Bugün, Ankaralıların en güzel günüdür. Sadece Ankaralıların değil, Karslıların, Kayserililerin, Kırşehirlilerin, Hakkari, Hatay, Antalya, Muğla, Aksaray, Tekirdağ, Trabzon, Batman, Zonguldak, Eskişehir, Van ve İzmitlilerin de en güzel günüdür. Bugün bir başka gündür. Bugün 27 Aralık 1919'dur.
"Seni görmeye, uğrunda ölmeye geldik" diye karşılayan Ankaralılar, seymenler bugün mutludur. En büyük Türk'ü, Dikmen sırtlarından Ankara'ya gelirken, atlı ve yaya binlerce Ankaralı karşılıyor… O geliş, tam bir geliştir gitmemecesine… O, Ankara toprağında herkese ait olabileceğini biliyordu. Saf, temiz, art niyetsiz, kıraç toprakların insanlarına, sırtını dönecek kadar güveniyor, onlardan haz ve hız alıyordu. O, sağlam yurt ve sağlam karakter arıyordu. Aradığı orada, Ankara'da vardı ve o Ankara, Anadolu'nun ta kendisi idi… Orası Ankara değil, Karabük, Bursa, Adıyaman, Mersin, Sinop, Çankırı, Kütahya, Giresun, Tunceli ve Adana idi.
19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan büyük macera; Amasya'da tespite, Erzurum'da örgütlenmeye, Sivas'ta karara, Ankara'da eyleme dönüşüyor, Anadolu sarı paşasına bakıyordu… Ankara, bağrındaki yiğidin farkında… Bir büyük kurgu, bir şeyler üretiyor… Yarın bir şeyler olacak biliyor, ya sabır diyor Ankara; var bir bilgelik (hikmet) bu yüce konukta… Ankara'nın toprağından bir çömlek olacak belli… Doldur ana, ana dolu, herkes bilir bu efsaneyi… Ankara'ya Mustafa Kemal olarak gelmiş, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak; ta Kırklareli'nden, Burdur'a, oradan Muş'a, Erzincan, Malatya, Ordu, Ağrı, Konya, Bingöl, Uşak'tan Siirt'e kadar, burası Misak-i Milli demiştir, dediğini de yapmıştır.
Çanakkale ayrı bir destandır. Yurdun savaş yorgunu çocukları, Ankara'dakine; Ardahan, Bayburt, Bartın, Kırıkkale, Düzce, Isparta, Denizli, Nevşehir ve Bitlis'teki babasına güvenircesine güvenmiş, koşup gelmiştir, ya meclise ya da cenge… Burası Türk yurdu kalacak, bunu herkes böyle bilecek! Ankara, genel karargahtı… O, Selanik'te doğacak, Gaziantep nüfusuna kayıt olacak, Erzurumlu "Gel bizden milletvekili ol", Ankaralı 5 Ekim 1922'de "hemşerimsin" diyecek… Yurt çocukları; Manisa, Yozgat, Karaman, Osmaniye, Bolu, Diyarbakır, Gümüşhane, Mardin, Yalova, Kilis, Bilecik ve Iğdır tehlikede demeyip, Ata nereyi gösterirse oraya ölmeye gidecek, olacak iş mi? Ama oluyor işte; hangi inanç, hangi güven, hangi ülkü göze aldıracak bu sonucu… Bir şey var bu İNSANDA… "Size taarruz etmeyi değil, ölmeyi emrediyorum" diyecek, toprağın insanları koşarak gidecek önündeki hedefi olan ölüme ve geleceğe…
Madem ki; herkes koşuyor bu işe, bindirmeli milletin sırtına yükü… "Kendisi kurtarsın, kendisi kursun, kendisi korusun o halde" dercesine, açıverdi Millet'in meclisini yine Ankara'da… Biliyordu ki insan, kendine ait olanı daha iyi korur, ölüm pahasına… Tanıyordu insanın mayasını, yüreğini, bilincini, bencilliğini… Bunlar insanların eksikliği değil, kendisi idi… Önce yurt ve namus uğruna büyük savunma, sonra topyekün saldırı… Olmaz, olamaz diyen Şanlıurfa, Gaziantep ve Kahramanmaraşlılar, hey gidinin efeleri, dadaşları, seymenleri, zeybekleri, horon tepenleri, halay çekenleri; Çorum'dan, Niğde'den, Şırnak, Balıkesir, Artvin, Aydın, Elazığ, Tokat, Kastamonu ve Rize'den kopup gelenleri, şehitliklerden bellisiniz, Sakarya, Afyonkarahisar, Edirne ve İzmir, Anadolu bir, Ankara başşehir…
Kimsenin itirazı, o gün de bugün de yok… Birazcık eski kalıntılar; milletin ölmüşünün ve yaşayanının canını sıkmakta; Ankara'nın İstanbul'una payitahtlık payesi vermeye kalkışarak! İstanbul, yaşadığımız kentimiz, dünya güzeli, atalar diyarı… Biz seni, sen Ata'nı bilirsin; sende ölmüş, Ankara'da doğmuş yurdunu ve yine senin bağrında ölmüş, Ankara'da yaşayanı…
Nedir bunların derdi, senin böyle bir derdin yokken İstanbul? O, Ankara'dadır… Milletinin kalbinde, başkentindedir… İyi ki, o günden bugüne oradadır…O, Ankara'da ise sorun yoktur, ötesi boştur. Gönüller ferah, yürekler pek olsun, sağlam yerdedir… "Seni görmeye geldik, uğrunda ölmeye geldik" diyenlerin bağrındadır. Devrim ve ilkelerini benimseyen ve uygulayan, bunun hazzını, bahtiyarlığını sessiz, derinden ve buram buram yaşayan Ankaralıların, Türkiye'nin kalbindedir.
Türk Ulusu'nun gönlünde Türk Bayrağı gibi dalgalanan hemşerimiz, yüce önderimiz Atatürk, Ankara'mıza hoş geldiniz! Hoş gelişler ola Mustafa kemal Paşa.