13 Ekim Çarşamba, yani bugün Ankara’nın başkent oluşunun 87. Yıldönümünü (Pazartesi-102. Yılı) kutluyoruz. Türkiye’mize kutlu olsun.
1. Dünya Savaşı 1918’de sona ermiş, ancak devletler imparatorluklar kurmuş, çağlar kapatıp-açmış bir ulusun yok edilmekte olunduğu günler yaşanmaktaydı...
Büyük bir geleneğin mirasçısı kuşakları hep var etmeyi bilen Türk toplumu, kendi kültüründen, özünden gelen kalkışmasını, yine bir tarihi öndere inanarak yapabilmiştir. Son Türk devletinin önderi ATATÜRK de tarihin derinliklerinden böyle çıkagelmiştir.
Milletin azim ve kararına dayandırmaya çalıştığı projesini gerçekleştirmek için Anadolu insanına olan güvenle yollara düşmüştür. Kar-kış demeden İstanbul, Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas güzergâhında oluşturduğu büyük örgütlenmeyi, Dikmen sırtlarından Ankara’ya girişte karşılaştığı, çok önemli ve anlamlı günlerde düzülen ve bir Ankara geleneği olan Büyük Seğmen alayının Kızılca Günü ile taçlandırmıştır. Kızılca Gün, halkın büyük bir özgüvenle galeyana gelmesi, gözünün dönmesi ve kalkışmasıdır. O günden sonra Ankara, örgütlenme ve mücadele merkezi olmuştur.
Amasya Genelgesi
Anadolu halkına güvenen Gazi, sadece yeni bir yurt oluşturmakla kalmamış, tarihten gelen aksaklıklara da çözüm bulmuştur. 22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi’nden başlayıp 6 ilkesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na girmesini sağladığı 5 Şubat 1937 tarihine kadar süren 18 yıllık zaman diliminde oluşturduğu Türk Devrimi’ni, çağlar ötesine ulaşacak derinliklere nüfuz ettirmiştir. Bir toplum durağanlıktan, uyutulmuşluktan, çaresizlikten, yoksulluktan, kısa bir zaman diliminde modern yaşama aktarılabilmişse, bu büyük bir devrim ve gerçekleşmiş bir çağdaşlık projesidir.
Güçlü irade
Ankara ile Atatürk arasında oluşan büyük aşk, devrimine temellik etmiştir. Atatürk kurduğu Türkiye’nin başkentini 13 Ekim 1923 günü Ankara olarak belirlemiştir. Bu büyük ve güçlü irade, 27 bin nüfuslu bir kenti, başkent yapabilecek kadar devrimciydi.
Lider olmak, öyle bir özgüven, cesaret, öngörü gerektirirdi. Bugün, Ankara’nın Türkiye, Türkiye’nin de Ankara olduğu gündür. Öyle munis bir halkı olan Ankara’ya bu onursal bahşediş, Anadolu’nun 81 kentinin hiçbirinde kıskançlık yaratmadığı gibi, kurucusunun inancına uygun olarak Ankaralılarda da abartılı bir övünç nedeni olmamıştır. Ankara’nın temiz insanları, Ankara’yı Türk halkının ortak kenti olarak yaşamayı bilmişlerdir. Türkiyemizin bütün insanları, Ankara’nın başkentliğini büyük bir memnuniyetle kabul etmiş ve içselleştirmişlerdir. Bu, büyük devrimcinin öngörülemez sezgisi ve öngörüsünün sonucudur.
Atatürk’ün Ankara’yı başkent yapma kararı; tüm Türkiye’ye ait bir onurdur ve Ankaralılar bu onursal armağanı, sessizce ve derinden yaşarlar.