Biz Ankaralılar, Atatürk’ün Ankara’mıza gelişinin 91. yıldönümünü kutlayamamanın derin üzüntüsü içindeyiz. Atatürk’ün ülkeyi kurtarmak ve bir devlet kurmak amacıyla gelişi 78 yıldan bu yana Seymen Alayı ile temsilen kutlanmaktadır. Ogün Ankaralıların en önemli günüdür ve biliyor ve inanıyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti’nin de…
Bu onursal karşılama törenini iptal etmek sureti ile Atatürk, Ankara, Anadolu ve Trakya halkından oluşan cumhuriyetimizin kurulmasındaki kutsal harcın hatırasına saygısızlık olmuştur. Yüreğimizde onulmaz yara açılmıştır. Hiçbir bahane; ne Ankaralıların ne de Türk halkının duygularını yatıştırma gerekçesi olamaz. Sayın Vali; Ankaralıları yormuştur, üzmüştür.
Bundan böyle; Atatürk’ün, Ankaralıların 7 bin yaya 3 bin atlıdan oluşan kızılca günlerde düzdüğü Seymen Alayı ile karşılanması, Seymen Alayı düzülmüşse; Ankaralılar için artık geçmişin olmadığı, gelebilecek bütün bela ile mücadele edileceği hükmü ve Seymenler’in Atatürk’e; “Seni görmeye, uğrunda ölmeye geldik”, Atatürk’ün de Ankaralılara; "Ankara ve Ankaralıların benim gönlümde bambaşka yeri vardır" sözleri yok mu kabul edilecek?
Tarihte bir Ankara Valisi öyküsü vardır. Ankaralı değerli gazeteci-yazar büyüğümüz Orhan Karaveli, “Bir Ankara Ailesinin Öyküsü” adlı kitabında şöyle anlatır: “Osmanlı’nın son dönemlerinde nedendir bilinmez Ankara çok vali eskitmiştir. Yüzyılın sonlarında yine bir Abdülhamit Valisi atanır. İçlerinde müftü efendinin, eşrafın ve azınlık temsilcilerinin de bulunduğu bir “hoşamedi” (hoş geldiniz) heyeti Vali Paşa’yı ziyarete gider. Heyette tabii Seymenbaşı da vardır ve gösterişli tören giysileri içinde 100 kadar atlı ve silahlı Seymen de gelenek uyarınca “Hükümet” binasına kadar eşlik etmiştir. …makam odasında ziyaretçilerin oturabileceği, tek bir koltuk, kanepe hatta sandalye bile yoktur. Anlaşılan Vali Paşa, ne denli güçlü olduğunu ilk günden göstermek istercesine … odadaki oturulabilecek tüm eşyayı önceden boşalttırmıştır. Ankara “eşrafını” ayakta tutacaktır, karşısında!
…Tatsız muamele “Heyet” üyelerini çok rahatsız eder ama hayretle birbirlerine bakınmaktan başka bir şey de yapamazlar. Seymenbaşı Halil Efe heyetteki büyüklerinin bir şeyler yapmasını bir süre boş yere bekledikten sonra Vali Paşa’nın masasına doğru şöyle “efece” iki adım atarak:
-- Hele bana bir bak Vali Paşa Hazretleri! der. Ankara halkı adına eşraf, baban yaşında bunca insan, seni adam yerine koyup “Hoşamedi”ye gelmiş, Onları buyur edip oturtacak birkaç sandalye vermedi mi devletin sana?
Vali Paşa, hiddetle yanındaki zaptiyelere dönerek:
-- Tutun şu edepsizi ? diye haykırır.
Halil Efe tabancasını çıkarır ve kendisini çok iyi tanıyan zaptiyeleri:
-- Hele siz bu işe karışmayın yiğitlerim, diye uyardıktan sonra tekrar Vali Paşa’ya dönerek:
-- Sen… diye devam eder. Hele bir yol, yerinden kalk pencerene git ve bahçendeki Seymenlere şöyle bir göz at. Yaptığını bir bilseler “Hükümetini” başına yıkar bu Ankara Seymenleri…
Vali Paşa tam bir şaşkınlık içinde yerinden kalkıp pencereye doğru yürüyünce de bir kez daha zaptiyelere dönen Halil Efe:
-- Oğlum getir bakayım Vali Paşa’nın koltuğunu buraya der, Zaptiyeler söyleneni yaparlar. Efe, Ankara Müftüsünü bu koltuğa buyur ettikten sonra ayakta kalan Vali’ye:
-- Bak Paşa Hazretleri, der, şu küçümsediğin Ankara senin gibi nicelerini gördü. Haklarını yemeyelim, eli öpülecek Valiler de gelip gittiler. Ama Ankara’yı temsil eden “eşraf” hep burada kaldı ve kalmaya da devam edecek. … … Şimdi emir ver de bizlere birer sandalye getirsinler, oturalım. Söylersen birer de acı kahveni içmek isteriz.
Valinin odasındaki işleri bitince, “Hükümet”teki bir odaya kapanır “Hoşamedi Heyeti”. Vali Paşa hakkında kötü bir izlenim yaratmamak için olup biteni Ankara halkından gizlemeye karar verirler. Hem, Vali dersini fazlasıyla almıştır. Gene de çok geçmeden olay duyulur. Bir süre Halil Efe hakkında soruşturma filan açılması beklenir ama kimse Seymenbaşı’nın kılına dokunmaz.
Vali Paşa ise çok geçmeden ve sessiz sedasız Ankara’dan ayrılır.”
***
Anlaşılan o zamana kadar Ankara Valisi olan Vali Paşa, artık sadece Vali kalmıştır.
Evet; 27 Aralık 2010 günü Atatürk’ün gelişi nedeniyle temsili folklorik Seymen Alayı Yürüyüşü’nün engellenmesine Ankaralılar; kırılmıştır, üzülmüştür ve darılmıştır.
Ankara’da; “Darıldığı dağın odununu kırk yıl yakmaz”, diye bir deyim vardır. Evet, Ankaralılar sineye çektiği bu muameleye, belli etmese de kırılmıştır, darılmıştır. ......
31 Aralık 2010 / iSTANBUL