Yarın!

Rasim AKKAYA

09-11-2024 13:52

          “Yapılan hiçbir iş, emek boşa gitmez, mutlaka bir gün ihtiyaç duyulur ve kullanılır” diye söylerim çoğu zaman… Bu yargım, yaşamımdaki deneyimlerimle oluştu. Yapılan, uğraşılan, emek verilen, düşünülen ama mutlaka kayıt altına alınan her çaba, çalışma, uğraşı, bir gün mutlaka değer buluyor. “Bunu yapıyorum ama her şey boş, boşuna uğraşıyorum” demeyeceksin…

          Şimdi elime geliveren böyle bir uğraşımdan söz edeceğim sizlere… Bundan tam 14 yıl önce 7 Kasım 2010 günü tamamlayıp, yayınlanması için bir yerlere gönderdiğim bir yazı duruyor önümde, “DOKTOR DOKTOR KALKSANA” başlıklı… Dururmuş, sanal dünya (internet ortamı) kayıtlarım arasında. Yayınlanmaya değer bulunmadı yanıtı da yok kimseden… Ya yazı uzun bulundu ya bu çocuk işi denildi ya işlerine gelmedi ya da hiç okumadılar. Dördü de kabulümdür. O bana aittir, benim göz nurum, benim emeğim, benim bakışım, benim duygularım, hiç kimsenin gözünde değeri olmasa da benim düşüncelerimdir.

          Size bir şey söyleyeyim mi? Ne zaman, neredesiniz, kaç yaşındasınız, ufkunuz, bakış açınız ne kadar, neyi çözebilir, neye kafa yorabilir siniz? Ne zaman ne yaptınız ise o gün baktığınız yer, bakışınız, görüşünüz o kadar önemlidir ki tam öyle bakamazsınız bir daha… Ha, yeni bir bakış alanınız oluşur, oradan yeni gözlem ve yaşam birikimleri üretirsiniz ama o, önceki bakışınız gibi olamaz. Aynısını aynı güzellikte yaşayamaz, üretmez, ortaya koyamazsınız! Yeni üretiminiz bir başka özellikte ve güzelliktedir. Dünün, eski anların üzerine daha güzel, daha düşünülmemiş şeyler ortaya koyabilirsiniz. O yeni olan da güzeldir, hoştur, ama aynısı değildir. İyi ki de değildir. Nereden bakarsanız bakın; yaratılan, üretilen her şey bir güzelliktir. Yaşama sevincidir. Yeni yaratı ve üretimlere de bir temel, bir dayanaktır.

          Yarın, sizlere sözünü ettiğim yazıyı sunacağım. Yine söylüyorum: Aynı yazının kurgusunu, anlatım biçimini, seçilen sözcüklerini şimdi aynen ortaya koyamam! Demek istediğim şudur; şimdi daha arı Türkçe yazmaya ve konuşmaya özen gösterdiğim halde, o yazıdaki kurguyu, sözcükleri, tümceleri, o anlatım bütünlüğünü değiştirmek istemedim. Noktasına, virgülüne kadar hiçbir değişiklik yapmaksızın yazıldığı andaki gibi sunacağım. Her şey yerinde ve zamanında güzeldir. O yer ve zaman, neyse, neresiyse…

          Yarın, 10 Kasım… Benim tam sirenler çalarken, o bir an bir damla da olsa göz yaşı dökme anımdır. Sonra gelip, aslında hepimizin yaşantısının anlatıldığı o yazımı sizlerle birlikte bir kez daha okuyacağım.

DİĞER YAZILARI ÇOCUK AİLENİN, AİLE DE TOPLUMUN AYNASIDIR! 01-01-1970 03:00 Bu Millet Birbirini Öldürmeyecek, Hiç Uğraşmayın... 01-01-1970 03:00 İRADENİN HÜRRİYETİ!  01-01-1970 03:00 Ankara'nın Başkent Yapılması, Atatürk Devriminin Simgesidir 01-01-1970 03:00 Bir Aday Beşe Bölünmüş Kesimi Yenecekti! -2- 01-01-1970 03:00 Yolda Yalnız Bırakmayın! -1- 01-01-1970 03:00 TARİHTEKİ ANKARA VALİSİ! 01-01-1970 03:00 “YAĞIZOĞLAN” SEVİLDİ BİR KEZ! 01-01-1970 03:00 ÇADIRDAN EV, TAHTADAN DÜKKAN MI OLUR? 01-01-1970 03:00 MAHKEMELER SIĞINAĞIMIZ OLABİLİR Mİ? 01-01-1970 03:00 CHP'YE... 01-01-1970 03:00 Anadolu’nun Sarı Paşası Ankara’da… 01-01-1970 03:00 SİGARAYI BABAMIN MEZARINA GÖMDÜM! 01-01-1970 03:00 Hepsi Bu 01-01-1970 03:00 Duayen Öğretmenimiz Kerim Bal yaşıyor, biz mutluyuz 01-01-1970 03:00 Öğretmenimsin! 01-01-1970 03:00 Doktor Doktor Kalksana... 01-01-1970 03:00 Ecevit'i Anarken... 01-01-1970 03:00 Sitemizle ilgili X ve FACEBOOK duyurum 01-01-1970 03:00 YÖREMİZ'den YURDUMUNSESİ'ne... 01-01-1970 03:00