Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Gençlerle Bir Araya Geldi

“BİR SONRAKİ 19 MAYISLARDA ATATÜRK’ÜN PARTİSİNİN YÖNETTİĞİ BİR TÜRKİYE'DE OLMAYI ÜMİT EDİYORUZ”
“BEYİN GÖÇÜ TERSİNE ÇEVRİLMELİ AMA ÜLKEMİZE KATKI SAĞLANMAK İSTENDİĞİNDE BU BİR BEYİN GÜCÜ OLARAK DA KULLANABİLİR”
“GENÇLERİN İLK BİLGİSAYARINDAN, İLK OYUN KONSOLUNDAN VE İLK TELEFONUNDAN VERGİ ALMAYACAĞIZ”
“BİREYSEL SİLAHLANMAYA KARŞIYIZ, OKUL GÜVENLİĞİNE ÖNEM VERECEĞİZ”
“CUMHURİYET ATEŞİ OLARAK GERİ DÖNDÜLER”
“Sizinle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün içinde olduğu bir anekdotu paylaşmak istiyorum. Kurtuluş Savaşı kazanılmış, ardından Cumhuriyet kurulmuş. Duruma bir bakılmış ki okuma ve yazma bilme oranı yüzde 8, kadınlarda yüzde 1’in altında. Her şeye ihtiyaç var, özellikle de belli meslek alanlarına; tıp doktorlarına, tıbbın belli alanlarına, temel bilim alanlarına, mühendislik alanlarına ihtiyaç var. Demişler ki ‘Sınavlar açalım, yetenekli öğrencileri seçelim. Dünyaya gönderelim ve orada okusunlar.’ Atatürk, bu fikri benimsemiş. Bir sınav açılmış ve yanılmıyorsam herhalde ilk elemelerden sonra son elemeye 150 öğrenci kalmış. Onlardan da 13 öğrenci seçilmiş ve bu 13 öğrenci yurtdışına yollanacak. Bunlardan biri de Sadi. O zaman Soyadı Kanunu yok ama daha sonra Sadi Irmak olacak adı. O da yurtdışına, Almanya'ya gidecek ve Almanya’da tıp tahsil edecek. Sonra da gelecek ve profesör olacak. Hatta 1974’te bir dönem, bir geçiş döneminde başbakanlık da yapacak. Ama o gün Anadolu’nun bağrından çıkmış, yoksul bir öğrenci. Biletini devlet alıyor. Parasını cebine, harçlığını devlet koyuyor ve yolluyor. Atatürk’e diyorlar ki ‘Paşam bunu yapmayın. Bu beyhude bir çabadır. Siz bunları yollarsınız, okutursunuz. Gittikleri ülkede devletler bunlara öyle cazip teklifler, yüksek maaşlar sunarlar ki senin mühendis Fransa’da mühendis kalır, senin doktor Almanya’da doktor kalır, fizikçi İngiltere’de kalır. Orada bizim onlara sunamayacağımız imkanlar sunulduğu için kalırlar, bu proje tutmaz.’ Gazi Mustafa Kemal hiç endişe etmez ve der ki ‘Siz merak etmeyin. Ben ne yapacağımı biliyorum.’ O zamanlar Sadi Irmak Almanya’ya tren ile gidecek. Tren istasyonuna varıyor. Eskiden şöyle bir uygulama var; trene telgraf çekmek diye. İhtiyaç da şuradan kaynaklanıyor. Örneğin öğrenci, işçi, herhangi biri yurtdışına gitmek üzere Sivas’tan köyünden yola çıkıyor. Köyden ilçeye geliyor, ilçeden Sivas’a geliyor. İşte otobüsle, trenle, bulduğu vasıtayla İstanbul’a varıyor. İstanbul’da Haydarpaşa’da diyelim trenden iniyor ve vapura biniyor, Sirkeci’ye geçiyor. Sirkeci’den gidecek ama kaç günde, nasıl gitti bilinmez. Ama bilinen bir şey var. Diyelim ki ayın 15’inde sabah 09.00’daki trene bineceği bilindiği için o kişiye bir haber ulaştırılması gerekiyorsa, ne bileyim Allah korusun, ‘Baban öldü, geri dön’ veya ‘Yanına şunu al’ veya bir veda. Trene telgraf diye bir uygulaması var PTT’nin, postanın. Saat 09.00’da Sirkeci - Münih trenine veya işte Almanya trenine telgraf çekiyorsunuz. Sadi de trene gidiyor, valizini yerleştiriyor ve tam tren kalkacak ki başlıyor telgraf memuru bağırmaya; ‘Mahmut Sadi’ye telgraf, Mahmut Sadi’ye telgraf.’ Elini uzatıyor. O filmlerden bilirsiniz, böyle sallaya sallaya elini. Ondan sonra telgrafı alıyor, bir açıyor. Telgraf Atatürk’ten. Diyor ki ‘Evladım Mahmut Sadi, biz seni bu ülkenin ihtiyacı olduğu için yurtdışına tıp tahsil etmeye yolluyoruz. Sen bugün bir kıvılcım olarak Almanya’ya gidiyorsun. Tahsilin bitince bir Cumhuriyet Ateşi olarak ülkene dönmeni bekliyoruz.’ Diyor ki Mahmut Sadi, ‘O telgrafı aldım. Okudum ve cebime koydum. Her fırsatta Türkiye’yi özledikçe o telgrafı bir daha okudum. Okul bitince de döndüm.’ 13’ü içinden dönmeyen hiç olmamış. Hepsi gelmişler, Türkiye’de en önemli görevlere gelmişler. İşte Sadi Irmak, Başbakan olmuş en sonunda. Her birisi kendi alanlarında en iyiler olmuşlar. Bir sürü öğrenci yetiştirmişler.”
“GELDİĞİNİZDE MASANIZA BİRER TANE BENDEN”
“Bugün arkadaşlar sizden bahsedince, ‘14 ülkeden, 150 pırıl pırıl iyi eğitimli ya da halen eğitim alan genç arkadaşımız var’ diye. Dedim ki ‘Bizim Cumhuriyet Ateşi hikayesini onlarla da paylaşayım.’ Umarım başarırız. Ben son yerel seçimleri kazandığımız akşam teşekkür konuşması yaparken demiştim ki ‘Valizini zihinlerinde toplayan gençler bir seçim daha kalmaya karar verdiler.’ Siz tabii daha önceden gittiniz ama ümit ediyorum bir seçim daha kazanırsak, telgraf mı çekeriz, e-mail mi atarız bilmem ama birer kıvılcım olarak gittiğiniz oralardan buraya birer Cumhuriyet Ateşi olarak dönmenizi bekleriz. Başkan göstersin, bunu Gençlik Kolları Genel Başkanımıza hediye etmiştim. Bu Cumhuriyet Ateşi’ni sembolize ediyor arkadaşlar. Atatürk’ün Türkiye’de kurdurduğu, Celal Bayar’a kurdurtur, ilk özel banka Türkiye İş Bankası. Türkiye İş Bankası’nın da kurduğu en önemli iştirak şirketi, Şişecam. O şimdi de dünyada alanın en iyi firması. Şişecam’ın markası Paşabahçe. İlk fabrika Beykoz’da Paşabahçe’de olduğu için. Paşabahçe bunu, Cumhuriyet Ateşi’ni böyle sembolize etmiş. Bundan benim odamda var. Türkiye’ye kim dönerse Genel Merkeze uğrayınca Cumhuriyet Ateşi’nden bir tane vereceğim ona. Çalışacağınız artık bakanlıklara mı olur, genel müdürlüklere mi olur, Türkiye’deki inovasyon şirketlerine mi olur ya da Türkiye’deki çeşitli kurumların başına mı olur? Geldiğinizde masanıza birer Cumhuriyet Ateşi hediye benden.”
“HEDEFİMİZ SEÇİMLERİ KAZANIP TÜRKİYE’DE BU AKIŞI TERSİNE ÇEVİRMEK”
“Bizim bütün hedefimiz, temel yani olmazsa olmaz hedefimiz; ilk seçimleri kazanmak ve Türkiye’de bu akışı tersine çevirmek. Yani 100 yıl önce olduğu gibi bir kez daha Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye Cumhuriyeti’ni kurtarmak ve yeniden bir demokrasi kurmak; şu an adı Cumhuriyet de olsa bir tek adam rejimine evrilmiş olan bu yapıyı, yeniden bir demokrasiye döndürmek var. Ondan sonra da işte son sorudaki tersine beyin göçü meselesinde olduğu gibi sizleri davet etmek var. Ama devir öyle bir devir ki hem seçimden öncesi, hem sonrası için söylüyorum. Elbette sizin buraya dönmeniz, hemşerimin işte Spil Dağı’nı görmesi, belli aralıklarla Türkiye’nin havasını koklayarak çalışması önemli. En çok onu tercih ederiz. Ama beyin göçü artık uzaktan çalışma imkanları filan olunca, geri dönmese de fikren Türkiye’ye katkı sağlamak istediğinde bir beyin gücü olarak kullanılabilir. Bir kere işin bu tarafını çok önemsiyorum. Yani ‘Herkes dönmeli, herkes mutlaka dönecek. İşte dönenlere bravo, dönmeyenler haindir’ diye bir bakış açısı zaten olmaz. Düşünsenize; gidiliyor, orada hayatlar kuruluyor, belki yuvalar kuruluyor. O vakitten sonra herkese ‘Dönün, dönmelisiniz’ değil. Ama herkesin sorduğu; o teşvik mekanizmaları, kolaylaştırıcı mekanizmalar. Tanıştıran, birleştiren mekanizmaların kurulmasıyla ilgili bir planımız, programımız var elbet. Ama herkesin döndüğü değil, herkesin potansiyelinden Türkiye Cumhuriyeti’nin istifade edebildiği bir yaklaşımımız var. Bir kere bunu öncelikle söylemek durumundayım. Bu beyin gücünden dünyanın dört bir yanındaki en iyi şekilde yararlanmak lazım.”
“BÜTÜNLEŞİK GENÇLİK GÜVENCESİNİ ANLATACAĞIZ”
“Biz BGG diye bir Bütünleşik Gençlik Güvencesi çalışıyoruz. Bunun da önümüzdeki günlerde Sevgi ve Cem Başkanlarla koordineli bir şekilde bir lansmanını yapacağız. Bu Bütünleşik Gençlik Güvencesi’nde beş ana başlık var; istihdam, ekonomi, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik başlığında veya güvencesizlik noktasında gençlere hem eğitimde, hem devamında istihdamda, özellikle istihdama kadarki GSS borçları, sağlığa erişim sorunlarını da tarif eden bir Bütünleşik Gençlik Güvencesi çalışıyoruz. Bunu bir paket olarak bir lansmanla anlatacağız Türkiye’de. Bunun için de mutlaka sizlerin sorularına da yanıt veren, belki beş artı bir, ilave bir başlık olarak da yurt dışındaki gençlerin Türkiye’ye kazandırılması ya da onların yetkinliklerinden uzaktan da olsa erişim sağlanarak yararlanılmasına yönelik de bir şeyler olabilir diye düşünüyoruz.”
“TELEFONLARDAN KAYIT ÜCRETİ ALINMAYACAK”
“Genel olarak işe önce eğitimden başlayacağımızı, kaliteli eğitimi sınıfsal bir imkan olmaktan çıkaracağımızı ifade ediyoruz. Devlet okullarına yeterli öğretmen vermeyi, güvenlik görevlisi vermeyi, sağlık çalışanları vermeyi ki Türkiye’de de bu okul basma ve taramalar başladı… Bireysel silahlanmaya karşı çok sol bir tavrımız var zaten bizim, çok karşıyız. Bu konuda da bir adım atacağız. Hem de okul güvenliğine önem vereceğiz. Okullarda bir öğün ücretsiz okul yemeği, temiz içme suyu uygulamasını planlıyoruz. Uyuşturucu, suç çetelerinin ve akran zorbalığının önüne geçmek için etkili önlemler ilan edeceğiz. Liseyi bitiren her gencin iyi bir yabancı dil bilmesini ve dünyadaki akranları ile rekabet edebilecek teknolojik kabiliyete sahip olmasını söylüyoruz. Ayrıca ilk bilgisayar, ilk oyun konsolu ve ilk cep telefonundan hiçbir vergi alınmamasını hedefliyoruz. Türkiye’de turuncu cep telefonu 65 bin 400 liraya geliyor, 67 bin 700 lira da vergi yükü binerek 133 bin liraya satılıyor. Ayrıca yurt dışındaki Türklerin çok söylediği bir şey var. Yurt dışında kullandığı telefonu getiriyorsun, 2 ay içinde kapanıyor. IMEI numarası üzerinden dünya kadar para alınıyor. Yurt dışında 1 ay kullandıysa o telefonu Türkiye’ye geldiğinde ücretsiz kayıt ettirmesi lazım. İlave para doğru bir şey değil. Onu da projelendirdik. Türkiye’deki öğrenci bursları aylık 4 bin lira. AK Parti gelmeden önce, ben okurken 1.5 çeyrek altın düzeyindeymiş. Bugün 1.5 çeyrek altın 15 bin lira. 4 bin liradan 15 bin liraya çıkarıp günlük 500 lira seviyesine getireceğiz.
“GENÇLERİN GSS BORÇLARI SİLİNECEK, KONUT İÇİN KONTENJAN AYRILACAK”
“Yurt sorununu, Cumhuriyet Yurtları ile çözeceğiz. Genç Kiracı Yasası diye bir yasa hazırladık. Genç kiracıları güvencede tutan bir yasa. Kiralık sosyal konutları, Türkiye’de ilk kez biz gündeme getirmiştik ve buraya genç kotası koyuyoruz. Bu arada İzmir Büyükşehir Belediyesi, 3 bin konutun 300’ünü kiralık sosyal konuta ayırdı. Çeşme Belediyesi 600 tane kiralık sosyal konut yapıyor. Buralara gençlik kotası uyguluyoruz. 25 yaş altı her gence iş, staj ve eğitim sunulmasına garanti veren Genç İstihdam Garantisi Programımız var, bunu uygulayacağız. Adil bir Staj Yasası hazırladık. Zorunlu ve gönüllü staj yapan gençlere insan onuruna yakışır bir ücret vereceğiz ve sigorta başlangıç tarihi, staj tarihi sayılacak. Gençlerin GSS borçlarını tamamen sileceğiz. İlk cep telefonu, ilk bilgisayarı buraya da yazdık. Bir darbe kurumu olan YÖK’ü yok edeceğiz. Kamuda mülakata ‘ama’sız - ‘fakat’sız son verip torpil ve kayırmacılığı ortadan kaldıracağız. Avrupa’nın en pahalı ve en kötü internetini kullanıyoruz. Avrupa'nın ortalama hızında ve en ucuz internetini vadediyoruz. Çünkü AK Parti’nin bıraktığı alt yapı ile en hızlı interneti vadetmek kolay değil. Ciddi altyapı değişikliğine ihtiyaç var. 4G’den 5G’ye geçemedi bu beceriksizler. 4.5 icat ettiler dünyada olmayan. Şimdi 5G’ye ağır aksak geçiyorlar. 6G geçişini hazırlıyoruz. Biraz önce söylediğim gibi AB perspektifini de not aldık. Genel olarak yaklaşımlarımız bu.”
“DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE’DE HEP BİRLİKTE OLMAYI ÜMİT EDİYORUZ”
“Arkadaşlar biz gençleri siyasete davet ediyoruz. Oy vermek için pankart asmak için bildiri dağıtmak için değil; siyaseti kurmak için birlikte yapmak için her birinizin siyasete dahil olma ile ilgili arzularınıza CHP kapılarını sonuna kadar açıyor. Bunu ifade etmek isterim, Türkiye’de olsun yurt dışında olsun. 19 Mayıs’ta böyle farklı ülkelerden çok kıymetli arkadaşlarla tanışmış olmak bizim için çok değerli. Hepinizi çok seviyoruz. Bir sonraki ya da ondan sonraki 19 Mayıslarda hep birlikte demokratik bir Türkiye’de, Atatürk’ün partisinin yönettiği bir Türkiye'de olmayı ümit ediyoruz. Hepinize sevgiler, selamlar. İyi ki varsınız.”
