“Mahkemeye vereceğim …” sözü, masum ve insancıl bir arka bulma yoluydu… Mahkemeler; sanki insan öğesinden oluşmuyor da kutsal bir yüceliğin, inanılan ve güvenilen bir kurumsallığın mihenk taşı idi. Ekonomik güç, siyasal nüfuz ve her türlü makam sahibinin, eşraftan ileri gelenlerin, ağanın, derebeylerinin ve kaba kuvvet ve şiddeti üstünlük aracı olarak kullananların yaptıkları haksızlık ve iftiralara karşı bir güvence olarak mahkemeler, bence insanlığın en önemli buluşlarından birisidir.

          Belki çok yerde vardır… Antalya bölge idare mahkemesi binasına girdiğinizde yaldızlı harflerle süslenmiş “İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır” ve “Kuvvetsiz adalet aciz, adaletsiz kuvvet zalimdir” sözleri ile karşılaşır, “Hah şöyle, işte mahkeme budur” diye düşünür, sevinirsiniz.

          İnsanların en temel hak ve özgürlüklerini tanımak istemeyen muktedirler; çağın, dünyanın, bilimin ve bilginin ulaştığı büyük ivmeye karşın, insanlığa adaleti çok görmektedir. Adalet gibi en kutsal hakkı, ileri toplumlar daha güvenceye alırken, geri kalmış toplum yöneticileri getirdikleri hukuksal mevzuat ve normlarla, insanların aleyhine işletmeye devam etmektedir. İnsanlık; geldiği, kazandığı güvenlik ortamından geriye gitmemenin yollarını aramalıdır. Nasıl, çocuğu anne ve baba, toplumunu birlik, sendika, oda, baro ve devlet koruma ve güvence altında tutuyorsa, mahkemeleri de öncelikle bağlı olduğu meslek organları, haliyle de yargıç, savcı ve avukatların korumaları beklenir.

          Bir büyük ihtiyaçtır mahkeme… aslına, özüne ve varlık nedenine zarar gelmemesi için özellikle ve özenle korunmalıdır. Bu koruma ve güvence; Maslow’un fizyolojik gereksinimden sonraki, güvenlik gereksiniminin yerine getirilmesi gibidir. Güvenlik gereksinimi insan olmanın, sosyalleşmenin temelidir. İnsanlar gibi, insanlığın icadı kurumlar da güvencede olmalı ve korunmalıdır.

          Biz insanlar; mahkemelerin, hakkı gözetip, adaleti sağladığına inanırız. Bir davayı kaybetsek dahi, ona olan inancımızın sarsılmamasını isteriz. Çünkü mahkeme; güçlünün güçsüze zaten var olan üstünlüğüne karşı, bir doğrunun, bir hakkın teslimini sağlayan -çağdaş ve demokratik(!)- bir hukuk kurumudur. Mahkemeler olmasa, insanlar adaleti sağlamak veya gücü ile üstünlük sağlamak için birbirlerine girerdi. İnsanlık, binlerce yıllık tecrübe ile oluşan bu kurumun yok olmamasını ister. Bu anlamda; mahkemelerin, adaletli çalışmak sureti ile kendisine olan güveni devam ettirme titizliğini, verdiği kararlarda da görmek, insanların en önemli gereksinmesidir. Bu, yargının varlık nedenidir. Evet mahkemeler; adaleti sağladıkları sürece en önemli güvencemiz, güvenliğimiz ve sığınağımızdır!

          Adalet, “Mahkemeye vereceğim” tümcesindeki masumiyete uygun gerçekleşmelidir. İnsanlar, “Kimi kime şikayet edeceğim” noktasına gelirse, en modern hak ve hukuk güvencesi olan mahkemelere ve dolayısıyla insanlığa yazık olur. Mahkemelerin; güvenilir ve inanılır olabilmesi için, öncelikle yargıç, savcı ve avukatların çok titiz olmaları ve adalet olgusuna zarar gelmemesi için çaba göstermeleri gerekir. Yargı mensuplarının “görevi ve yetkiyi kötüye kullanma” olarak algılanabilecek, adalete gölge düşürecek, sorumsuzluktan kaçınmaları beklenir. Adaletli olmak, yargı elamanları için Doktorun Hipokrat yemini gibidir!

13.03.2014 /Antalya