İnsan ilişkileri sağlıklı bir iletişimle anlamlı olur. İnsan ilişkisi ve iletişimin kaynağı ailedir. Aile, fertlerini ne kadar sağlıklı sunabilirse o toplum sağlam temeller üzerinde yükselir.
Ailede; içten, güvendiren, özendiren, yol gösteren, demokratik ve saygı temelli iletişim kanalları açık tutulur ve bireyler bu kanallardan yararlandırılırsa, sağlıklı toplum oluşturmaya yönelik yapı tuğlaları örülmüş olur. Aile içindeki iletişim kopuklukları, topluma atılmış dinamit gibi etki yapar ve insanları yaşamları boyunca da yönlendirir. Aileler bu iletişim ilişkisini, geleneksel yöntem olarak taşıdıkları için sıkıntı da oradan başlar. Aileler kendi kültürlerine yabancılaşmadan, yeni öğretileri de yaşamlarına sokabilmelidir. Bu, sağlıklı bir toplumun oluşmasına en büyük katkı olur.
Aile içindeki karşılıklı saygı, sevgi, dayanışma, yardımlaşma, anlama, dinleme ve güvene dayalı ilişkiler, sosyalleşmiş bir aile örneğidir. Aile en küçük sosyal bir kurumdur. Bu kurumun fertleri, kendi dünyaları ile o ailenin iklimini oluşturur. Aile fertlerindeki bir bozulma ya da olumlu bir gelişim, tüm bireylerini etkilediği gibi, aile yapısını da olumlu veya olumsuz olarak etkiler. Çocuk sayısının tek veya çok sayıda olması, büyük anne ve babaların, dayı, hala, teyze ve amcaların yakın bir ortamda bulunmaları da aileyi etkileyecek önemli etkenler arasında yer alır. Bu durum, ailede ve bireylerde farklı duygular ve davranışlar yaratır. Oluşan tutum ve davranışlar, her bireyin kendisine özgü politikalar ve yandaşlar oluşturmasına yol açar. İnsanların bu farklı yapılanımı; aile içi güven ve saygının ötesinde, sevilme, beğenilme, değerli olma, mutluluk, zorluklarla mücadele, kendini gerçekleştirmeye dayalı bir değer duygusu oluşturur. Bu geniş aile, toplumsal sosyalleşmenin de bir anlamda alt yapısını oluşturur.
Çocuk ve aile bireyleri; iş dünyası, okul, çevre, arkadaş ilişkilerinde hep aile içinde ilk aldıkları terbiyeye dayalı olarak gelişirler. İlk öğrenilen yaşam biçimi, kalıtsal özellikler içerse de aile içi toplumsal benzeşmenin izlerini taşır. Olumlu örnekler, istenilen alışkanlıkları geliştirir ve yangınlaştırırken, olumsuz örnekler de yaşamın zorlukları olarak öne çıkar. Toplum içinde iyi-kötü davranış kalıbı olarak her iki örnek de yaşam bulur. Aile içinde iyi ve davranışı bozuk fert olarak gözüken bireyler, toplum yaşamını oluştururken de var olurlar. İşte bozulan toplum yapısının da temeli böyle atılmış olur. Eğitim ortamları, çevre, okul ve iş arkadaşlıkları beğensek de beğenmesek de meyvesini iyi ya da kötü örnekler olarak ortaya koyar. Formal ve informal ilişkiler artık belirleyicidir. Ancak, iyi aile eğitimi almış örnekler toplum yaşamının her şeye karşın düzgün gitmesini sağlar.
Sağlıklı bir insan topluluğu içinde yaşayabilmek, düzgün kuralları belirlenmiş ilişkiler ağı oluşturabilmekle olur. Gelir dağılımında adalet sağlanabilmişse, hak gözeten bir sistem kurulabilmişse, aileden getirilen çocuk davranışları, ait olunan toplumun değerleri ile örtüşen bir öğretim ve eğitimle şekillendirilebilmişse, mutlu insanlar ülkesi yaratılabilir. Bu anlamda, çocuk ailenin aynası gibi gözükmekte iken, aile de toplumun aynası haline gelir.
Türk ulusunun; spor, sanat, estetik duygular, tiyatro, sinema gibi kültürel alanlara büyük önem vererek sosyalleşmesini sağlamak yanı sıra, insanların fert olarak özgür kişilik oluşturmalarını da öngören yüce önderimiz Atatürk herhalde boşuna dememiştir "Türk toplumunun temeli ailedir" diye.
Tek ve çok çocuklu aileden gelme, çevre, ekonomik ve çeşitli kültürel etkilerle biçimlenen fert; aile içinde kendine biçilen rolü ile toplum içine girer. İnsana özgü fizyolojik ve ekonomik, güzellik, sağlık, beğenilme, kendini kabul ettirme, gibi temel ihtiyaçları ile toplum içinde yer alır. Eğitim sistemi, sosyalleşmeye bu anlamda hizmet etmeli, toplum da bu psikolojik, sosyal ve toplumsal ilişkilerin sağlıklı bir zemine oturmasına yardımcı olmalıdır.
Aile kurguları bozulmamalı, orada oluşan güzel duygular toplumun geneline yansımaya devam etmelidir. Kuşkusuz sağlıklı aile yapılanımı da hak, adalet, doğruluk dürüstlük ve eşitlik gibi karşılıklı iletişim ilintileri ile topluma egemen olmalıdır.
Aile içi güven, dayanışma, yardımlaşma ve saygı kavramları insan ilişiklerinin bütününe yayılabilmelidir.
Eğitim ortamları, okullar; bu kavramlara hayatiyet kazandırmaya çalışsalar da ailenin, insan doğasına yapacağı temel doyum yadsınamaz. Sağlıklı ve düzgün bireylerin kaynağı ailedir. Aile, sosyalleşmenin de anahtarıdır.