6 Şubat günü meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremde yitirdiğimiz binlerce can kaybından sonra, büyük yıkımın ekonomik zararı da Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığı tarafından “2 trilyon lira” olarak açıklandı. Bu miktar; 4 trilyon 470 milyar lira olan 2023 bütçemizin yarısına yakın. Ülke ekonomisini böylesine sarsan deprem zararının altından hangi depremzede kalkabilir?
Yangın ve sel felaketleri ile büyük deprem yıkımlarının yaraları ancak ortak ulus bilinci ile sarılabilir. En değerli varlıkları canlarını, ev, bark ve eşyalarını yitirerek, kumaştan duvarları olan ve adına çadır denen evlerindeki(!)” çaresizliklerini, ancak millet ve onun örgütlü yapısı devlet giderilebilir.
Prof. Dr. Emre KONGAR, 14 Mart günlü (2023) Cumhuriyet’te "Depremzedelere evleri ücretsiz verilmelidir" diye yazdı. Bu yazıda; devletin, depremzedelere evlerini neden ücretsiz vermesi gerektiği net bir şekilde anlatılıyordu.
Çocukken, babam ortaklarından ayrılarak kendi demirci dükkanını açmıştı, ama babamın dükkânı başka dükkanlara benzemiyordu! Duvarları tuğla, briket veya betonla değil, dört tarafı tahta ile örülmüş, çatısı da sacla örtülmüştü. Çocuk dünyamda öyle içime işlerdi ki, kuvvetli bir rüzgar çıksa, dükkanımızı uçurur diye düşünürdüm. Duvarı kumaştan evler, yaşantımda duyumsadığım bu acıyı anımsattı.
Kumaş duvarlı ev! Yani, çadır… Yağmur yağar, sel gelir, yangın olur, fırtına çıkar ve yok olur gider o çadır evler. Yeni ölümler olur, yeni acılar haykırılır. Yazın başka, kışın başka zorlu yaşamlar, yaşamayanlarca bilinemez.
Sanki yurttaş evini, barkını, aile fertleri canlarını yitirmemiş, evleri, işyerleri yıkılmamış, uzun yıllara yayılacak, psikolojik ve ekonomik çaresizlikle karşı karşıya kalmamışlar gibi çadır evlerle yaraları sardıklarını, acılarını unutturduklarını sandı günümüz iktidarı.
Emre Kongar Hocamız’ın yazısı üzerine; Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 42 yetkili imza sonucu yapılan binaların depreme dayanıklı yapılmamasından devletin sorumlu olduğunu söyledi. Buna dayanak olarak da Anayasanın “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” hükmünü, ileri sürerek "Depremzedeye evleri hiçbir ücret alınmadan yapılacak” vaadinde bulundu.
Bu yaklaşım; evleri yapıp, depremzedeleri 20 yıl süre ile borçlandırmak isteyen üzücü, kırıcı ve hırpalayıcı bakışın yanında; çaresiz insanlara, daha empatik ve sevecen davranan bir devlet anlayışının hayat öpücüğüdür. Çadırdan ev, tahtadan dükkan mı olur?
10.05.2023 / İstanbul