Özgür Özel: “Erken Seçim Dediğin; Vatandaşın Talep Ettiği, Bıçağın Kemiğe Dayandığı Yerde Erdoğan’ın Ülkeyi Yönetemediğinin Görüldüğü Bugünlerde Erken Seçimdir”

Özgür Özel: “Erken Seçim Dediğin; Vatandaşın Talep Ettiği, Bıçağın Kemiğe Dayandığı Yerde Erdoğan’ın Ülkeyi Yönetemediğinin Görüldüğü Bugünlerde Erken Seçimdir”

YENİ PARTİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:

“DEMOKRATİKLEŞME ADIMLARININ ATILMASI, SÜREÇ RAPORUNUN ALTINDA İMZASI OLAN HERKESİ BAĞLAMAKTADIR”

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan ile partisinin Genel Merkezinde bir araya geldi. YENİ Parti lideri Özel, “Haftaya DEM Parti’nin Sayın Eş Genel Başkanlarının ve kıymetli heyetlerinin ziyareti ile başladık. Kendilerine nazik ziyaretlerinden dolayı teşekkür ediyorum” dedi. Özel, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“ÜLKENİN GELECEĞİNE YATIRIM”

“Öncelikle ziyaretin birinci gündem maddesi olan YENİ Parti’ye hem partinin tüzel kişiliği anlamında hem de yeni Genel Merkezimize yapılan ‘hayırlısı olsun’ ziyaretine teşekkür ediyoruz. Tabii bu ziyaret vesilesiyle bir araya geldik. Bir ülkede demokrasinin var olması, muhalefetin özgür olmasıyla, muhalefetin hem toplumsal muhalefetin hem siyasi muhalefetin rahat bir şekilde görevini yapmasıyla ölçülüyor. Bu konuda iki görev var, biri iktidara düşen görev, Türkiye’deki iktidarın bu konuda herhangi bir katkısı ya da bir özeni olmadığı açık. Hem toplumsal muhalefeti susturabilmek için hem de siyasi muhalefeti baskı altına alabilmek için ellerindeki bütün imkanları fazlasıyla kullanıyorlar. Muhalefete düşen ise birbiriyle diyaloğu, bazı konularda farklı da düşünülse, siyasi yelpazelerin başka taraflarında da olsa bilgileri ile olan diyaloğu sağlıklı ve düzenli bir şekilde sürdürmektir. Biz YENİ Parti olarak hep bunu savunuyoruz. Muhalefetin diyalog içinde olduğu bir düzlemde ülkenin temel meselelerinin birlikte göğüslenebildiği ve kaybedenin olmayacağı kazanımlarının ülkeye kazandırılması önemlidir. Bu anlamda Türkiye’deki barış süreci, terörün sona ermesi, silahların bırakılması, çatışmaların bir daha geri gelmemek üzere son bulmasında bu topraklar üzerinde yaşayan hiç kimsenin zararı yoktur. Buradan herkes faydalı çıkar, karlı çıkar. Hem ülke yeni acıları yaşamaz hem de bundan sonra silahlanmaya, savunma harcamalarına, terörle mücadeleye değil, kalkınmaya bütçe ayrılır. Ülkenin geleceğine yatırım yapılır, ülkede yaşayan herkesin tüm farklılıklarıyla kardeşçe yaşayabileceği huzurlu bir ortam için önemlidir.”

“TARİHİN DOĞRU TARAFINDAYIZ”

“Biz bu noktada, ‘Tarihin doğru tarafında yer almak gerekir’ dediğimiz ilk günkü tutumumuzu son ana kadar değiştirmedik ve bu tutumumuzu tekrar teyit ediyoruz. Tabii yukarıda da görüştük. Buranın da gündemi Meclis’in de en önemli bence bu yılki gündemi, bizim altına hep birlikte imza attığımız bir komisyon raporu var. Komisyon raporunun altıncı kısmına ilişkin bir yasama faaliyeti, ağustos ayının onunda gerçekleşti. Ama bunun devamında yapılması gerekenler, yani esas olarak raporun yedinci kısmı, demokratikleşme adımları Meclis’te altında imzası bulunan herkesin gayretini ve bir an önce harekete geçmesini bekliyor. Düşünün ki bir yandan seçilmişler halen daha hapiste yatıyorlar ve bu konuda atılan hiçbir adım yok. Son yerel seçimlerde sandık başına gitmiş seçmen, kendisine belediye başkanı seçmiş, onlar kayyım atamış, kayyımlar görevine devam ediyor. Sayın Kavala hakkında kaçıncı AİHM kararı çıktı hala bir mahkeme, düşünün ki Anayasa diyor ki ‘Uluslararası anlaşmalar kanunla çelişirse kanundan bile üstündür.’ AİHM kararlarını tanımak bir uluslararası anlaşmanın gereğidir. AİHM kararlarının uygulanmaması müeyyideye tabiidir. Kavala hakkında çıkmış AİHM kararını mahkeme uygulamıyor. Diğer taraftan en sonuncusu Sayın Kahraman’la ilgili verilmiş olan Anayasa Mahkemesi kararı var ve ikinci kez Anayasa Mahkemesi karar veriyor. Anayasa Mahkemesi kararlarının ne kadar bağlayıcı olduğunu hatırlatarak Tayfun Kahraman kararını, Tayfun Kahraman dosyasını aşacak bir gerekçe yazarak bir gerekçe vermiş. Yapılması gereken iş, derhal uygulamak ve benzer dosyaları uygulamak. Bunun altında da Adalet ve Kalkınma Partisi ve MHP’nin imzaları var ve zaten imzaya bile gerek olmayan bir konuda son kez bu yaza girerken taahhütte bulunmuşlar, ‘Biz bunları yerine getireceğiz’ diye. Halen daha duruyor.”

“HER GÜN BİR OPERASYON”

“Her gün gazetecilere operasyon yapıyorlar, iktidar partisinin sözcüsünün talimatıyla. ‘Buradan sonra tavizsiz olarak hukuken ve siyaseten sahaya iniyoruz’ dedikten sonra iki gazeteci hapse, iki gazeteci de ev hapsine gidiyor. Ve bütün akademisyenlerin, gazetecilerin yani muhalefet eden kim varsa hem de düşünce özgürlüğü sınırlarının içinde kimseye hiçbir söz söylemeyen paylaşımlar bile saatler içinde erişim engeline tabii tutuluyor. Ve hatırlatmak isterim ki bugün bir kamera eksik burada, bir muhabir eksik burada. Muhalefete en çok alan açan Halk TV’de şu anda bant yayını yapılıyor. Yani muhalefetin tüm renklerine, seçilmiş tüm renklerine alan açan, meşruiyetini kendi üyesinden, kendi seçmeninden alan muhalefetin tüm aktörlerine alan açan Halk TV şu anda susturulmuş durumda. Ve bu toplantının kamuoyuna ne kadar yayılacağına ilişkin geçen haftaya göre çok daha dezavantajlı durumdayız. Biz muhalefet partilerinin genel başkanları, eş genel başkanları olarak itirazlarımızı söylüyoruz ama durum bundan ibaret. Yani burada iktidar bloğunun bir samimiyet sorgulaması geçiriyor olması toplum nezdinde, bir güven bunalımının yaşanıyor olması tesadüfi meseleler değil. Bir yanda yönetme kabiliyetini yitirmiş, ülkeyi fon vurguncularına soydurmuş beceriksizlikler ya da kötü niyet dururken diğer yanda kendi attıkları imzaya dahi sahip çıkmayan, demokratikleşme adımlarını atmayan, aksine raporun yazıldığı güne göre bile çok daha geride bir Türkiye’yi taşıyan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu konudaki görüşlerimizi, düşüncelerimizi bir kez de sizlerin karşısında ifade etmiş olduk. Sayın Eş Genel Başkanların sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla, diğer siyasi partilerle de görüşmeler yapacak olmaları ve toplumun muhalefetin siyaset içi ve dışında bulunan tüm yapılarıyla temas halinde olacak olmalarını da büyük bir memnuniyetle kendilerinden dinledik. Biz de bu tür diyalog kanallarını sürekli açık tutmaya ve muhalefetin tüm bileşenleri ile birlikte olmaya, birlikte çalışmaya, birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Nazik ziyaretler için bir kez daha teşekkür ederim.”

“DEĞERLENDİRMELERİ DİNLEMEYE İHTİYAÇ VAR”

YENİ Parti lideri Özel, açıklamasının ardından yöneltilen ‘süreç’ ve TBMM’de atılacak adımlar hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:

“Sayın Meclis Başkanı’nın, tabii tam YENİ Parti’nin kuruluş süreciydi. O sırada bir liderler turu yapıyordu. O sırada partilerin Genel Başkanlarına ziyarete giderken, gerçi bir Genel Başkan kendi yanına gitti. Ama onun dışındaki Genel Başkanları kendisi ziyaret ederken bizi aynalı salon gibi bir yere davet edince ben öyle bir görüşmeye iştirak etmedim tabii ki. YENİ Parti ana muhalefet partisi olarak konumlanmış bir parti, o günlerde işte Meclis’teki odalar gibi lüzumsuz bir tartışmayı sonlandıramamıştı kendisi. Ondan dolayı o son turda kime ne söyledi bilmiyorum. Önümüzdeki o günden bugüne de ülkede ana muhalefet partisi değişmiş, yeni bir parti kurulmuş ve kurulduğu gün ana muhalefet partisi olmuş, anketlerin birinci partisi olmuş. Gücünü milletvekillerinden ve Meclis’teki gruplardan alan bir temsiliyet makamı olarak bir ana muhalefet partisine, bir Meclis çatısı altında bir nezaket ziyaretinden mahrumuz şu ana kadar. O yüzden de önceki bize yapmadığı ziyarette sayın Başkanın gündemi neydi? Onu bir nezaket ziyareti gündemi içinde de öğrenebilmiş değiliz. Önümüzdeki hafta şimdi partileri ziyaret edeceğini öğreniyoruz. O durumda tabii havada bir sürü farklı, farklı şeyler uçuşuyor. Başka başka komisyonlardan falan. Meclis zemininde milletvekillerinden, Meclis’teki tüm siyasi partilerden oluşacak bir komisyonun netleştirilerek tarifi ve bu milletvekillerinden oluşan komisyonun süreçteki rolü ile ilgili kendisinin değerlendirmelerini dinlemeye ihtiyaç var. Onun dışında biz Meclis’te rapora attığımız imzayla bağlıyız. Altıncı kısımla ilgili gerekli yasama faaliyeti yapıldı. Onun ilerlemesine yönelik olarak da bir an önce Milli Güvenlik Kurulu’na ilgili kamu otoritesinin teyit ve tespit işlerini yapması ve bu anlamda bir sürecin işlerlik kazanması gerekiyor. O evredeyiz. Devamında da yedinci kısımda biraz önce söylediğim gibi demokratikleşme adımlarının atılmasıyla raporun altında imzası olan herkes bağlıdır. Bizim tutumumuz, çerçevemiz, pozisyonumuz bununla sınırlıdır.”

“MEHMET UÇUM BUTLANI MI İŞARET EDİYOR?”

Genel Başkan Özel, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un erken seçim için Mart-Nisan 2028’i işaret ettiği ve devam eden sürece ilişkin değerlendirmede bulunduğu açıklamalarının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

“Şimdi ben geçen sefer yaptığım açıklamayı bir kez daha uzun uzun tekrar etmeyeyim. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 280 milletvekili var. MHP’ninkini ilave ettiğinizde erken seçim kararı alınabilmesi için 40’a yakın milletvekilinin bir desteği gerekiyor Cumhur İttifakı’nın dışında. Ben diyorum ki ‘Bizle böyle bir şey konuşulmadı, konuşulması da mümkün değil.’ Zaten biz seçimlerin birkaç hafta ya da bir ay öne alınmasını erken seçim değil, anayasanın seçimleri öne alınması maddesinin arkasından dolaşmak, anayasaya karşı muvazaalı bir işlem yapmak olarak görüyoruz. Zaten bizim açımızdan biz bu tartışmaya kapalıyız. Şimdi bunun dışında iki grup kalıyor bu sayıya erişebilecek. Sayın Eş Genel Başkan da diyor ki ‘Bizim böyle bir görüşmemiz, bir konuşmamız yok.’ Sayın Mehmet Uçum o zaman Meclis’in iradesini ipotek altına alan ve ‘Bu tarih kesinleşti’ dediği taahhüdü kimden almış onu bir açıklasın. Ben ‘Seçilmemiş bir Genel Başkan’a gazeteci olarak gidin, bu soruyu sorun’ diyemeyeceğim size. Ama orada bir grup daha kalıyor ortada. Mehmet Uçum’un söylediği grup, butlanla müdahale ettikleri bir siyasi partinin kalan grubunu söylüyorsa o zaman o meseleyi ya Mehmet Uçum açıklasın ya da herkes kendi pozisyonunu doğru tarif etsin. Bu Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan butlan girişiminin bir ürünü olarak oradan erken seçime bir destek taahhüdü aldıklarını söylüyorsa söylesinler, söylemiyorsa netleşsin. Çünkü bir başka partiye soracak durum yok. Üç ihtimal var burada. Zaten İYİ Parti’nin yaklaşımı ortada ve sayısı yeterli değil bu anlamda. İYİ Parti bir an için ‘Olur’ bile dese yine de üç gruptan birinin daha destek vermesi gerekiyor. Ne Yeni Yol grubu ne İYİ Parti grubu aranan desteği verebilecek milletvekili sayısına sahip. 91 milletvekili ile biz ‘Yokuz’ diyoruz. DEM Parti ‘Böyle bir konu görüşülmedi, böyle bir şey gündemimizde yok’ diyor. O zaman Mehmet Uçum butlanı mı ifade ediyor ya da Meclis üzerindeki bu tahakkümünü savunacak nasıl bir aritmetik kurmuş ona bir bakmak lazım. Sorun, sarayda oturanların kendini Meclis’in üzerinde görmesi. Sorun, sarayda oturanların bütün kararların saraydan, tek elden verildiği ve bu kararların uygulanacağı kurşun askerlerin de Meclis’e dizildiği algısı. Biz o kurşun askerler içinde değiliz. Kimin olduğunu merak ediyoruz.”

“TCK’YA GÖRE AÇIKÇA SUÇ İŞLİYORLAR”

YENİ Parti lideri Özel, fon krizinde Türkiye Sigorta Genel Müdürü’nün istifası kapsamında “Bürokrasiden isimler geliyor ama siyasi isimlerin gelmemesini neye bağlıyorsunuz?” sorusu üzerine şöyle konuştu:

“Bahsettiğiniz isim, Taha Çakmak. Kendisi Türkiye Sigorta’nın başında. Türkiye Sigorta’yı bu konuda zarara uğratmış, Türkiye Sigorta’nın portföyünü kötü yönetmiş ama eşzamanlı olarak kendisi fondan para kazanmış ve açılan tövbe hesabına da kazandığı parayı koymuş. Bir kere demokrasilerde… İlk günlerde şaka gibi geliyordu kulağa, şimdi onun hukuki zeminini oluşturdular kendilerince. Bir tövbe hesabı var. ‘Suçu işte, parayı al; garibanın parasını al, götür. Yakalanırsan da caminin avlusuna bırakırmış gibi parayı bırak, kurtul.’ Böyle bir çözüm yok. Bu Taha Çakmak, Türkiye Sigorta Genel Müdürlüğü görevinden istifa etmişti. 2019-2021 arasında BDDK Başkan Yardımcısı, 2021-2023 arasında da Merkez Bankası Başkan Yardımcısı olduğunun ve 50 TL’lerin üzerinde imzası olduğunun da altını çizeriz. Yani Merkez Bankası, BDDK, Türkiye Sigorta gibi üç kritik; fonda ikisi sorumlu kuruluş, bir tanesi de akşamleyin önce mal varlığına el konan, hesapları dondurulan ve sonra Türkiye Sigorta olduğu fark edilince bırakılan bir kuruluş. Önce, yani görev yaptığı sürede bu TERA fon kurulmuş, aktif büyümüş. Daha sonra da Türkiye Sigorta’yı zarara uğratıp kendi parasını büyütmüş bir isimden bahsediyoruz. Siyasetçi isimlerin açıklanmaması suçu örtme, suçluyu koruma girişimidir. Türk Ceza Kanunu’na göre açık şekilde suç işliyorlar.”

“ERDOĞAN’IN ADAYLIĞINDA TUTUMUMUZ NET”

Genel Başkan Özel, erken seçim meselesinin iktidar tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dördüncü kez adaylığı formülü olarak getirildiğinin belirtilmesi üzerine, “Anayasada ‘son kez’ diyor, o yüzden öyle sonsuz kez olması mümkün değil. İlkini anayasa değişikliğinden önce kabul ediyorlar, biliyorsunuz o konuda karar da o yöndeydi. İki tane, bu keze ‘son kez’ dediği için bu kez olabileceğini savunuyorlar. Ama bizim tutumumuz bu noktada net. Yani birkaç haftaya da bir ay öne almayı da seçimin öne alma maddesinin suistimali görürüz. Erken seçim dediğin vatandaşın talep ettiği, bıçağın kemiğe dayandığı yerde, ülkeyi yönetemediğinin görüldüğü bugünlerde erken seçimdir. Sayın Genel Başkan’ın yanıtını ben de paylaşabilirim. Derlerse ki ‘Biz bu fon işini elimize yüzümüze bulaştırdık. Bu kadar açlık var, yokluk var, sefalet var. ‘Gelin, 60 gün sonraya seçim koyalım’ diye şimdi söylerlerse ya da ‘Gelin, mart ayına seçim koyalım’ derlerse onu ben alır, kendi seçilmiş kurullarıma götürür ve değerlendiririm. Ama kaç, kaç, kaç, son iki haftaya kadar kaç ve ondan sonra erken seçim yap. Bizim bunlara kapalı olacağımızı, biz bundan 2,5 yıl önce ilan etmiştik. Yani öyle ‘Bir hafta, iki hafta, bir ay öne almayı biz erken seçim demeyeceğiz’ demiştik. O konuda kurullarımızın baştan alınmış kararı var” dedi.