Beni ilk gençlik yıllarımdan tanıyan dostlar, hiçbir zaman asıl mesleğim olmadığı halde "gazeteci" olarak bilirler. Bunun nedeni; 15 Mart 1975 ile 06 Ekim 1980 tarihleri arasında yaklaşık 6 yıl, Ankara’nın iki kardeş ilçesi Kızılcahamam ve Çamlıdere’nin ortak bölge gazetesi YÖREMİZ’de, yerel gazetecilik uğraşısı vermemdi. Asıl mesleği gazetecilik olan Erdal TÜT, sendikal gazetecilik yaparken, bir yandan da o yörenin çocuğu olarak YÖREMİZ gazetesini yayınlamaya başlamıştı.
Ben babasının aldığı; bazen Ulus ve Milliyet, bazen Milliyet ve Günaydın, bazen Milliyet ve Cumhuriyet gibi günde iki gazetenin okunduğu evde, yine babasının dışarılarda bile dinlediği radyonun etkisi altındaki çocukluk ve ilk gençlik yıllarımı geçiriyordum. “Ne olmak istiyorsun?” diye genel olarak herkese sorulan soruya ben duraksamadan ya öğretmen ya gazeteci olmak istediğimi söylerdim. Geleceğimle ilgili iki erek belirlemiş bir kişiliğim oluşmuştu.
Ortaokul ve lisede okurken, kültür ve edebiyat koluna seçiliyor, okulun duvar gazetesini çıkaran ekibin içinde yer alıyordum. Duvar gazetesine güncel konulara ilişkin makaleler ve folklör oynayan arkadaşlarımızın etkinliklerini gazeteci gözüyle haber yapıp, onların başarımları hakkında eleştirel yazılar yazıyordum. Okul yöneticileri ve öğretmenlerimizin evlerine gidip söyleşiyor, ilçenin Belediye Başkanı veya Kaymakamı ile yanımdaki arkadaşımla röportaj yapıp, yayınlıyorduk.
Böyle bir ortamda; ilçemizde YÖREMİZ Gazetesi yayınlanmaya başlamış ve bu benim için tam bir şans olmuştu. Artık gazetecilik; yaşamımı belirleyen bir çizgi, bir anlamda geleceğim olmuş ve sevdiğim bir uğraşıya kavuşmuştum. Gazetecilik alanında ustalaşmamı sağlayan Değerli Ağabeyim Erdal TÜT’e sonsuz sevgi, saygı ve esenlik dileklerimi sunarım. Evimize aldığı gazetelerden etkilenmeme yol açan Demirci Ustası ve Kore Gazisi babam Ahmet AKKAYA’ya gönül borcum bitmez; bu duygularımı ruhu duysun, sevinsin ve mutlu olsun.
Altı yıla yakın süre ile yayınladığımız gazetemizi, içinde bulunduğumuz ekonomik ve kişisel sorunlarımız nedeniyle kapatma kararı aldık. Tam 44 yıl önce; 06 Ekim 1980 tarihli YÖREMİZ’de yayınlanan “Acısı ve Tatlısıyla…” başlıklı son ayrılma yazım, sanki bugüne bir ilinti, bir randevu özlemiymiş. Bu yeniden buluşma; hep içimde yaşata-geldiğim gazetecilik alevinin, tutkusunun, harının yaşam bulmasıdır.
Kağıt üzerindeki gazeteciliğimi, şimdi zamanın gereği olarak internet gazeteciliğine dönüştürmüş olacağım. Başladık biz, 30 gündür yayındayız. YÖREMİZ’den, YURDUMUNSESİ’ne geçiş böyle bir sönmez ateşin; alevi, koru olarak izlemenize açık olacaktır. İnternet sitemiz; beğeni ile izleyeceğiniz, katılım göstereceğiniz, kendinize aitmiş gibi duyumsayacağınız, çok memnun kalacağınız, evinizdeymiş duygusu, güveni ve hoşluğu içinde güzel zamanlar geçireceğiniz, bir içerikte olacaktır. Yurdumunsesi, yurduna ses olanların sesleri ile büyüyecek, gelişecek ve ortak sesimiz olacak.
Diyeceksiniz ki aradaki 44 yılda neler oldu? Öğretmenlik, memurluk, İlköğretim Müfettişliği, Eğitim Müfettişliği ile kamu görevinin içine sığdırdığım siyaset günleri, kulüpçülük, dernekçilik ve sendikacılık da uğraşlarım oldu. Emekli olduk. Şimdi yeni bir heyecanla sizlerle birlikte olmanın mutluluğu içindeyim. Uzatmayayım, daha çok söyleşeceğiz.
Merhaba diyelim… Hoş bulduk.