On maddede 0-3 yaş dönemi annelerinin hoşlanmadığı, ara ara yakındıkları konuları sıraladım:
Bir numaralı istek, lütfen bebekleri öpmeyin: Özellikle yenidoğan döneminde ise asla! Ne tontik yanaklarından ne yumuk ellerinden ne de ayaklarından. Evet kendinizi tutmak zor olabilir ama örneğin uçuk virüsü taşıyanların öptüğü bebeklerde çok ciddi kalıcı hasarlar, hastalıklar oluşabiliyor. Bunu istemezsiniz. Lütfen bu konudaki haberlere bir bakın ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız.
Yeni doğan bebekleri izin istemeden kucağınıza almayın: Baş boyun desteği ile kaldırmayı bilmiyorsanız hiç yeltenmeyin. Doktorunun izin verdiği oturma ayı gelmeden kucağınıza ya da koltuğa oturtmaya çalışmayın.
Birinci derece yakını değilseniz bebeklere ve çocuklara dokunmayın. Ne demek istiyoruz: Alışveriş merkezlerinde, restoranlarda, plajlarda, parklarda gelip saçlarını karıştırarak ya da yüzüne, ellerine, bedeninin herhangi bir yerine; gövdesine dokunarak, gıdıklayarak veya yanaklarını sıkarak sevmeye çalışmayın. Uzaktan sevmeyi deneyebilirsiniz... Nasıl ki herhangi bir yetişkine bunlardan birisini yapamazsanız çocukların da sizden küçük boyutlarda sevimli canlılar olması, onlara böyle aklınıza estiği gibi dokunabileceğiniz anlamına gelmiyor.
Bebeklerin ne yiyeceğine ne içeceğine, ciddi bir hata olmadığı ve size sorulmadığı sürece karışmamalısınız. "Çocuk doydu, doymadı" gibi yorumlar yapmayın. Anneler en çok "bu çocuk aç!" cümlesine kızıyor. "Mama verin" diye tutturmayın. Son zamanlarda mama içeriklerinin güvenilirliği ile ilgili haberler de ortada...
Üşüdü, üşümedi gibi konulara karışmanız da annelerin pek hoşuna gitmiyor: Bebekler uzunca bir süre kolay kolay üşümüyor, bedenlerindeki kahverengi yağ dokusu onları soğuktan koruyor merak etmeyin. Anne babalara bebeklerine çorap, ayakkabı giydirmeleri için ısrar etmeyin. Eski yıllardaki yünlü ve kalın giydirme alışkanlıklarının aksine, bebekler için asıl hasta edici ve tehlikeli olan şey sıcak ve kuru hava. Anneler, yağışlı ya da soğuk havalarda bebekleri ile dışarı çıktıklarında özellikle hiç tanımadıkları teyzelerin gelip kendilerine "çocuk üşür annesi giydir" türü öğütler vermesinden yakınıyor.
Bebek ve çocuk ziyaretlerine giderken yıkanırcasına parfüm, kolonya sıkmak da eleştiriliyor: Anneler, kendi kozmetik ürünlerini sınırlamış veya tamamen durdurmuşken bebeklerine keskin kokularla ve makyajlı şekilde yaklaşılmasından da pek hoşlanmıyor. Bebeklerin solunumu için riskler taşıyabiliyor.
Özellikle 0-3 yaş çocuklara; şeker, çikolata, şekerleme, lokum, sakız gibi şeyler vermeye çalışmayın: Bu bir sevgi göstergesi değil, riskleri de olan bir davranış. Lütfen bunu kabul edip anlamaya çalışın...Yeni doğmuş bebeklere üzüm vermekle övünen insanlar var. Bu bilgisizlik oldukça şaşırtıcı ve üzücü...
Çocuklara şekerli, unlu, paketli gıdalar vermek de ilerideki sağlıklarına kadar etkileyebiliyor. Obezite riski altına girip girmemeleri bu erken çocukluk dönemlerindeki beslenme alışkanlıkları ile şekillenebiliyor. İleriki yıllarda kilo vermekte zorlanan yetişkinlere dönüşmeleri olası...
"Çizgifilm izlesin biraz çocuk, bir şey olmaz." Demeyin: Anne babaların, ailelerin, kararlarına, doktorların önerilerine saygı duymalısınız.
Son olarak lütfen küçük çocuklara şaka yapmayın: Belli bir olgunluğa gelene kadar şakaları gerçek gibi algılayıp, korkabiliyorlar. Onları bu şekilde korkutup sonra da gülmeyin.
Yapılması istenmeyen şakalara örnekler:
"Gel sen bizim çocuğumuz ol, giderken seni de götürelim!"
Şapkan, elbisen... ne güzelmiş ver ben giyeyim.
Oyuncağın benim olsun."
Bu tür şakalar çocuklar için uygun değil. Komik de değil.
Anneler sözünü ettiğimiz bu konularda hassas ve ısrarcı oluyorsa son derece haklılar. Bu onları stresli, öfkeli hatta gerektiğinde kavgacı yapıyorsa ve siz bunu tuhaf buluyorsanız, yeni doğum yapmış kedilere veya doğadaki diğer canlılara bakabilirsiniz. Annelerin birincil içgüdüsü; bebeğini, tüm tehlikelerden korumaktır ve bu gayet normal olan bir durumdur.
Söz edilen isteklerin, çok sayıda yeni annenin duygu ve düşünceleri dinlenerek yazıldığından emin olabilirsiniz. Çocuklar büyüdükçe bu maddelerle ilgili fikirler de biraz esnemeye başlayabiliyor.
Hoşçakalın yeni yazılarda görüşmek dileğiyle...