imzalanmalı. En öncelikli olarak da üzüm için, zeytin için, fındık için bu işin yapılması önem arz ediyor. Ortalama verimde üreten üretici 1 lira bile zarar etmeyecek. Çünkü söylediğimiz gibi ürüne alım garantisi verilecek. Senenin başında gübrenin, mazotun, bütün girdilerin içine katıldığı, gerçekçi ki söylediler, inanmadım. Mesela sizin maliyet hesaplarında traktörün lastiği hesaba katılmıyormuş, onun yıpranması. Bir yıldan çok ya da tarım aletlerinin amortismanı filan… Gerçekçi bir maliyet araştırması yapılacak. Üzerine insanca geçim için gerekli kâr konulacak. Taban fiyat ilan edilecek. O fiyatı nasıl biliyor musunuz? Şurada gel gidelim çay içmeye, bu hemen karşıdaki kahveye. Biz orada otururken Sosyal Güvenlik Kurumu’nun müfettişi gelsin. Kahvede çay veren çocuğa ‘Çıkar kimliğini.’ Bakar hemen duvara, ‘Kaydı var mı?’ ‘Yok.’ Canına okurlar o kahvecinin sigortasız adam çalıştırsa. Ya da kaç para alıyor? ‘28 bin lira.’ Çocuğa sordu, ‘Kaç para veriyor sana?’ Çocuk dedi ki ‘15 bin liraya çalışıyorum.’ Ya da ‘Benim 500 lira yevmiyem, 30 gün çalışıyorum ve 15 bin lira alıyorum.’ Canına okurlar kahvecinin. Neden? Asgari ücretin altında adam çalıştırdığı için. Ama devlet bir taban fiyat ilan ediyor. Taban fiyatın altında bütün ürünler satılıyor fındıkta da çayda da, fıstıkta da üzümde de zeytinde de. Çıtını çıkaran yok. Gerçek maliyet; insanca yaşamı garanti eden kâr eşittir taban fiyat. Bu taban fiyatın altında alım yapanın canına okuyacak devlet, canına okuyacak. Nasıl asgari ücretin altında çalıştırana ceza varsa taban fiyatın altında işlem yapana da olacak.”
“BU İKTİDARI HEP BERABER DEĞİŞTİRİYORUZ”
“Zeytin üreticisinin bütün sıkıntılarını biliyoruz. Bu seneki büyük sıkıntıya hızlı bir şekilde doğrudan üreticiye prim desteği dane zeytinde 20 lira, zeytinyağına 50 lira olarak öneriyoruz. Bundan sonrası için bu iktidarı hep beraber değiştiriyoruz. Zeytinimizi, zeytinyağımızı dünya markası yapıyoruz. Hepinizin yüzünü de güldürüyoruz. Anlaştık mı? Hepinizi çok seviyorum, iyi ki varsınız. Ürünleriniz bereketli olsun. Sizin her birinize zeytin ağacı kadar uzun, zeytin kadar bereketli, zeytinyağı gibi sağlıklı ömürler diliyorum. Sağ olun, var olun.”
KENDİSİNİ KARŞILAYAN VATANDAŞLARA SESLENDİ
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, daha sonra Edremit’in Zeytinli Mahallesi’nde kendisini karşılayan vatandaşlarla bir araya geldi. YENİ Parti lideri Özel, burada yaptığı konuşmada, “Kimsenin bu iktidara sabrı kalmadı. Bunun için insanlar sesini duyurabilecekleri her yere koşuyorlar. Bizi gördükleri her yere koşuyorlar. Biz kahvede konuşmak için geldik ama kahve konuşması sırasında buradan gençler, kadınlar ‘Başkan buraya’ diye tezahürat ettiler. Bir tane bank bulduk, üstüne çıktık, size sesleniyoruz” dedi. Genel Başkan Özel, şunları söyledi:
“SEÇİMİN DE DEĞİŞİMİN DE ZAMANI GELDİ”
“Herkes şunu bilsin, böyle daha seçim zamanı gelmeden, her sokak arası mitinge dönüyorsa, seçimin de zamanı gelmiştir, değişimin de zamanı gelmiştir. Bu iktidarı mutlaka değiştireceğiz. Hem çiftçiler için köylüler için hayvancılıkla uğraşanlar için biz esnaflar için memurlar için emekliler için emekçiler için kadınlılarımız ve gençlerimiz için yepyeni bir yoldayız. Hep birlikte iktidarı yürüyoruz. YENİ Parti’yi hiç şüphe yok ki siz kurdunuz, milletimiz kurdu. Adını da siz koydunuz, ‘YENİ Partiyi kur’ dediniz kurduk. Cebimize partimizin bütçesini de siz koydunuz. Bu arabayı da otobüsü de siz aldınız. Partimizin arkasında aslanlar gibi duruyorsunuz. Siz bu partiyi kurduran, adını koyan, bütçesini oluşturanlar olarak, YENİ Parti’nin arkasında duruyorsunuz. Herkes şunu bilsin biz YENİ Parti’yi bir partimiz olsun diye kurmadık. Biz YENİ Parti’yi iktidar olsun diye kurduk. YENİ Parti’yi keyiften değil zaruretten kurduk. Çünkü partimizi 47 yıl sonra birinci parti yaptığımız için AK Parti’yi kurulduğu günden beri ilk kez yendiğimiz için ve adım adım iktidara gittiğimiz için partimizi adaysızlaştırmaya, kurumsuzlaştırma, adım adım iktidara yürüdüğünüz için partimizi adaletsizleştirmeye, kurumsuzlaştırmaya, lidersizleştirmeye çalıştılar.”
“KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA”
“En son yaptıklarıyla gazetelere, internet sitelerine erişim engelleri getirerek, partilere erişim engelleri getirerek, Halk TV’yi kapatarak, televizyonları kapatarak bizleri susturmaya çalıştılar. Ben içeride konuşurken dışarıdan bir slogan geliyordu, her şeyin çözümü o slogandadır. O da şu. ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.’ Yani Rize’deki çay üreticisi, Gaziantep’teki fıstık üreticisi, Manisa’daki üzüm, Giresun’daki, Ordu’daki fındık, Çukurova’daki pamuk, Trakya’daki buğday üreticisi tek başına kurtulamaz. Asla ve asla emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Gençler kurtulmadan bu memleket kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına, hep beraber yaş veririz. Onun için doğrusunu siz yaptınız. Bana soruyorlar, ‘Yahu bunlar çok kötü. Durmuyor, saldırıyor, zulüm ediyor, tutukluyor, kadınlara acımıyor, çocuklara acımıyor ne yapacağız?’ Ne yapacaksınız biliyor musunuz, bütün soranlara söylüyorum. Edremit ne yaptıysa onu yapın. Her meydanı doldurun, hep birlikte sesinizi yükseltin. Şimdi gün boyu programlarımız var, gecikmemek için programlar için ayrılıyoruz. Gelebilenler buyursunlar gelsinler. Köyüne dönen, köyüne selam söylesin. Eşi gelmemiş olan eşine, çocuğuna selam söylesin. Evdeki büyüklerin ellerinden öpüyorum. Küçüklerin gözlerinden öpüyorum. Hepinizi çok seviyorum. Hep birlikte başaracağız.”
X paylaşımıX'te aç
